30 Haziran 2013 Pazar
Ter testi ile erken teşhis
Trakya Üniversitesi (TÜ) Tıp Fakültesi Fizyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Levent Öztürk, "Ter testi yardımıyla 'kistik fibrozis' yani dış salgı bezlerinin bulunduğu akciğer, pankreas, bağırsak ve ter bezi hastalıklarının önceden tespiti sağlanıyor" dedi.
Öztürk, bir çok hastalığın önceden tespit edilebildiği "ter testinin" acısız ve ağrısız bir yöntem olduğunu belirtti. Ter testi yardımıyla "kistik fibrozis" yani dış salgı bezlerinin bulunduğu akciğer, pankreas, bağırsak ve ter bezi hastalıklarının önceden tespitinin sağlandığını anlatan Öztürk, şu bilgileri verdi:
TER TESTİ 20 YAŞINA KADAR YAPTIRILMALIDIR
"Bu salgılar ile akciğerlerin temiz ve sağlam kalması sağlanır; toz ve yabancı cisimler, mikroplar bu akıcı salgı ile atılabilirler. Kistik fibrozisli hastalarda ise bu salgıların kıvamı artmış olup, akıcı özelliğini kaybederler. Doğumdan itibaren birden çok organımızı etkileyerek bu organlarda fonksiyon bozuklukları olmaması için ter testi yaptırılmalıdır. Bu tür testlerde hastanın herhangi bir yerine iğne batırma gibi bir durum söz konusu değil. Hastanın sadece kol bölgesine bir tane elektrot bağlayarak ve oradaki terleme sağlanarak uygulanan bir testtir. Tere bir takım ölçümler yapıyoruz. Böylece kistik fibroz hastalığının tanısına yardımcı oluyoruz. Kistik fibroz hastalığı kalıtımla geçen, akciğerleri yani solunum sistemini de ilgilendiren bir rahatsızlıktır. Toplumdaki genel taşıyıcılık 200'de 1 ve 400'de 1 arasında değişir. Ter testinin 20 yaşına kadar yaptırılması uygundur."
"TER TESTİ KLİNİKTE ÇALIŞAN DOKTORLARA DA KATKI SAĞLIYOR"
TÜ Tıp Fakültesi Fizyoloji Anabilim Dalı Sağlık Teknisyeni Recep Taşkıran da kistik fibrozis hastalığı tanısıyla gelen hastalara ter testi uyguladıklarını söyledi.
Test yapılan hastaların tamamının 0-20 yaş aralığında olduğunu ifade eden Taşkıran, "Ter testi genellikle yirmili yaşlara yakın kişilerde koldan yapılmakta. Hasta küçük ise test bacak arka ekleminden yapılmaktadır. Hastanemize Türkiye'nin birçok yerinden test yaptırmaya gelen hastalar vardır. Bağırsak, pankreas hastalıklarında da ter testi uygulanabilir. Doktorlar çocuklardaki öksürük ve astıma kimi zaman tanı koymakta zorlanıyor. Testimiz çok az bir terle yapılabiliyor" diye konuştu.
Bu hareket çok tehlikeli
Bu hareket çok tehlikeli
Ege Üniversitesi (EÜ) Diş Hekimliği Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nurselen Toygar, ağız kanserinin çok sinsi ve tehlikeli bir hastalık olduğuna dikkati çekerek, yanak ve dil ısırıklarının bu hastalığa zemin hazırladığına işaret etti.
Prof. Dr. Toygar, ağız kanserinin en ölümcül kanser türlerinden biri olduğunu belirtti. Kan akışının baş ve boyun bölgesinde çok hızlı olduğunu, ağız kanserinin bu etkenden dolayı çok hızlı şekilde vücuda yayılabildiğini anlatan Toygar, hastalığın erken teşhisinde iyi bir ağız muayenesinin etkili olduğunu ifade etti.
Ağız kanserinin hazırlayıcı bir takım faktörlerin olduğunu dile getiren Prof. Dr. Toygar, şöyle konuştu:
"SÜREKLİ DİL ISIRAN ÇOCUK DA TEHLİKEDE"
"Kötü yapılmış bir protez, ağız içinde bir bölgeyi vurur ve o bölgedeki dokunun travma görmesine neden olur. Travmanın devam etmesi de ağız kanserine yol açar. Ağız kanseri çok tehlikeli bir hastalık. Yanak ısırığı varsa, çocuk sürekli dilini ısırıyorsa ağız kanserine zemin hazırlanır. O doku zamanla kanserli hücreye dönüşebilir. Bu kanser türü genelde erişkin yaşlarda çok sık görülüyor. Ancak son zamanlarda özellikle çocuklarda, ağız hijyeninin iyi olmaması, ortodontik sorunlar, yanak ve dil ısırıkları gibi sebeplerle bu rahatsızlık daha çok görülmeye başladı.
Hastalığın tespitinde ağız muayenesinin çok iyi yapılması lazım. Ağızda bir bulguya rastlanırsa patolojik tetkik yapılmalı. Bu kanser türü son derece tehlikelidir. Baş boyun bölgesinde kan dolaşımı çok hızlıdır. Lenf düğümleriyle ve kan dolaşımıyla kanser boş boyuna çok hızlı yayılır. Bu kanserin tedavisi de çok zordur. Bunda yapılacak en iyi şey erken tanı, teşhis ve tedavidir."
"DİŞ HİJYENİ, SİGARA VE ALKOL DE ETKİLİ"
Ağızda, dilde veya dişlerin olduğu bölgede geçmeyen yaraların ağız kanserinin belirtileri olduğunu vurgulayan Nurselen Toygar, bunların ağrısız olduğunu, geçmeyen bu yaraların mutlaka patolojik olarak incelenmesi gerektiğini belirtti.
Ağız kanserinin oluşumunda diş hijyeninin, sigara ve alkol kullanımının da önemine işaret eden Prof. Dr. Toygar, şöyle devam etti:
"Diş hijyeninin olmaması, sigara, alkol kullanımı, kötü beslenme ağzın müdafa mekanizmasını düşürüyor. Düşürdükleri için de lehimize çalışan mikroorganizmalar hastalık yapıcı hale geliyor. Kanser hücrelerinin hazırlayıcı faktörü oluyor. Yanak ısırığı varsa veya çocuk dilini ısırıyorsa bu hastalığa zemin hazırlanır. Mutlaka bir hekime görülüp koruyucu bir tedavi yapılması gerekiyor."
Tip 1 diyabete aşı yakında
Diyabet aşısı yakında
Bağışıklık sistemine insülin hormonuna saldırmamayı öğretecek” bir diyabet aşısı geliştiriliyor.
ABD’nin Stanford Üniversitesi Tıp Merkezi uzmanları, Tip 1 diyabet hastalığı olan 80 kişi üzerinde yaptıkları aşı denemelerinde bağışıklık sistemi saldırılarını durdurmayı başardıklarını duyurdu. Tip 1 Diyabet hastalarında bağışıklık sistemi pankreastaki beta hücrelerini yok ediyor. Geliştirilen aşı beta hücrelerine saldıran beyaz kan hücrelerini hedef alıyor. Üç ay boyunca haftada bir aşı yapılan hastalarda bu beyaz hücrelerin sayısı düşüyor.
Refiye'ye aynı anda 6 organ nakledilecek
Refiye sonunda gülüyor
Milyonda bir görülen Gardner sendromu hastalığı ile boğuşan, tedavi için ABD'ye gönderilen Refiye Yılmaz'a bir ay içinde aynı anda 6 organ birden nakledilecek.
Milyonda bir görülen Gardner sendromuna yakalanan ve sağlık bakanlığı tarafından tedavi için Amerika'daki Miami Jackson Memorial Hastanesi'ne gönderilen Refiye Yılmaz'ın tedavi süreci tüm hızıyla devam ediyor. ABD'deki tedavisi sırasında ince bağırsağın dışında 5 nakil daha olması gerektiği anlaşılan Refiye için gerekli tüm organlar bulundu. Genç kız, bir ay sonra aynı anda mide, pankreas, karaciğer, böbrek, kalın bağırsak ve ince bağırsak nakli olacak. Takılan ince bağırsağı ise dışarı çıkarılarak bir yıl bu şekilde yaşayacak. Nakil sonrası enfeksiyon kapmaması için tedavisi devletin kiraladığı evde devam edecek.
REFİYE’NİN TEK DİLEĞİ TEDAVİ OLMAK
6 AY SONRA TÜRKİYE'YE DÖNECEK
Operasyondan 6 ay sonra Türkiye'ye gelecek olan genç kız, yaklaşık bir yıl sonra bu kez ince bağırsağının içeri alınması için yeniden Amerika’ya gidecek.
Tedavi olmak için 14 Nisan 2013 tarihinde Esma Yılmaz ile Amerika'ya giden 24 yaşındaki Refiye, “İnce bağırsak nakli olacaktım şimdi doktorlarım 5 organ nakli daha olacağımı söyledi. Aynı anda 6 nakil olacağım. 6 ay burada kaldıktan sonra Türkiye’ye döneceğim. Bir yıl Türkiye’de kaldıktan sonra ise tekrar Amerika’ya gelerek dışarı verilecek olan ince bağırsağım içeri alınacak” dedi.
VİZEM ÇIKINCA KIZIMIN YANINA GİDECEĞİM
Kızının tedavisi için çaba gösterenlere teşekkür eden Baba Mustafa Yılmaz, “Kızımı 6 organ birden nakledilecek. Kızım nakilden sonra buraya gelecek. Bir sene sonra ise yarım kalan tedavisi için tekrar Amerika’ya dönecek. Vizem çıkar çıkmaz onların yanına gideceğim. Bir kızım daha var o da doğum yapmak üzere. Onun yanında da olmam gerekiyor. Bu süreç hepimizi çok yıprattı” dedi.
Yaz ilacı 'dağ çayı'
Yaz ilacı 'dağ çayı'
Türkiye'de yetişen endemik bitkilerin başında gelen, mikrop öldürücü ve antioksidan etkilere sahip dağ çayı (sideritis stricta) bitkisinin, vücut direncini yükselttiği, yaz aylarında oluşan gribal enfeksiyonlara karşı tüketilebileceği bildirildi.
Selçuk Üniversitesi (SÜ) Ziraat Fakültesi Tıbbi Bitkiler Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Yüksel Kan, Türkiye'de yaklaşık 3 bin çeşit endemik bitkinin bulunduğunu söyledi.
Endemik bitkiler bakımından çok zengin olan Türkiye'nin, bu zenginlikte dünya ortalamaların çok üzerinde yeraldığını ifade eden Kan, fakültelerinde birçok endemik bitki türünü incelediklerini ve oluşturdukları doğal ortamlarda bu bitkileri yetiştirmeye çalıştıklarını dile getirdi.
HER GÜN BİR FİNCAN YETERLİ
Yetiştirdikleri endemik türlerden birinin de dağ çayı olduğunu ve bu türün oldukça geniş kullanım alanının bulunduğunu vurgulayan Kan, şunları kaydetti:
"Üç yıllık Ar-Ge çalışması sonucunda, bitkinin doğal alanlarında alınan verimden çok daha yüksek kalitede verim aldık. Bu bitki, ilaç, gıda ve kozmetik sanayisinde kullanılıyor. İçerdiği mineral bakımından da çok zengin. Eskiden grip ve nezle sadece kış hastalığı olarak bilinirdi. Şimdi yaz aylarında da çok basit bir şekilde çeşitli enfeksiyonlara yakalanabiliyoruz. Endemik bitki olan 'sideritis stricta' da içermiş olduğu etkili maddeler bakımından sağlıklı bir bitki. Antioksidan etkileri çok yüksek olduğu için serbest radikallerle savaşımda vücut direncini artırarak, hastalıklara karşı korumada çok etkili. Dağ çayı bitkisini, özellikle çocuk ve yaşlılar gibi vücut direnci zayıf olanlar, yaz enfeksiyonlarına karşı tüketmeliler. Kış mevsiminde de çok rahat tüketebilirsiniz. Her gün bir fincan tüketmemiz yeterli olacaktır. Bu çayı günlük, çocuklarımıza da içirerek, onların sağlıklı yaşlanmasını sağlayabiliriz."
ENDEMİK BİTKİLER HAYATIN PARÇASI OLMALI
Yüksel Kan, dağ çayıyla ilgili yapılan çalışmaların memnuniyet verici seviyede olduğunu, Türkiye'nin alternatif bir endüstri hammaddesi kazanacağını aktardı.
İnsanlığın sağlıklı yaşam için geçmişte içtikleri doğal bitki çaylarını, yeniden tüketime kazandırmaya çalıştıklarına dikkati çeken Kan, "İnsan-bitki ilişkilerinin incelenmesi olarak adlandırılan 'etnobotanik' çalışmalara bakıldığında; atalarımızın bu bitkileri çok daha düzenli şekilde kullandıklarını, günümüzde ise tıbbi endemik bitkilerden yeterli ölçüde faydalanılmadığını gördük. Son dönemlerde kaybolan bu değerlerimizi yeniden hayatımıza kazandırmaya çalışıyoruz. Daha sağlıklı bireylerin yetişmesi için endemik bitkilerin hayatımızda önemli bir yeri olmalı. Sağlıklı yaşam için alışkanlık haline getirmemiz gereken bu bitkileri şifa bulmak için değil, hastalanmamak için tüketmeliyiz" diye konuştu.
Yargı: suç unsuru yok
Cinsel hastalık vajinismusun tedavisi için bulduğu yöntemle 'insan üzerinde deney yapmakla' suçlanan Psikiyatrist Dr. Haydar Dümen, suçu işlediği sabit olmadığı gerekçesiyle beraat etti. Dr. Dümen, vajinusmus şikayetiyle gelen hastaları kendi ofisinde cinsel ilişkiye sokmak ve izlemekle suçlanıyordu.
Karar duruşmasında son savunmasını yapan Dümen, vajinismusun vajina darlığı anlamına geldiğini belirterek, “Türkiye’de gerçek anlamda vajinismus hastası yok. Hepsi psikolojik. Beyinde bitiyor. Amacım insanlığa hizmettir. Bu nankörlük niye? Ne yaptım ben?” dedi.
“TEK SEANSTA ÇÖZÜYORUM” DAVA NEDENİ
12 Mart 2010'da özel bir televizyon kanalında vajinusmus hastalığına 40 dakikalık teknik bir seansla kesin çözüme kavuşturduğunu söylemesi üzerine Haydar Dümen hakkında, Türkiye Psikiyatri Derneği tarafından suç duyurusunda bulunulmuştu. TPD, Dümen'in yapmış olduğu tedavi yöntemlerinin bilimsel olup olmadığının tespiti için İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı Başkanlığı'na yazdığı yazıya gelen cevapta ise "hastaların cinsel birleşimlerini izlemek ve bu durumun tedavi amacıyla olduğunu iddia etmenin, cinsel birleşme sırasında hastaların yanında olmayı hastalara kendi bulduğu özel bir tedavi yöntemi olarak tanıtmanın TCK'da 'insan üzerinde deney yapma' suçu kapsamında olduğu" belirtilmişti.
Haydar Dümen ise suçlamaları reddederek "Bilimsel yöntemler uyguluyorum, suçsuzum" demişti.
ŞİKAYETÇİ DERNEK KARAR DURUŞMASINA KATILMADI
İstanbul 13’üncü Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya 1 yıldan 3 yıla kadar hapis istemiyle yargılanan Dr. Haydar Dümen ve avukatları Deniz Ketenci ile Volga Gökçe katıldı. Dümen’den şikayetçi olan Türkiye Psikiyatri Derneği’nin avukatı ise duruşmaya gelmedi.
“TÜRKİYE’DE GERÇEK ANLAMDA VAJİNİSMUS YOK”
Karar çıkan duruşmada son savunmasını yapan Dümen şunları söyledi: Türkiye’deki Vajinismus olaylarının hiçbiri vajinismus değil. Vajinismus vajinada darlık demektir. Doğuştan olabilir. O zaman ne yaparsınız operasyonla genişletebilirsiniz. Bu tür vakaların çoğu psikolojiktir. Beyinde bitiyor. 30 yıldır aynı şeyi yapıyorum. Şu anda Avrupa’dan, diğer ülkelerden aranan biriyim. Vajinismusun tedavisi dünyada da Türkiye’de de psikiyatrinin alanıdır. Yani bizim alanımızdır. Tarih bu davayı yazacak benim için bir yıl ceza ile 10 yıl ceza fark etmez. 47 yıllık köşe yazarı 62 yıllık hekimim. Bu bilginin sadece kendisi yeter, bırakın diplomaları. Uyguladığım yöntem son derece basit. Düz kasları gevşetmek sıcak tedavi ile mümkündür. Ben de hastalarıma bu yöntemi uyguluyorum. Ayrıca hastalarıma psikolojik terapi de uyguluyorum. Uyguladığım yöntem sonucu 6 bin çocuk dünyaya geldi. 6 bin torunum var benim. Bu bir dünya rekorudur. 84 yaşındayım. Amacım insanlığa hizmettir. Artık yoruldum. Bu nankörlük niye? Ne yaptım? Hastalarımdan olumlu tepkiler almaktayım. Hayatım boyunca suç işlemedim. Sizin kararınız benim kararımdır.
“DENEYSEL TEDAVİ SÖZ KONUSU DEĞİL”
Dümen’in avukatı Deniz Ketenci de “Suç unsurunu teşkil eden, tedavi amaçlı deney söz konusu değildir. Kanundaki maksat kanser gibi tedavisi olmayan ciddi hastalıklara uygulanabilecek olan denenmemiş yeni ilaçların denemesidir. Olayda böyle bir husus söz konusu değildir. Müvekkilimin uyguladığı yöntem son derece açık ve basittir. Tedavi amaçlı deneme kapsamında değildir. Beraatine karar verilmesini talep ederim” dedi.
Yaklaşık 2 yıldır devam eden davayı karara bağlayan mahkeme, suçu işlediği sabit olmadığı gerekçesiyle Dr. Haydar Dümen’in beraatine karar verdi.
Çarpıp kaçan şoför ondan şikayetçi oldu
Trajikomik bir 'Gezi' hikayesi
Ankara'da Taksim Gezi Parkı gösterilerine destek vermek amacıyla Kızılay Meydanı'nda toplanan göstericilerin arasına dalan otomobilin altında kalarak yaralanan 4 kişiden 23 yaşındaki İsmail Aydoğdu, 2 haftadır verdiği yaşam mücadelesiyle hayata tutundu. Aydoğdu'ya çarpan otomobil sürücüsü önce olay yerinden kaçtı. Daha sonra emniyete giderek aracına hasar verildiğini öne sürerek şikayetçi oldu.
Olayı gerçekleştiren kişinin dışarıda rahat rahat dolaşmasının kendisini rahatsız ettiğini belirten Aydoğdu, "2 kez beyinden 1 kez de kolumdan olmak üzere 3 ameliyat geçirdim. Ben canımla uğraşırken serbest kalan şoförden şikayetçiyim" dedi./_np/4691/20624691.jpg
Ankara'da Taksim Gezi Parkı gösterilerine destek vermek amacıyla 2 Haziran'da Kızılay Meydanı'nda toplanan göstericilerin arasına U.A. yönetimindeki otomobil dalmıştı. Aracın çarpmasıyla 3 kişi yaralanmıştı. Kalabalığın arasında kalan U.A.'nın geri manevra yapıp uzaklaşmaya çalıştığı sırada ise aracın altında kalan İsmail Aydoğdu ağır yaralanmıştı.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)