31 Aralık 2012 Pazartesi

Gözlere Dikkat

Anadolu Gözlükçüler ve Optisyenler Federasyonu Başkanı Taylan Küçüker, zararlı ultraviyole (UV) radyasyonundan korunmak için kış aylarında da güneş gözlüğü kullanılması gerektiğini söyledi. Küçüker, güneş gözlüğü kullanımının yaz mevsiminde olduğu kadar kışın da göz sağlığı için önemli olduğunu belirtti. Güneş gözlüklerinin, gözü, kar, rüzgar ve yabancı cisimlerden korumak, görünür ışık yoğunluğunu azaltmak ve moda amacıyla kullanıldığını ifade eden Küçüker, gözlüklerin UV ışınlarının zararlı etkilerinden de koruduğunu kaydetti. Kışın yağan karın güneş ışığının yüzde 85-95'ini yansıtarak adeta bir ayna vazifesi gördüğünü aktaran Küçüker, “UV radyasyonu, güneş ışınlarının yüzde 5'ini oluşturmasına rağmen çok tehlikelidir. Radyasyonu göremeyiz ve hissedemeyiz ancak zararlı etkilerini gözlemleyebiliriz. Bu nedenle sadece yazın değil kış aylarında da gözlerimizi güneşin zararlı ultraviyole radyasyonundan korumak için, güneş gözlüğü kullanılması gereklidir” diye konuştu. Füme, yeşil ve kahverenginin en çok tercih edilen güneş gözlüğü cam renkleri olduğunu belirten Küçüker, “Kontrast duyarlılığı olan bu camlar renkleri eşit olarak geçirir, daha doğal ve net görüntü algılanmasını sağlar” dedi. Taylan Küçüker, işportada satılan ürünlerde kimsenin bu standartları garanti edemeyeceğini ifade ederek, güneş gözlüklerinin optisyenlik müesseselerinden garanti belgesiyle alınmasının göz sağlığı açısından önemli olduğunu söyledi. Güneş gözlüğü satın alırken sıkça sorulan “Koyuluğu iyi mi?”, “Yüzüme yakıştı mı?” gibi sorularla doğru bir tercih yapabilmenin mümkün olmadığını dile getiren Küçüker, güneş gözlüklerinin Türkiye'de daha çok aksesuar amaçlı satın alındığını bildirdi. Küçüker, UV radyasyonunun önlemesi için güneş gözlüğü talebinin az olduğunu belirtti. LENS DE KORUR Küçüker, renklendirilmiş lenslerin de arzu edilmeyen radyasyonu göze ulaşmadan azaltıp önleyeceğine dikkati çekerek, şöyle devam etti: “Renklendirilmiş lenslerin uluslararası bir standarda göre üretilmesi, bir optisyen ya da hekim tarafından önerilmesi, göz ve görme sağlığını korur, göz ve yüzün yaralanmalara karşı güvenliğini sağlar. Kolaylıkla tutuşmaz, alerji ve tahriş yapmaz, kanserojen ve zehirli bir materyal ihtiva etmez. Trafikte araç kullanırken, sinyal ışık renkleri kolaylıkla fark edilir.”

İngilizceyi unutarak tamamen Galce konuşmaya başladı

Felç geçirdi konuştuğu dili unuttu 81 yaşındaki Alun Morgan 70 yıl önce 10 yaşındayken Galler'den ayrılıyor ve İngiltere'ye yerleşiyor. İngilizce konuşmaya başladıktan sonra hiç Galce konuşmayan yaşlı adamın hayatı felç geçirdikten sonra alt üst oldu. Çünkü İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra Galler'den ayrıldığından beri hiç Galce konuşmayan Morgan, İngilizceyi unutarak tamamen Galce konuşmaya başladı. Birkaç defa üst üste inme gelen Morgan'ın durumu, 3 hafta sonra bilincinin yerine gelmesiyle ortaya çıktı. Afazi yani konuşma güçlüğü teşhisi koyulan yaşlı adamın tek dileği tekrardan İngilizce konuşabilmek. Afazi beynin konuşma bölümünü etkileyen bir çeşit beyin hasarı.

30 Aralık 2012 Pazar

doğum kontrol haplarının tetkiklerden sonra kullanılması

Yenicesu, doğum kontrol haplarının Türkiye'de az kullanıldığını dile getirdi. Bu hapların, kişide bazı tetkikler yapıldıktan sonra kullanılması gerektiğini belirten Yenicesu, kişide herhangi bir rahatsızlık bulunmuyorsa uzun yıllar kullanılabileceğini, kısırlık yapmadığını savundu.

Doğum kontrol haplarının, birçok kanseri önlemede faydasının bulunduğunu aktaran Yenicesu, “Bunlar yapılan çalışmalarda da kanıtlanmıştır. Bu hapları kullanan kadınlarda rahim kanseri varsa bu kanserde azalma görülmüştür. Yine kişide yumurtalık kanseri teşhis edildiğinde ve tedavisinde doğum kontrol hapları kullanıldığında yumurtalık kanserinde azalma olduğu saptanmıştır. Çünkü bu hapların yumurtlamayı engelleme özelliği vardır. Ayrıca iyi huylu meme kitlelerini de tedavi etmektedir. Ancak memede kitle varsa bunun iyi huylu olduğu tespit edildikten sonra ilaç kullanılmalıdır” diye konuştu.

Gonca İmir Yenicesu, bu hapların kadındaki bazı hastalıkları tedavi etmesinin yanında bazı sistemik hastalıkları da olumsuz yönde etkilediğini vurgulayarak, şu bilgileri verdi:

“Bu hapların kullanımına başlayacak hastada bazı tetkikler yapılmalıdır. Çünkü doğum kontrol haplarının içerisinde östrojen ve progesteron hormonları vardır. Bu iki hormon da meme kanserinin altında yatan nedenler arasındadır. Bu hormonların meme kanserini artırdığı yapılan çalışmalarla saptanmıştır. Onun için bu ilaçları kullanmaya başlayacak kişiler, özellikle belirli bir yaştan sonra başlayacak kişiler, mamografi çektirmeli ve detaylı bir muayeneden geçtikten sonra kullanmaya başlamalıdır. Ailesinde meme kanseri bulunan kişiler daha dikkatli olmalıdır çünkü onlar risk grubundadır.”

"KAN PIHTILAŞMASINI TETİKLİYOR"


Doğum kontrol haplarının, 35 yaş üstü, sigara içen kadınların damarlarında kan pıhtısı oluşumunu artırdığını dile getiren Yenicesu, “Obezitesi, kalp ve damar rahatsızlığı bulunanların ve karaciğerlerinde sorun olanların hastalığını olumsuz yönde etkiler, hastalığın artmasına sebep olur” dedi.
Auralı migreni varsa yani ağrıdan öte görme bulanıklığı ve göz kararması yaşıyorsa bu haplarla birlikte kişideki bu şikayetlerin artabileceğini bildiren Yenicesu, normal migreni olanların bu hapları kullanmasında sakınca görmediklerini belirtti.
Doç. Dr. Gonca İmir Yenicesu, doğum kontrol hapı kullanımı sırasında gebelik geliştiğinde ve annenin bundan geç haberi olduğunda, haplar nedeniyle bebeğin olumsuz yönde etkileneceğini de sözlerine ekledi.

29 Aralık 2012 Cumartesi

Kalp pili taşıyan kişilerin ve şeker hastaları

Sakarya Üniversitesi (SAÜ) Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölümü Başkanı Prof. Dr. Osman Çerezci, elektromanyetik radyasyonun yoğun şekilde alınması sonucu hamile kadınlarda düşük ve genetik bozukluk sorunlarının yaşanabileceğini söyledi. Prof. Dr. Çerezci, bilinçsizce kullanılan elektrikli battaniyelerin sinirsel hastalıklara neden olduğunu belirterek, gün boyunca yorulan insan bedeninin elektrikli battaniyeler nedeniyle akıma maruz kaldığını ve bunun da bazı hastalıklara yol açtığını anlattı. Elektrikli battaniyeleri kullanırken fişinin mutlaka çekilmesi gerektiğini vurgulayan Çerezci, fişe takılı olarak yatağa girildiğinde vücudun aşırı miktarda manyetik alana maruz kaldığını, bunun da baş ağrısı, uyku düzensizliği, huzursuzluk, stres gibi rahatsızlıklara neden olduğunu ifade etti. Çerezci, elektrikli battaniyelerin vücudun elektriksel sistemine zarar verdiğine dikkati çekerek, “Elektrikli battaniyeler fişten çekilmediği zaman ışınlama yapmaya devam eder. İnsanlar yatağa dinlenmek yorgunluğunu atmak için giriyor, dinlenemezse sağlık açısından büyük sıkıntı yaşarlar” diye konuştu. Kalp pili taşıyan kişilerin ve şeker hastalarının elektrikli battaniyeleri kullanırken dikkatli olması gerektiğini vurgulayan Çerezci, söz konusu battaniyelerin hamile ve çocukları da olumsuz etkilediğini bildirdi. “Başka hastalıkları bulunan kişilerin diğer insanlara oranla etkilenme ve zarar görme olasılığı daha fazladır” diyen Çerezci, “Hamile kişilerin bağışıklık sistemi etkileniyor. Hamile kadının, hamileliği süresince dinç olması lazım. Eğer kişiler elektrikli battaniyeleri fişe takılı şekilde uyursa, uykuyu normal şekilde almadığı için bitkin düşer. Elektromanyetik alanın yoğun şekilde alınılması sonucu hamile kadınlarda düşük ve genetik bozukluğa varıncaya kadar sıkıntı olabilir” ifadesini kullandı. "ELEKETRİKLİ ISITICILARI 2 METRE UZAKTA TUTUN" Çerezci, elektrikli ısıtıcıların belli bir uzaklıkta bulundurulması gerektiğini dile getirerek, elektrikli cihazların 1,5-2 metre mesafede bulundurulması gerektiğini anlattı. Mikro dalga fırınlarınların kullanılmasında da dikkatli olunması gerektiğini ifade eden Çerezci, “Bu aletler, önem isteyen aletlerdir. Fırınların en kalitelisi bile sızıntılar yapabiliyor. Bu fırınların arkasında ve yakınında durulması özellikle gözlere büyük zarar veriyor” şeklinde konuştu. Prof. Dr. Çerezci, söz konusu cihazların çocukların erişemeyeceği alanlara konulması gerektiğini vurgulayarak, şunları kaydetti: “Evlerdeki mikro dalga fırınlar çocukların baş hizasında tutulmamalı, daha yüksekte olmalı. Fast food şirketlerinde çalışan personel maalesef risk altında çalışıyor. Çünkü bu fırınlara çok yakın çalışıyorlar. Fırınlara yakın durulduğunda oradan gelen manyetik alan insana zarar veriyor. Isınayım derken vücudu tahrip ediyoruz” ifadelerini kullandı.

Yanlış Diyetlerden Uzak Durun

Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Klinik Şefi Prof. Dr. İbrahim Tekeoğlu, “mucize diyet” adı verilen yöntemlerin son derece sağlıksız olduğunu belirterek, kilo vermenin tek yolunun beslenme biçiminin değiştirilmesi olduğunu söyledi. Adapazarı Kültür Merkezi'nde (AKM) düzenlenen “Romatizmal Hastalıklarda Egzersiz ve Beslenme” konulu konferansta konuşan Tekeoğlu, doğru beslenme biçiminin romatizma hastalarında belirtilerin iyileşmesine yardım edeceğini anlattı. Kas, kemik, eklem ve bağlarda ağrı, şişlik, hareket kısıtlılığı ve şekil bozukluğuna neden olan tıbbi hastalıklara “romatizmal hastalık” denildiğini belirten Tekeoğlu, “Romatizma denen tek bir hastalık yoktur. Romatizma, çok sayıda hastalığı kapsayan bir tanımdır. 200'ün üzerinde türü vardır” şeklinde konuştu. Romatizmal hastalıklarda doğru beslenmenin önemine dikkati çeken Tekeoğlu, “Kadınlar romatizmal hastalıklardan daha sık etkilenmektedir. Yaş ilerledikçe romatizma sıklığı artar. Bazı romatizmal hastalıklar ise erkeklerde ya da gençlerde daha sık görülür. Romatizmal hastalıklar çocukluk çağında da görülebilmektedir” diye konuştu. Romatizma hastalarının egzersiz yapmalarının kendileri açısından faydalı olacağını dile getiren Tekeoğlu, egzersizin eklemlerin çevresindeki kasları güçlendirdiğini, kemik ve kıkırdakların daha fazla zarar görmesini önlediğini bildirdi. Tekeoğlu, romatizma ile mücadelede bazı hususlara dikkat edilmesi gerektiğini belirterek, sözlerini şöyle tamamladı: “Ailede romatizma var mı? Fazla kilo var mı? Beslenmeye balık, zeytinyağı, yumurta ekleyin, yağda kızartma ve şekerli gıdalardan uzaklaşın. Günde 2 litre su için. Dişlerinizi kontrol ettirin, diş çürüğü ve diş kaybını önleyin. D vitamini takviyesi alın, kemikleri güçlendirin. Hastalık aktifken fazla hareket etmeyin. Mucize diyetler adı verilen yöntemler son derece sağlıksızdır, kilo vermenin tek yolu beslenme biçiminin değiştirilmesidir. Soğuk ve nemli ortamlardan kaçının. Sigara kullanmayın. Stresten uzak durun. Fizik tedaviye önem verin. Ağrıları giderir, eklem hareket açıklığı ve kas gücünü artırır.”

28 Aralık 2012 Cuma

Kısa boylu tansiyonlu

Kısa boylu tansiyonlu köylüler Giresun Yaraş Köyü’nde kısa parmaklı, kısa boylu kişilerdeki yüksek tansiyonla ilgili yapılan bir araştırmayı duyan Alman profesör, ekibiyle köye geldi. Genler incelendi. Tansiyon düşürülmeye çalışıldı. Bu hikâyeyi de ABD’li bir yazar kaleme aldı. HACETTEPE Üniversitesi’nden Prof. Nihat Bilgunturan, 1970’li yıllarda, Giresun’un Tirebolu Yaraş Köyü’nde kısa boylu ve kısa parmaklı 50 yaş altı kişilerin yüksek tansiyon nedeniyle erken öldüğünü tespit edip bu konuda makale yayınladı. Almanya’daki bir toplantıda konu edilen makale üzerine harekete geçen Prof. Friedrich C. Luft başkanlığındaki Max-Delbrück Merkezi’nden bir ekip Giresun’a gidip köylülerden kan örnekleri aldı. Bu hastalığın sadece Türkiye’de olmadığını belirten ekibin proje sorumlusu Dr. Sylvia Baehring ve Dr. Atakan Aydın, Türkiye’deki ailenin tüm bilgi ve sağlık haritasını çıkarttı. BERLİN’E DE GİTTİLER Yaraş Köyü’ne giderek sağlık sorunu olan köylülerin yaşam hikayelerini dinleyen ve araştırma yapan bilim adamlarının çalışmalarına katılan Amerikalı Yazar Russ Hodge, ‘Kısa Parmaklı Şovalye’ adlı kitap yazdı. Tesadüf eseri 150 yıl önce Yaraş Köyü’nde hastalanan ninenin yaşamından başlayarak daha sonra dünyaya gelen yüksek tansiyonlu, kısa boylu ve kısa parmaklı köylülerin yaşam hikâyesi, bilim adamlarının köye giderek yaptıkları araştırma, köylülerin tedavi olmak üzere Berlin’e gelişleri esnasında ilk kez uçağa binme heyecanı ile Berlin izlenimleri kitapta anlatılıyor. Kromozom 12’ye bakıyoruz KÖYLÜLERLE Alman meslektaşlarının iyi bir dostluk kurduğunu belirten Dr. Aydın, “Tansiyonun belirli düzeyde kalması için Berlin’den Tirebolu’ya ilaç gönderiyoruz. Giresun’un Tirebolu İlçesi Yaraş Köyü’ndeki 5070 kişiyi mercek altına aldık. Bu otozomal dominant hastalığın kromozom 12’de olduğunu tespit ettik. Hastalığın oluşması için fonksiyonel değişikliğin kromozom 12’deki alanı daha da daraltarak kısa kol loküsünde lokalize edebildik. Şu anda da kısa kolun kromozomal bozukluklarını ve genleri araştırıyoruz” dedi.

mahalledeki bir işyerinden alınan tavuk

Adıyaman’da, gece yedikleri tavuk dönerden zehirlenen 9 kişi hastanelik oldu. Tedavilerine başlanan 1’i henüz 3 günlük bebek 9 kişinin sağlık durumlarının iyi olduğu bildirildi. Olay, sabah saatlerinde Bahçecik Mahallesi’nde meydana geldi. Önceki gün doğum yaparak bir erkek bebek dünyaya getiren Ayşe Atlamaz’ı yakınları dün gece ziyarete gitti. Ziyarette Atlamaz ve yakınlarına, mahalledeki bir işyerinden alınan tavuk döner dürüm ikram edildi. Ayşe Atlamaz ve yakınları sabah saatlerinde kusma ve karın ağrısı şikayetiyle komşularından yardım istedi. Komşular sağlık ekiplerine haber verdi. İhbar üzerine eve gelen sağlık görevlileri 7’si çocuk 9 kişiyi ambulanslarla Adıyaman Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne götürdü. Tedavisine başlanan Atlamaz ailesi ve yakınlarının genel sağlık durumlarının iyi olduğu bildirilirken, anne sütü yoluyla zehirlendiği saptanan 3 günlük bebeğin ise bir süre doktor gözetiminde tutulması kararlaştırıldı. Ailenin yedikleri tavuk dönerden zehirlendiklerini söylemesi üzerine, evde bulunan dönerden de numune alınarak tahlil için Tarım, Gıda ve Hayvancılık İl Müdürlüğü laboratuvarına gönderildi. Olayla ilgili soruşturma sürdürülüyor.

12 Aralık 2012 Çarşamba

Tesettür Modelleri 2013

Tesettür kullanan bayanlar için 2013 yılında en yeni tesettür modelleri çıkmış bulunmaktadır. Tesettür modelleri her renkten ve her desenden modellerden oluşmakla birlikte, 2013 tesettür modelleri ve eşarp modellerinden herhangi birini seçebileceğiniz gibi tavsiyem en az 4-5 tane tesettür modeli alarak farklı zamanlarda farklı modeller kullanmanızdır. Tesettür kullanan bayanlar için en önemli nokta ise kıyafetiyle uyumlu olmasıdır. 2013 tesettür modelleri bu konuda oldukça başarılı üretilen tesettür modelleridir. Bu yüzden 2013 eşarp modellerine bakmanızı tavsiye ederim.

11 Aralık 2012 Salı

Samsung Galaxy S3 Alınır mı?

Samsung akıllı telefonlar arasında en iyilerden biri olan Samsung Galaxy S3'ü çıkardığı günlerden bugüne kadar övgüler alıyor. Samsung Galaxy S3'ün fiyatı düşmekle birlikte satışların dahada arttığı görülüyor. Samsung Galaxy s3 almayı düşünenler için Samsung Galaxy s3 incelemesini takip ederek Galaxy S3 hakkında tam bir bilgiye sahip olabilirsiniz. Ayrıca Samsung Galaxy s3 fiyatlarınıda öğrenerek size en uygun ödeme koşulları sunan mağazadan S3 satın alabilirsiniz. Samsung Galaxy s3'in piyasada bulunan en zarif ve en özellikli telefonlardan biri olduğu gerçek. Samsung Galaxy S3 çıktığı günlerde 2 bin tl fiyatlarında satılırken, günümüzde 1299 TL ye kadar Samsung Galaxy s3 bulabilmek mümkün hale geldi. İlerleyen tarihlerde Samsung Galaxy s3 fiyatının biraz daha düşeceği düşünülüyor.

10 Aralık 2012 Pazartesi

2013 Diyanet vakfı burs başvurusu

Öğrencilik dönemi maddi açıdan en fazla zorlukların yaşandığı dönemdir. Öğrencilik döneminde burs bulmak tüm öğrencilerin hayalidir. Özellikle üniversite öğrencilerinin masrafları ve maddi açıdan çektiği sıkıntıların daha fazla olduğunu söylemek mümkün. Bunun için öğrenciler için tüm burs veren vakıflara başvurmalarında yarar var. Diyanet vakfıda bunlardan biridir. Diyanet vakfı burs başvurusu 2013 yılında da devam ediyor. Burs başvurusu yapan öğrencilerden en fazla ihtiyaç duyulduğuna inanılan öğrenciler kontenjan dahilinde burs almaya hak kazanırlar. Diyanet vakfı burs başvurularını değerlendirir ve bursları her ay düzenli olarak öğrenciye özel hesaba yatırmaktadır. Umarım burs başvurusu en fazla ihtiyacı olan öğrencilere çıkar. Sizde diyanet vakfı burs başvurusuna katılabilirsiniz.

9 Aralık 2012 Pazar

Altın Fiyatları Aralık Ayında Ne Olacak?

Altın fiyatları sürekli değişiyor. Son zamanlarda altın fiyatları bir yukarı bir aşağı ivme kazanıyor. Buda altın yatırımcılarına birçok fırsatı beraberinde getiriyor. Altın fiyatları son olarak ons fiyatı 1752^'ye yükselmişti. Bugün saat 15:15'de 1706 dolara düşen altının ons fiyatı şuan itibariyle 1712 dolar seviyesinde işlem görüyor. Gram altın ise 99 TL olarak belirleniyor. Altın fiyatları aralık ayında ne olur? sorusu en çok merak edilen sorulardan biri. Altın fiyatları aralık ayında düşeceği uzmanlar tarafından söylenen tahminler arasında. Ancak, 2013 başlangıcında altın fiyatlarının yükseleceği düşünülüyor. Altın fiyatı aralık ayında düşeceği söylensede, 2013 yılının ilk çeyreğinde yükseleceği yine ekonomi uzmanları tarafından yapılan tahminler arasındadır.

8 Aralık 2012 Cumartesi

2012-2013 Sezonu

2012-2013 yılında Fenerbahçe ve Galatasaray Avrupa kupalarında iyi durumda devam ediyor. Galatasaray son olarak M.Ünited'i kendi sahasında 1-0 yenerek UEFA Avrupa kupalarını garantilerken, Şampiyonlar liginide büyük olasılıkta tur atlayacak. Fenerbahçe ise UEFA Avrupa liginde grup birincisi olarak bir üst tura çıkmayı garantiledi. 2012-2013 sezonu takımlarımız için gayet iyi giderken üst turda daha zorlu rakiplerle karşılaşacaklar. Galatasaray ve Fenerbahçe'nin Avrupa kupalarındaki iyi durumu Türkiye A milli takımı için söylenemesede futbolda olmayacak durum yoktur diye düşünerek Türkiye'ninde 2014 Dünya kupasına gitmek için şansının halen olduğunu söylemek mümkün.

7 Aralık 2012 Cuma

Eray Demirkol Kim Milyoner olmak ister?

Kim Milyoner olmak ister yarışmasında bu hafta yine ilginç bir olay yaşandı. Yarışmaya ünlü bir isim katıldı. Süper Baba dizisinin Alim'i Eray Demirkol Kim Milyoner olmak ister? yarışmacısı oldu. Yarışmada ilk soruda elenen Eray Demirkol, Kim Milyoner olmak ister? yarışmasından ilk soruda elenerek birçok kişiyi hayal kırıklığına uğrattı. Kim Milyoner olmak ister yarışmasına katılarak uzun aradan sonra ekranlarda gördüğünüz Eray Demirkol, Kenan Işık karşısında heyecanlandığını ve bu yüzden Kim Milyoner olmak ister yarışmasında ilk soruda yanlış cevap vererek elendiğini söyledi. Kim Milyoner olmak ister? yarışması son zamanlarda ilginç yarışmacı, ilginç sorularda tuhaf cevap veren yarışmacı ve Kenan Işık'ın yarışmacılara sitem etmesiyle oldukça fazla medyada yer almaya başladı. Haber sitelerinede konu olan Kim Milyoner olmak ister? yarışması önümüzdeki günlerde heyecanla takip edilmeye devam edilecek bir yarışma haline geldi..

6 Aralık 2012 Perşembe

Okullarda Kıyafet Serbest

Yıllardır öğrenciler tarafından kıyafet serbestliği isteği sonunda getirildi. Artık okullarda öğrenciler her istediği kıyafeti belli ölçü ve kurallara uymak şartıyla giyebilecek. Okullarda kıyafet serbest mi oldu? şeklinde şaşıran birçok kişi var. Ama evet yeni yönetmeliği göre okullarda öğrenciler üniforma giymek zorunda olmayacak. Öğrenciler belli şartlara uymak şartıyla istedikleri kıyafetleri giyebilecek. Okullarda kıyafet serbestliği ise velileri ikiye böldü. Bir takım veliler kıyafet serbestliğini olumlu karşılarken, bir takım veli ise kıyafet serbestliğinin öğrenciler açısından birçok sorunu beraberinde getireceğini düşünüyor. Öğrenciler ise durum memnun gözüksede, zengin fakir ayrımının okullarda başlayabileceği ve ailesi zengin olanların daha fazla kıyafet alabileceği fakir öğrencilerin ise kendilerini kötü hissederek psikolojik sorunlar yaşayabileceğini belirtiiyor. Konuyla ilgili tartışma ve yorumlar devam ede dursun okullarda kıyafet serbestliği resmi olarak getirildi.

16 Kasım 2012 Cuma

Azmin Zafari

Antalya’da diyaliz hastası 17 yaşındaki Cerenay Sarıhan, Akdeniz Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu Diyaliz Bölümü’nü kazandı. Altı yıl önce yakalandığı kronik böbrek yetmezliği nedeniyle diyalize girmeye başladığı sırada kendine söz verdiğini belirten Sarıhan, "Diyalize girdiğim günlerde hep Allah’a dua ediyordum. Ben de bir gün okuyup diyaliz hemşiresi olacağım diyordum. Yılmadım, çalıştım ve kazandım" dedi. Antalya’da oturan Cerenay Sarıhan, 11 yaşından beri kronik böbrek yetmezliği ile mücadele ediyor. Sarıhan’ın tek isteği diyaliz hemşiresi olmaktı. Toros Meslek Lisesi’ni bitiren Cerenay Sarıhan, geçen dönem üniversite sınavlarına girerek, Akdeniz Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu Diyaliz Bölümü’ne girmeye hak kazandı. İlköğretim ve lise öğrenciliği dönemini, böbrek hastası olarak diyaliz merkezlerinde geçiren Sarıhan, tüm zorlukları yenerek hedefine bir adım daha yaklaştığını, diyalizden kurtulmada kendisi için tek yolun kadavradan nakil olduğunu söyledi. Cerenay Sarıhan şöyle konuştu: "Sağlık Bakanlığı Organ Bekleme Sırası’na 4 yıl önce kaydoldum. Sıramı bekliyorum. Annem kan uyumsuz da olsa böbreğini vermek istiyor. Fakat üniversite hastanesinde kan uyumsuz böbrek nakli yapılmıyor. Özel merkezlere de yaşım 18’den küçük olduğu için nakil için gidemiyoruz. Seçtiğim meslek ve hastalığımın aynı olması benim için şans, belki de ömür boyu diyalize girmek mecburiyetinde kalacağım, diyalize giren hastalarla özel durumum nedeniyle aramızda bir bağ olacak." KAN UYUŞMAZLIĞI Cerenay Sarıhan’ın, annesi Şaziye Sarıhan ve babası Halis Sarıhan ile kan uyuşmazlığı var. Halis Sarıhan aynı zamanda kalp ve şeker hastalığı ile de mücadele ediyor. Çift bu nedenlerle kızlarına böbreklerini veremiyor. Sağlıklı olan akrabaları arasında verici olanlarda yapılan testlerde de kan uyuşmazlığının görüldüğünü belirten Sarıhan, "Benim kan grubum 0 Rh (+), annemin ve babamın kan grupları B Rh (+) olduğu için uyuşmazlık mevcut. Bu nedenlerle sağlığıma kavuşabilmemin tek yolu kadavradan nakil olarak görünüyor. Kendim için olmasa da organ bağışının istenen seviyelere ulaşabilmesi için herkesi organ bağışına davet ediyorum. Bugün biz belki de yarın siz ya da yakınınız organa muhtaç olabilir" dedi.

Destek Ödülü Aldı

Kısa adı RUSİHAK olan Ruh Sağlığında İnsan Hakları Girişimi Derneği’nin kurucularından Şehnaz Layıkel en geniş sosyal girişimci ağlarından biri olan Ashoka’nın üyeliğine seçildi. Acil toplumsal sorunlara sistematik ve kalıcı çözümler getiren sosyal girişimcileri destekleyen Ashoka halen 70 ülkede 3 bin sosyal girişimciyi kamu, özel sektör ve sivil toplum liderleriyle buluşturuyor. Layıkel RUSİHAK’da psikiyatri hastalarının maruz kaldığı ayrımcılığı önlemek için faaliyetlerde bulunuyor. Ashoka’nun ilaç firması Boehringer Ingelheim ortak yürüttüğü sosyal sorumluluk projesi “Daha Fazla Sağlık” kapsamında da Layıkel sağlık alanındaki sosyal girişimciliğiyle 3 yıl boyunca desteklenmeye hak kazandı. Projesini büyütmek ve geliştirmek için maddi desteğin yanı sıra PR desteği verilecek. Zihin ve ruh sağlığı alanında Türkiye’nin ilk ve tek savunuculuk derneği olan RUSİHAK’ın temel amacı diğer sivil toplum kuruluşlarıyla birlikte zihin ve ruh sağlığı alanında uluslararası standartların hayata geçirilmesini sağlamak, bu alanda sorun yaşayan bireyleri güçlendirmek ve toplumsal yaşama tam ve eşit katılımının önündeki yasal ve sosyal engelleri kaldırmak için yenilikçi faaliyetler yürütmek. RUSİHAK NE YAPIYOR? RUSİHAK halen sağlık bakanlığı, Türkiye Psikiyatri Derneği’yle birlikte Türkiye’nin gelecekteki ruh sağlığı yasasının hazırlanmasına çalışıyor. Türkiye’nin büyük ruh sağlığı hastanelerinin ve rehabilitasyon merkezlerinin bulunduğu illerde Avrupa Birliği desteğiyle kaliteli hizmet verilmesini sağlamak için ulusal sivil izleme mekanizmaları kuruyor. Sabancı Vakfı’nın mali desteğiyle yürüttüğü bir çalışmada, Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi bünyesinde farklı servislerden hasta temsilcilerinden ve dışarıda bulunan temsilcilerden oluşan bir hasta konseyi oluşturdu. Psikiyatrik teşhis almış ve zihinsel engelli bireylerle yakınlarına yönelik bir danışma hattı kuruldu. Telefon hattı aracılığıyla bireyler, çeşitli alanlarda mevcut hakları konusunda bilgilendiriliyor, mümkün ve gerekli olan durumlarda avukatlarla görüştürülüyor ve hukuki mücadelelerine destek veriliyor. İsveç Konsolosluğu ve Açık Toplum Vakfı’nın desteğiyle Avrupa’da zihin ve ruh sağlığı alanındaki iyi örnekleri yerinde inceleyip politika önerileri geliştiriyor. KLİNİK PSİKOLOG ŞEHNAZ LAYIKEL KİMDİR? 1975 yılında İstanbul’da doğdu. 1997 yılında Boğaziçi Üniversitesi İşletme Bölümü’nden mezun olduktan sonra 1999 yılında sivil toplum alanına yöneldi. Çeşitli sivil toplum kuruluşlarında kadın hakları ve çocuk hakları ile ilgili çalışmalar yürüttükten sonra New York Üniversitesi’nde Uluslararası Travma Çalışmaları Programı’na devam etti. Daha sonra Yıldız Teknik Üniversitesi’nde Sanat ve Tasarım, İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde ise Klinik Psikoloji yüksek lisansını tamamladı. 2003-2006 yılları arasında Mental Disability Rights International’ın Türkiye temsilciliğini yürüttü. 2006 yılında altı kurucu üye (Mesut Demirdoğan, Zafer Kıraç, Can İlbey, Nilay Kacar, Billur Uğursal, Yalçın Eryiğit) ile birlikte RUSİHAK’ı kurdu. Halen RUSİHAK’ın genel koordinatörlüğünü yürütüyor.

Hayatını Kurtaran İlik Çok Uzaklardan geldi

ABD'den gelen ilik hayatını kurtardı Adana'da, lösemi hastası Özel Çağ Üniversitesi Uluslararası Finans Bölümü son sınıf öğrencisi 24 yaşındaki Canan Deniz Günay’a, ABD’de bir gönüllünün verdiği kemik iliği nakledildi. Bağışı yapan gönüllü ABD'yi etkisi altına alan Sandy Kasırgası'na rağmen ulaşım engelini aşıp bağışı gerçekleştirdi. Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi Adana Uygulama ve Araştırma Merkezi’nde yaklaşık 7 ay önce lösemi teşhisi konulan ve bir süre kemoterapi gören Canan Deniz Günay’a kemik iliği bulunabilmesi için 3 kardeşi ve yakınlarına tarama yapılmasına karşın, uygun verici bulunamadı. Bunun üzerine Ulusal Kemik İliği Bankası aracılığı ile yurt içi ve yurt dışı taramalar yapıldı. Umutların tükendiği anda ABD’nin New York kentinden müjdeli haber geldi. Doku grubu tam uyan, kurallar gereği de kimliği açıklanmayan ABD’li bağışçıdan alınan kemik iliği, yaklaşık 20 saat süren yolculuğun ardından İstanbul’a ulaştırıldı. Ardından da Alman kurye Werner Paulus tarafından Adana’ya getirilen ilik, laboratuvar incelemesinden geçirildi. Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi Adana Uygulama ve Araştırma Merkezi Klinik Direktörü Prof. Dr. Hakan Özdoğu, Medikal Direktörü Prof. Dr. Can Boğa ile Hücre İşleme Direktörü Doç. Dr. İlknur Kozanoğlu tarafından Canan Deniz Günay’a ilik başarıyla nakledildi. NAKİL KASIRGA DİNLEMEDİ / Foto Galeri İlik naklinden sonra kendisini iyi hissettiğini belirten Canan Deniz Günay da, hastalığı nedeniyle ara vermek zorunda kaldığı okulunu bitirmek istediğini söyledi. Diplomasını alarak başarılı bir iş kadını olmak istediğini belirten Günay, "Tamamen iyileşip ayağa kalkacağım günü sabırsızlıkla bekliyorum. Çok mutluyum. Tanımadığım bir kişinin iliği bana umut oldu" dedi. SANDY KASIRGASINA RAĞMEN Prof. Dr. Hakan Özdoğu ise kemik iliği vericisinin Sandy kasırgasının vurduğu ABD’nin doğu sahillerinde yaşadığını, bu durumun ulaşım açısından bir takım zorlukları da beraberinde getirdiğini söyledi. Bu gibi durumlarda gönüllü bağışçılar arasından doku grubu uyumlu olan kişilerin arandığını kaydeden Prof.Dr. Özdoğu, "Uygun alıcı adayı bulunduğunda verici ile irtibata geçilerek, kararının değişip değişmediği sorulur. ABD’deki bu kişi felaket bölgesinde yaşamasına rağmen bu bağışından vazgeçmediğini bildirerek, iliğin alınmasını sağlamış. Kasırga nedeniyle vazgeçmiş olsaydı yapılabilecek hiç bir şey olmazdı. Üstelik hastamızın da durumu kritikti" diye konuştu. Prof. Dr. Can Boğa da nakil işleminin ardından iliğin yerleşme aşamasının büyük önem taşıdığını, bu sürenin yaklaşık 2 haftayı bulabildiğini anlattı. Bu sürecin ardından en az 2 yıl hastanın fırsatçı enfeksiyonlar ve tedavi ilişkili komplikasyonlar yönünden çok yakından izleneceğini bildiren Prof.Dr. Boğa, şöyle konuştu: "Aile bağı bulunmayan bir vericinin tam doku uyumu olasılığı 150 binde birdir. Bu nedenle hastamız için iliğin bulunması büyük bir şans. Hastamızın ve ailesinin her zaman metanetlerini koruması ve umutlarını hiç kaybetmemesi bu dönemde bizim işimizi kolaylaştırdı. Çünkü bu hastalıkla mücadelede moral çok önemli."

Hayatını Kurtaran İlik Çok Uzaklardan geldi

ABD'den gelen ilik hayatını kurtardı Adana'da, lösemi hastası Özel Çağ Üniversitesi Uluslararası Finans Bölümü son sınıf öğrencisi 24 yaşındaki Canan Deniz Günay’a, ABD’de bir gönüllünün verdiği kemik iliği nakledildi. Bağışı yapan gönüllü ABD'yi etkisi altına alan Sandy Kasırgası'na rağmen ulaşım engelini aşıp bağışı gerçekleştirdi. Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi Adana Uygulama ve Araştırma Merkezi’nde yaklaşık 7 ay önce lösemi teşhisi konulan ve bir süre kemoterapi gören Canan Deniz Günay’a kemik iliği bulunabilmesi için 3 kardeşi ve yakınlarına tarama yapılmasına karşın, uygun verici bulunamadı. Bunun üzerine Ulusal Kemik İliği Bankası aracılığı ile yurt içi ve yurt dışı taramalar yapıldı. Umutların tükendiği anda ABD’nin New York kentinden müjdeli haber geldi. Doku grubu tam uyan, kurallar gereği de kimliği açıklanmayan ABD’li bağışçıdan alınan kemik iliği, yaklaşık 20 saat süren yolculuğun ardından İstanbul’a ulaştırıldı. Ardından da Alman kurye Werner Paulus tarafından Adana’ya getirilen ilik, laboratuvar incelemesinden geçirildi. Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi Adana Uygulama ve Araştırma Merkezi Klinik Direktörü Prof. Dr. Hakan Özdoğu, Medikal Direktörü Prof. Dr. Can Boğa ile Hücre İşleme Direktörü Doç. Dr. İlknur Kozanoğlu tarafından Canan Deniz Günay’a ilik başarıyla nakledildi. NAKİL KASIRGA DİNLEMEDİ / Foto Galeri İlik naklinden sonra kendisini iyi hissettiğini belirten Canan Deniz Günay da, hastalığı nedeniyle ara vermek zorunda kaldığı okulunu bitirmek istediğini söyledi. Diplomasını alarak başarılı bir iş kadını olmak istediğini belirten Günay, "Tamamen iyileşip ayağa kalkacağım günü sabırsızlıkla bekliyorum. Çok mutluyum. Tanımadığım bir kişinin iliği bana umut oldu" dedi. SANDY KASIRGASINA RAĞMEN Prof. Dr. Hakan Özdoğu ise kemik iliği vericisinin Sandy kasırgasının vurduğu ABD’nin doğu sahillerinde yaşadığını, bu durumun ulaşım açısından bir takım zorlukları da beraberinde getirdiğini söyledi. Bu gibi durumlarda gönüllü bağışçılar arasından doku grubu uyumlu olan kişilerin arandığını kaydeden Prof.Dr. Özdoğu, "Uygun alıcı adayı bulunduğunda verici ile irtibata geçilerek, kararının değişip değişmediği sorulur. ABD’deki bu kişi felaket bölgesinde yaşamasına rağmen bu bağışından vazgeçmediğini bildirerek, iliğin alınmasını sağlamış. Kasırga nedeniyle vazgeçmiş olsaydı yapılabilecek hiç bir şey olmazdı. Üstelik hastamızın da durumu kritikti" diye konuştu. Prof. Dr. Can Boğa da nakil işleminin ardından iliğin yerleşme aşamasının büyük önem taşıdığını, bu sürenin yaklaşık 2 haftayı bulabildiğini anlattı. Bu sürecin ardından en az 2 yıl hastanın fırsatçı enfeksiyonlar ve tedavi ilişkili komplikasyonlar yönünden çok yakından izleneceğini bildiren Prof.Dr. Boğa, şöyle konuştu: "Aile bağı bulunmayan bir vericinin tam doku uyumu olasılığı 150 binde birdir. Bu nedenle hastamız için iliğin bulunması büyük bir şans. Hastamızın ve ailesinin her zaman metanetlerini koruması ve umutlarını hiç kaybetmemesi bu dönemde bizim işimizi kolaylaştırdı. Çünkü bu hastalıkla mücadelede moral çok önemli."

Doktoru Tekme Tokat Dövdüler

Görevi başında bir asistan hekime saldıran hasta yakınları 6000 TL para cezasına mahkum oldu. Ankara 3. Sulh Ceza Mahkemesi’nde 07 Kasım’da sonuçlandırılan davada, görevli memuru yaraladıkları gerekçesiyle sanıklar hakkında toplamda 6000 TL para cezası kararı verildi. Sanıkların sabıkası bulunmaması nedeniyle cezaları ertelendi. KADIN HEKİMİN BOĞAZINI SIKTILAR Dr. Sami Ulus Kadın Doğum, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde Nisan 2011’de yaşanan olayda, çocuklarını hastane acil servisine getiren karı koca acil serviste görev yapan bir kadın asistan hekime fiziksel saldırıda bulunmuştu. Kendisine yumrukla vurulan ve boğazı sıkılan hekim, Ankara Tabip Odası’na başvurarak hukuki destek talep etmişti. ATO Hukuk Bürosu’nun girişimleri ile saldırgan hasta yakınları hakkında Ankara 3. Sulh Ceza Mahkemesi'nde kamu davası açıldı ve sanıklar "kamu görevlisine yönelik basit yaralama" suçundan yargılandılar. ATO Hukuk Bürosu tarafından mağdur hekim adına takip edilen davada sanıklar 7 Kasım’da son savunmalarını sundu. Hekime saldırı suçlamasını reddeden sanıklar, hekimin ve hastane özel güvenlik görevlilerinin saldırdığını iddia etse de, ATO avukatı Ender Büyükçulha, suçun tanık beyanları ve kanıtlarla ispatlanmış olduğunu, hekimlere yönelik şiddet olaylarının artarak sürdüğü ülkemizde caydırıcılığın sağlanması için sanıkların cezalandırılmasını talep etti. Son savunmaların ardından kararını açıklayan Mahkeme, sanıkların suçunu sabit görerek her bir sanık için 3000 TL ve toplamda 6000 TL adli para cezası kararı verdi. Sanıkların sabıkalarının olmayışını dikkate alan Mahkeme, hükmün açıklanmasını beş yıl süreyle geri bıraktı. Sanıklar beş yıl içinde yeni bir kasıtlı suç işlerlerse söz konusu ceza kararı infaz edilecek. Öte yandan, sanıklar hakkında ceza kararı verilmiş olsa da "hükmün açıklanmasının geri bırakılması" ve böylelikle cezanın infaz edilmeyecek oluşu, hekime yönelik şiddet olaylarında caydırıcılığın sağlanması için yeni bir yasal düzenleme yapılması gereğini de bir kez daha ortaya koymuş oluyor.

Amerika'da Şeker Hastası Sayısı Artıyor

ABD'de korkutan artış Amerika Birleşik Devletleri'nde son 15 yılda diyabetli yetişkinlerin sayısında ciddi bir artış gözlendi. ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi'nin (CDC) yayımladığı raporda, 1995'den 2010'a kadar tip 2 diyabetin ülkenin 32 eyaletinde en az yüzde 50, 18 eyaletinde ise yüzde 100'den fazla arttığı ortaya çıktı. CDC yetkilisi Linda Geiss, en çok artışın ülkenin güneyinde, batısında ve kuzeydoğusunda yaşandığını belirtti. Geiss, yetişkinlerde şeker hastalığına yakalanma oranındaki en büyük artışın güneydeki eyaletlerden Oklahoma (yüzde 226), Georgia (yüzde 145) ve Alabama'da (yüzde 140) yaşandığına dikkati çekti. Uzmanlar, bu rakamın ilerleyen yıllarda daha da artacağını ifade ederken obezitenin de diyabete neden olan etmenler arasında yer aldığını belirtti. Tip 2 diyabetin bu derece artışının, değişen yaşam tarzı ve beslenme alışkanlıklarından kaynaklandığı ifade edildi. 1995 yılında ABD'de yalnızca 3 eyalette tip 2 diyabete rastlanırken, diyabet hastalarının oranı yüzde 7'nin altındaydı. Yetişkinlerde görülen tip 2 diyabet, pankreasın salgıladığı ve kandaki şekerin vücut tarafından kullanılmasını sağlayan insülin salgısının, yeterli miktarda üretilememesi sonucu ortaya çıkıyor. Her yıl 14-21 Kasım, Dünya Diyabet Haftası olarak kutlanıyor.

Hastalık Riski Artıyor

Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Erim Gülcan, böbrek hastalarının kalp krizi geçirme oranının daha fazla olduğunu belirterek, “Normal bir insanın kalp krizi geçirme riski bir iken, böbrek hastalarında 30-40 kat daha fazla” dedi. Gülcan, uzun süre böbrek yetmezliği olan bir vücutta kalbin kasılmasının azaldığını, dolayısıyla kalp yetmezliğinin görüldüğünü söyledi. Böbrek hastalarında bazı semptomların görüldüğünü dile getiren Gülcan, “Nefes darlığı, yürümekte zorlanma, çabuk yorulma gibi semptomlar görülüyor. Çoğunlukla bizim hastalarımızda bu üremik olabiliyor” dedi. Gülcan, böbrek hastalarının yaklaşık yüzde 40-45'inin kalp krizinden hayatını kaybettiğini ifade ederek, şöyle devam etti: “Böbrek hastalarının kalp krizi geçirme oranı, normal insanlara göre çok daha fazla. Normal bir insanın kalp krizi geçirme riski bir iken, böbrek hastalarında 30-40 kat daha fazla. Çünkü uzun yıllar yapılan çalışmalarda, '20 yılda kalp krizi geçirme riski ne kadar diye' bakıldığında, kardiyovasküler hastalığın eş değeri olan hastalıklardan bir tanesi de kronik böbrek hastalığı, yani böbrek yetmezliği olan hastalardır. Bu hastaların 20 yılda, yüzde 20'nin üzerinde kalp krizi geçirme riski var. Hatta bir böbrek hastası 10 yılda, 20 ya da 30'un üzerinde kalp krizi geçirme riski bulunuyor. Bütün böbrek hastalarını, kalp damar hastasıymış gibi kabul etmek gerekiyor.” "NAKİLLERLE KALP KRİZİ RİSKİNİ AZALTIYORUZ" Böbrek nakli konusunda herkesin daha duyarlı olması gerektiğini vurgulayan Gülcan, “Böbrek hastası, her zaman normal hayatını hemodiyalizle sürdürebiliyor. Ama aslında o normal bir hayat olmuyor. Yani bunu bir tedavi şekli değil, sadece destekleyici bir tedavi yöntemi olarak düşünmek lazım. Dolayısıyla bu hastalar için organ bağışı yapacak kişilerin bir kere daha düşünmesi gerekiyor” diye konuştu. Organ bağışı yapmanın hayat kurtardığını vurgulayan Gülcan, şunları kaydetti: “Nakil yaptığımız zaman hastaların hayatlarında tamamen bir değişiklik yapıyoruz. Kalp krizi riskini azaltıyoruz, ölüm riskini azaltıyoruz, hayat kalitesini artırıyoruz. Yani haftada 3 kere hemodiyalize giren bir hasta, 4'er saat olmak üzere toplam 12 saat böbreği çalışıyor. Ama normal bir insanın böbreği devamlı çalışıyor. Dolayısıyla bir böbrek takıldığında, böbrek o hastanın hayatını tamamen değiştiriyor ve normal kişi gibi hayatına devam ediyor. Kalp krizi riskini de büyük oranda azaltıyor. Hatta hastaya nakil yapıldığında, kalp krizine neden olan bu durumu geriye dönebiliyor.”

Avrupa Birliği Aşıya Onay Verdi

AB'nin en önemli ilaç denetim kuruluşu olan Avrupa İlaçlar Kurumu, Avrupa Komisyonu'na ilaç şirketi Novartis'in B tipi menenjit için geliştirdiği aşının onaylanması tavsiyesinde bulundu. Novartis şirketi yetkilisi Andrin Oswald onaylama kararı üzerine yaptığı yazılı açıklamada, şirketinin “Bexsero” adı verilen aşıyı geliştirmek konusunda kaydettiği büyük ilerlemeden gurur duyduğunu belirtti. Çoğunlukla bebekler ve yürüme çağına gelmemiş çocuklarda görülen bakteriyel menenjit hastalığının 5 tipi bulunuyor. Diğer 4 tipe karşı koruma sağlayan aşılar bulunmuş olmasına karşın, Avrupa'da en yaygın olarak görülen B tipi menenjit hastalığı için daha önce geliştirilmiş bir aşı bulunmuyordu. Hastalığa yakalananların yüzde 8'inde ölümle sonuçlanan menenjit, diğerlerinde ise beyin hasarı gibi hayat boyu sürecek sağlık sorunlarına neden oluyor. Novartis ilaç şirketi, geliştirdiği aşıyı Avrupa'dan sonra ABD'de de test etmeyi amaçlıyor.

31 Ekim 2012 Çarşamba

Muhtarların Görevleri Nelerdir?

Mahalle ve köy muhtarlarının belli başlı görevleri vardır. Muhtarlar bu görevleri yerine getirerek bulundukları konumların güveniliğini ve işleyişini sağlamaktadırlar. Mahalle muhtarları köy muhtarlarıyla aynı görevleri sahip olsada köy muhtarlarının farklı birkaç görevide bulunmaktadır. Sonuç itibariyle Türkiye'de mahalle ve köy muhtarlarının görevleri bulunmakta ve bu görevleri yerine getirmeleri sayesinde bir takım işler nizami şekilde ilerlemektedir.

RA teşhisi Ne Kadar Sürede Konulur?

Romatoid artritin yedi yıldan önce teşhis edilemediğini söyleyen ve kendisi de RA hastası olan Artrit ile Yaşam Derneği Başkanı Sarah Adut: Hasta ya psikolojik tedavi görüyor, ya kaplıcaya gidiyor ama bu sürede RA ilerliyor Eklem ağrıları ve şişliklerle kendini gösteren romatoid artrit (RA), erken teşhis edildiğinde büyük ölçüde tedavi edilebiliyor. Ancak yanlış teşhisler ve tedaviler nedeniyle hastalık iyice ilerliyor, yaşanan ağrılar hayatı çekilmez kılıyor. 'Artık ağrımasın' sloganıyla RA hastalarını bilinçlendirmeyi amaçlayan Artrit ile Yaşam Derneği Başkanı Sarah Adut; kendisinin de bu hastalıkla nasıl savaş verdiğini anlattı: Sizde hastalık nasıl başladı, hemen teşhis edilebildi mi? Bende sekiz yıl önce başladı. Sabahları vücudumda tutukluk oluyordu, hiçbir ağrı kesici ağrılarımı dindiremiyordu. Eklem ağrılarımı, ellerimdeki ve ayaklarımdaki şişlikler izledi. Benim teşhisimde çok zorlanmadık ama ortalama yedi yıldan önce teşhis edilemiyor bu hastalık. Şimdi farkındalık biraz arttığı için beş yıla indiği söylenebiliyor ama ilk 12 haftada teşhis edilebildiğinde büyük ilerleme sağlanıyor. Dolayısıyla beş yıllık vakit kaybını siz düşünün.

30 Ekim 2012 Salı

Kırışıklıkları Önleme Yolları

Hayatın dönüm noktalarından biri olan 30'lu yaşlarda, akıp giden yılların izleri de yüzümüzde belirmeye başlar. Bu durumda panik yapmak yerine bazı önlemler alarak yaşlılık belirtilerine erkenden dur diyebilirsiniz! Yaşlanmayı geciktirmek için 30'lu yaşlarda harekete geçmeniz gerekiyor. Savaşınızı; antiaging ürünlere başlayarak, antioksidan içerikli kremler kullanarak, geceleri meyve asidi içerikli kremler sürerek başlatabilirsiniz. Medical Park Bahçelievler Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Gökhan Okan; hem ruhsal, hem de fiziksel açıdan önemli bir dönüm noktası olan 30'lu yaşlardaki cilt bakımının püf noktalarını anlattı: DOĞRU ÜRÜNLERİ SEÇİN: 30'lu yaşlara merhaba diyenler, öncelikle kullandıkları günlük bakım ürünlerine dikkat etmeliler. Uygun bir temizleyiciyle temizlenen cilde daha sonra nemlendirici sürülmeli. Yağlı cilt yapısına sahip olanlar, cildi kurutucu bir temizleyici tercih etmeli. Kuru cildi olanların da deriyi kurutmayan bir ürünle ciltlerini temizlemeleri gerekir. Tonik tarzı ürünler kuru cilde sahip olan kişiler için uygun değildir; cildi yağlı olanlara uygundur.

Diyabetten Nasıl Kurtulabilirim?

İnce bağırsağın son bölümünün başa, baş bölümünün sona alındığı metabolik cerrahi operasyonuyla, şeker hastalığı yüzde 95 oranında ortadan kalkıyor. Hasta üç-dört ay sonra diyet yapmasına gerek kalmadan istediği her şeyi yiyebiliyor Universal Taksim Alman Hastanesi Metabolik Cerrahi Ünitesi Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Alper Çelik, şeker hastalığını tarihe gömecek olan metabolik cerrahi operasyonunu anlattı: ÖNERİLERE UYMUYORLAR Şeker hastalığı ilaçla tedavi edilirken, insanlar niye ameliyat olsun? Dünyada kilo problemi olan şeker hastalarının sadece yüzde 7'sinin, doktorların önerilerine iki yıl uyabildiği tespit edilmiştir. Diyet, egzersiz, insülin ve ilaçlar, sadece hastanın o gününü kurtarmaya yöneliktir. Hasta o gün tatlıyı biraz kaçırmışsa, bu önlemler de işe yaramaz. En önemlisi metabolik sendromda; insülin ve ilaçla hastalığın etkilerinin tamamen ortadan kalmasından söz etmek mümkün değildir. İlaç tedavisinde sadece kontrol vardır ancak ameliyattan sonra hastalığının ortadan kalkma ihtimali söz konusudur. Hasta açısından zor bir ameliyat mı, organ kaybı oluyor mu? İnce bağırsağın son bölümünü başa, baş bölümünü sona alıyoruz. Buna ilaveten gerekli görülen durumlarda; mide ve karın içerisindeki organları saran yağlı dokular üzerinde de cerrahi işlem yapabiliyoruz. Bu yer değişikliğinden dolayı emilimde bir farklılık olur ancak bir yıl sonra vücut normale döner. Bu hastalar ameliyattan bir yıl sonra vitamin takviyesine de ihtiyaç duymuyorlar.

29 Ekim 2012 Pazartesi

Antioksidan, mineral ve vitamin Yararları

Yeterli miktarda antioksidan içeren multi-vitamin ve mineral preparatları, kanser riskini minumuma indirir. Besin destekleri; enzim sisteminin düzgün çalışmasına yardım eder, hücre hasarını engeller, yaşlanma etkilerini geciktirir. Ayrıca kanserin dışındaki kronik hastalıklara karşı da korur Stresli yaşam ve işlenmiş gıdalar yüzünden, başta kanser olmak üzere hayatı tehdit eden hastalıklardan korunmak zorlaştı. Bu noktada beslenme rejimini destekleyecek özel takviyeler büyük önem taşıyor. Kanser riskini minimuma indirecek en önemli besin destekleri; yeterli miktarda antioksidan içeren bir multi-vitamin ve mineral preparatı, flavonoidler açısından zengin bitki özleri, yeşil içecekler, probiyotikler ve balık yağı preparatları... Bu tamamlayıcı preparatlar en fazla yararı; sağlıklı bir diyetle birlikte düzenli olarak kullanıldığında sağlar. DNA 'YI ONARIRLAR Antioksidan, vitamin ve mineral preparatları; dokuların işlevlerini yerine getirebilmesine yardımcı olur. Vücudumuzdaki milyarlarca hücrenin her biri, zarlarının ve diğer hayati yapılarının gücünü koruyabilmek için bu bileşenlere gereksinim duyar. Öte yandan antioksidan, vitamin ve mineraller; enzim sisteminin de düzgün çalışmasını sağlar. Enzimler; hücrelerdeki hasarı onarmaktan sorumludur. Örneğin, DNA kırılgan yapıdadır ve çoğaldığında veya toksik bir molekülün saldırısına uğradığında ufalanabilir. Böyle bir hasar, hücrelerin mutasyona uğramasına yol açabilir. Bunun olası bir sonucu; kontrol dışı büyüyen hücreler yani kanserdir. Normal şartlarda enzimler bu bölgeye doğru harekete geçer ve DNA'yı orijinal şekline geri getirir. Fakat eğer enzim üreten sistem çalışmıyorsa, hücrenin işlevi daha çok bozulur. Bu durumun diğer sonuçları arasında; yaşlanmanın hızlanması ve kanser dışındaki kronik hastalıklar da yer almaktadır.

28 Ekim 2012 Pazar

Sağlık Dişler için Bunlara Dikkat Edin

Altı ayda bir diş doktoruna gidin çünkü diş ve diş eti hastalıkları romatizmayı tetikler. Ceviz ve balıktaki Omega 3 yağ asitleri de romatizmaya karşı koruyucudur Acıbadem Fulya Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Selda Bağış, romatizmaya neden olan etkenler ve dikkat edilmesi gerekenler hakkında bilgi verdi: 1 Ailesinde romatizma hastalığı olanlar dikkat etmeli. Genetik yatkınlık, romatizmanın oluşumunda rol oynuyor. 2 Fazla kilolarınızdan kurtulun. Fazla kilolar; bel ve bacaklara binen yükü artırıyor ve eklem harabiyetine neden oluyor. 3 Omega 3 ve Omega 6 dengesi romatizmal hastalıklar için çok önemlidir. Bu nedenle bol bol balık, yumurta, ceviz, keten tohumu ve semizotu tüketin.

27 Ekim 2012 Cumartesi

Hastalıkları Önemseyin ve Önleminizi Alın!

Romatoid artrit (RA) önce ellerde şekil bozukluğu yaratıyor, sonra ağrılar tüm hayatı etkiliyor ve evlilikler bu hastalığa dayanamıyor. Prof. Dr. Ömer Kuru "RA hastalarında boşanma oranı fazla, yeniden evlenme oranı ise çok düşüktür" diyor 'Hastalıkta ve sağlıkta' sözü, romatoid artrit (RA) hastalığı karşısında yıkılıyor. Bu hastalık insanların yaşamında öyle ağrılara yol açıyor ki, çiftler buna dayanamıyor. Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Ana Bilim Dalı Başkanı, Romatoloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ömer Kuru, RA ile ilgili soruları yanıtladı. Bu hastalık hayatı etkilediğine göre; psikolojik tedavi de şart mıdır? RA, ağrı ve fonksiyon kayıplarıyla seyreden kronik bir hastalıktır. Bunun sonucunda hastaların yüzde 40'ında depresyon gelişir. Depresyon etkili şekilde tedavi edilmezse, hasta sosyal çevreden izole olur.

Bayramda Mutlu Olabilirsiniz

Sapanca Richmond Nua Wellness Spa, Kurban Bayramı'nda şehirden uzaklaşmak, aynı zamanda bedenini yenilemek isteyenlere özel seçenekler sunuyor. * ÇİFTLERE ÖZEL 'Nua Spirit Couple' bakımı, çift kişilik buhar banyosu ve Asya masajıyla vücudu rahatlatıyor. * YENİLik ETKİSİ Yüz bakımı, refleksoloji terapisi ve lenf drenaj masajı içeren 'Nua Special Care', tıkalı bölgeleri açıyor.

Kansere Karşı Ne Yapılmalı?

Yüksek sodyum ve düşük potasyum içeren bir beslenme diyeti; hem yüksek tansiyon riski taşıyor, hem de kolon kanseri başta olmak üzere birçok kanser türünü tetikleyebiliyor. Şekerli gıdalar ise kanserin nüksetme riskini artırıyor Potasyum, sodyum, klorür ve magnezyum; suda çözündüklerinde elektrik iletebilen mineral tuzlardır. Kanser riskinin olmadığı, sağlıklı bir yaşam için; bu minerallerin dengeli bir şekilde tüketilmesi gerekir. Tuzun yani sodyumun fazla miktarda alınması ise bu dengeyi bozabilir. PEK BİLİNMİYOR! Yüksek sodyum ve düşük potasyum içeren beslenme diyetlerinin, yüksek tansiyona yol açabileceği biliniyor fakat böyle bir diyetin kolon kanseri riskini artırabileceği üzerinde ise durulmuyor. Öte yandan bizim toplumumuzda; sodyum alımının sadece yüzde 5'i yiyeceklerdeki doğal içerikten geliyor. Sodyum tüketiminin yüzde 45'ini hazır yiyecekler oluşturuyor, yüzde 45'i pişirme sırasında ekleniyor. Yüzde 5'i de sonradan yemeğe ilave edilerek alınıyor.

İSot Yararlı mı?

Şanlıurfa'da isot tüketiminin yüksek olması sebebiyle, diğer kanser türlerine göre mide kanseri oranının daha düşük olduğu belirtildi. Güneydoğu'da kanser üzerine istatistiksel araştırmalar yapan Uzman Doktor Haluk Yeşilbağdan, Şanlıurfa'da mide kanserinin diğer kanser türlerine göre daha düşük oranda olduğunu ve bunun sebebinin isot tüketiminin fazla olmasından kaynaklandığını kaydetti.

24 Ekim 2012 Çarşamba

Aöf Kayıt Yenilemeyi Kaçırmayın?

Açıköğretim öğrencileri için zorlu bir yıl geçti. Önümüzdeki yıl bildiğiniz gibi kredili sisteme geçiş yapılacak. Açıköğretimde kredili sisteme geçiş yapmanın güzellikleri olduğu kadar kötü yanlarıda bulunuyor. Öncelikle Açıköğretim Kayıt Yenileme Ne Zaman sorusunun cevabını yanıtlayalım. Aslında bu sorusunun cevabını AÖF resmi sitesinde bulabilirsiniz. Farklı adreslerde farklı tarihlerle karışıklık yaratmak yerine resmi siteden öğrenebilirsiniz. Ancak, açıköğretim kayıt yenileme ve açıköğretim kayıtları eylül ayı sonunda başlayıp kasım başında bitmektedir. Açıköğretim kayıt yenileme ne zaman sorusunun cevabından sonra bu yıl yeni sistem olan kredili sistem hakkında bilgi verelim.

19 Ekim 2012 Cuma

Türk Kızılayı ile Kurbanlarınız Gerçek Amacına Ulaşıyor

Kurbanda Kızılay Modeli ile Türk Kızılayı son 6 yıldır olduğu gibi bu yıl da “Vekâletle Kurban Kesim Kampanyası” ile yüzbinlerce gerçek ihtiyaç sahibi aileye yardım ulaştırmayı planlıyor. http://kurbanibadettir.kizilay.org.tr/ Türk Kızılayı Vekâletle Kurban Kesim Kampanyası ile bir yandan kurban kesiminde büyükşehirlerde yaşanan olumsuz görüntülerin önüne geçmeyi bir yandan da vekâletle kurban kesiminde yaşanan vicdanında açtığı derin yaraları onarmayı hedefliyor.suiistimallerin kamuoyu

17 Ekim 2012 Çarşamba

Açıköğretim Kayıt Yenileme Ne Zaman

Açıköğretim öğrencileri için zorlu bir yıl geçti. Önümüzdeki yıl bildiğiniz gibi kredili sisteme geçiş yapılacak. Açıköğretimde kredili sisteme geçiş yapmanın güzellikleri olduğu kadar kötü yanlarıda bulunuyor. Öncelikle Açıköğretim Kayıt Yenileme Ne Zaman sorusunun cevabını yanıtlayalım. Aslında bu sorusunun cevabını AÖF resmi sitesinde bulabilirsiniz. Farklı adreslerde farklı tarihlerle karışıklık yaratmak yerine resmi siteden öğrenebilirsiniz. Ancak, açıköğretim kayıt yenileme ve açıköğretim kayıtları eylül ayı sonunda başlayıp kasım başında bitmektedir. Açıköğretim kayıt yenileme ne zaman sorusunun cevabından sonra bu yıl yeni sistem olan kredili sistem hakkında bilgi verelim.

9 Ekim 2012 Salı

İddaa Düello nedir?

Eylül ayında iddaa oyununa yeni bir özellik eklendi. Bu bahis türü normal iddaa bahisini etkilememekle birlikte oynanmayan ancak birbirine denk gelebilecek takımları adeta birbirleriyle karşılaşıyormuşcasına maç sonucu üreterek sanal bir maç oynatmaktadır. Düello'dan bahsediyorum. İddaa Düello nedir? İddaa düello oyununu ancak örneklerle size açıklayabiliriz. Bu durumda bir örnekle düello oyununu açıklayalım. Bu hafta 342 Galatasaray - Kasımpaşaspor ve 256 Fenerbahçe - Beşiktaş karşılaşmalarının olduğunu düşünelim. Düello'da seçilen karşılaşmada 445 Fenerbahçe - Galatasaray maçı olsun bunlara verdiğimiz numaralarda tamamen örnek olarak verildi. 342 Galatasaray - Kasımpaşaspor karşılaşmasının 3-4 bittiğini ve 256 Fenerbahçe - Beşiktaş maçının ise 2-0 bittiğini düşünelim. Gördüğünüz gibi sadece gollere bakılıyor. Yani Galatasaray yenilsede Fenerbahçe galip olsada önemli olan sadece gol oranlarıdır. Sonuç itibariyle düello karşılaşması olan 445 Fenerbahçe - Galatasaray 2-3 bitiyor. Bu durumda Galatasaray kasımpaşa maçında yenilmiş olsa bile Fenerbahçe Beşiktaş maçından galibiyet almış olsa bile düelloda sadece gollerle sanal karşılaşma belli olduğu için Galatasaray 3-2 Fenerbahçe'yi yenmiş sayılıyor. İddaa düello tamamen hayal olarak üretilen maçların sonuçlarını bilmekle alakalı. Yani siz 2 maçında analizini yaparak takımların karşısındaki takıma göre kaç gol atabileceği ve bunun sonucunda düello karşılaşmasının kimin tarafından kazanılacağını bilmeniz gerekiyor. Düello Nasıl Oynanır? Düello normal idda maçlarından farksızdır. İddaa maçlarında oynadığınız gibi oynayabilir ve istediğini kadar düello maçını kuponunuza ekleyebilir yada sadece düello maçlarından oluşan bir kupon yapabilirsiniz.

4 Ekim 2012 Perşembe

Gazete Haberleri

Gazete manşetlerine bugün baktığımız birçok önemli haberin olduğunu görebiliyoruz. Gerek Türkiye gündemi olsun gerekse Dünya gündemi oldukça yoğun gözüküyor. İlk olarak spor gündemi baktığımızda Orduspor'a yenilen Galatasaray yediği 2 golün etkisindeyken, Fenerbahçe Kasımpaşa karşısında 2-0 lık bir mağlubiyet aldı. Nuri Şahın Liverpool'da 2 gol atarak ingiltere'de iyi işler başarmaya devam ediyor.

Gazete manşetlerinde Recep Tayyip Erdoğan'ın terör ile ilgili demeçleri yer alırken, Suriye sınırında yaşanan olaylar ve Türkiye'ye sıçrayan yangın konuşuluyor. Dünya ünlü isimlerin Türkiye yatırım yapmasıda bugünün gazete manşetleri arasında yer aldı.

29 Eylül 2012 Cumartesi

Altın Fiyatları Ne Olur?

Altın fiyatları son yılların en büyük yükselişini yaptı ve adeta rekor kırdı. 9 Eylül tarihinden itibaren altın ani bir şekilde yükseldi. Altın fiyatlarındaki bu yükseliş herkesi şaşırtırken, yatırımcı kazanmaya devam ediyor. Altın fiyatlarındaki yükseliş yeni yatırımcıları altına yönlendiriyor. Altın fiyatlarında düşüş olabilme ihtimali yatırımcıları heyecanlandırırken, altın sahiplerini ise korkutuyor. Bu yüzden altın fiyatlarının en zaman yükselip ne zaman eski seviyesine düşeceği konusunda birçok söylenti yapılıyor. Ekonomi uzmanları tarafından yapılan tahminlere göre altın fiyatlarının yıl sonuna kadar tekrar eski seviyesine dönebileceği konuşuluyor. Altın fiyatlarındaki düşüşün bir anda kasım sonu ve aralık başı gibi olabileceği ekonomi uzmanları tarafından belirtilirken, bazı ekonomi uzmanları ise yılbaşın yeni artışın olabileceğine dikkat çekiyor. Ekonomi uzmanları altındaki yükselişin çin ve hindistan yaşanan evlilik vb. olayların etkili olduğunu dile getiriyor. Altın fiyatları önümüzdeki günlerde bu seviyelerden satılmaya devam edeceğe benziyor. Ayrıntılı bilgiyi http://www.firsthaber.net/ekonomi adresinden takip edebilirsiniz.

12 Eylül 2012 Çarşamba

Paso Yenileme 2012

Kuzey Güney dizisi 2012-2013 sezonuna bomba gibi girdi. 12 eylül 2012 tarihinde yeni bölümleriyle başlayan Kuzey Güney dizisinde Ali karakterini canlandıran Rıza Kocaoğlu diziden ayrıldı. Kuzey Ali'yi öldüren Ferhat'ın peşinde. Ferhat'ı öldürmek isteyen Kuzey Cemre'ye aşkını ilan etti ve sevdiğini söyledi. Kuzey Güney dizisi önümüzdeki haftalarda yeni bölümleriyle Kanal D ekranların izleyicileri ekran başına toplamaya devam edecek. Okullar önümüzdeki hafta açılacak. 17 eylül 2012 pazartesi günü açılacak olup tablet dağıtılacak okullar merak konusu oldu. Geçtiğimiz yıl okullar tablet dağıtılacağı ve artık öğrenciler okul çantası taşımak zorunda kalmayacağı söylenmişti. Deneme amaçlı bazı liselere dağıtılan tabletlerin bu yıl daha fazla okula dağıtılması bekleniyor. Tablet dağıtılacak okullar ise önümüzdeki günlerde belli olacaktır. 2012 yılında eğitim öğretim dönemi başladı. Yeni öğretim yılında paso yenileyecek olanlar ve yeni paso alacak öğrenciler bulunuyor. Öğrenci paso ücreti 1,10 TL olurken, 17 eylül 2012 tarihinde zamlı paso ücretleri geri alınarak tekrar 1 TL olacak. Otobüs, Metro, Metrobüs vb. pasonun geçtiği her yerde tam bilet fiyatları ise 1,95 TL oldu. Paso yenileme ve paso başvurusu için www.FirstHaber.net adresinden bilgi alabilirsiniz.

2 Eylül 2012 Pazar

Okul çantalarında yasaklı 'fitalat' maddesi bulundu

Amerika'da yayınlanan bir araştırmada, okul malzemelerinin yüzde 75' inde oyuncaklarda kullanılması yasaklanmış olan ‘fitalat' grubundan toksik kimyasal maddeler bulunduğu belirtildi. Prof. Dr. Rasim Küçükusta, yaptığı açıklamada, kısa adı CHEJ olan Sağlık, Çevre ve Adalet Merkezi (Center for Health, Environment & Justice) isimli kuruluşun, New York'ta bazı mağazalardan rastgele satın aldığı dünyaca tanınmış firmaların imalatı olan sırt çantası, beslenme çantası, yağmurluk, bot ve üç halkalı klasörden oluşan 20 çeşit üründe fitalat miktarlarını ölçtürdüğünü söyledi. İki kez tekrarlanan testlerden, 20 üründen 16'sında fitalat bulunduğu, 15 üründe bulunan fitalat miktarının izin verilen seviyeden yüksek çıktığı belirtildi. Test edilen ürünlerin hiçbirisinde fitalat ihtiva ettiğine dair hiçbir uyarının olmadığına dikkat çeken Prof.Dr. Rasim Küçükusta, şöyle dedi: ''Test edilen sırt çantaları, oyuncaklarda müsaade edilenin 69 misli, beslenme çantalarında ise 27 ila 29 misli fazla fitalat tespit edildi. Bu ürünlerde fitalatlardan başka sağlığa zararlı kurşun, kadmiyum ve organotin gibi kimyasallar da bulundu.'' FİTALATLARIN KANSER ETKİSİ Prof.Dr. Rasim Küçükusta, fitalatların başta kanser olmak üzere insan sağlığına çok yönlü zararlarının olduğuna da dikkat çekerek, şöyle devam etti: "'Toplam 8 türü olan fitalatlar, kısaca PVC olarak bilinen poli vinil kloriti yumuşatmak ve daha elastik hale getirmek için kullanılıyor. Tıpkı sert plastik elde etmek için kullanılan bisfenol A gibi hormon bozucu kimyasallardan olan fitalatların, doğumsal gelişim kusurları, dikkat eksikliği hiperaktivite sendromu, kısırlık, erken buluğa erme, astım, obezite ve kanserler' ile ilişkilendiren hayvanlar üzerinde yapılmış olan pek çok araştırma var. Bu yüzden de Amerika'da fitalatların oyuncak, diş kaşıma halkaları ve benzeri ürünlerde binde 1′ den fazla konsantrasyonda kullanılması çocukların bu tür ürünleri çiğnedikleri ve emdikleri gerekçesiyle 2008 yılında yasaklanmıştı.'' TÜRKİYE'DE DE VAR Prof.Dr. Rasim Küçükusta, Türkiye'de üretilen ve satılan bir çok kırtasiye malzemesinde ve çantalarda fitalat bulunduğunu da belirterek şöyle devam etti: ''Bu raporda sözü geçen tüm ürünler ülkemizde de var ve marka düşkünü aileler tarafından da üstelik çok pahalı fiyatlara kapış kapış alınıyor. Bizde bu tür ürünlerin alıcısı pek çok ama bunlarda bulunan kimyasalları kendine dert edinen ve zararlarını araştıracak insan çok az veya hatta hiç yok. Aldığınız üründe PVC olup olmadığını kontrol edin ve PVC olanlardan mutlaka uzak durun. Fitalat ihtiva eden ürünlerin alternatifleri olduğunu unutmayın. Fitalatlar, özellikle çocuklar tarafından kullanılan her türlü malzemede yasaklanmalı ve ürünlerin fitalat ihtiva ettiği etiketlerinde açıkça belirtilmelidir. Çocuk oyuncaklarında yasaklanan fitalatlara çeşitli okul malzemelerinde kullanılmasına izin veriliyor olması, tamamen kimya endüstrisinin gücü sayesindedir.''

yeni doğan bebeklerin banyosunda kullanılmaması gereken ürünler

Yeni doğan bebeklerin yetişkin sabunu ve şampuanıyla yıkanması halinde ciltlerinin tahriş olabileceği belirtildi. Uzmanlar, yeni doğanların yıkanması sırasında kullanacak ürünlerin hijyenik ve alerji yapmayan türde olmasının önemine dikkat çekiyor. Manavgat Devlet Hastanesi Başhekimi ve Çocuk Hastalıkları Uzmanı Dr. Mehmet Kuru, bebekleri banyo yaptırmada kullanılan sabun ve şampuanın yumuşak ve hassas ciltlere göre üretilmiş olması gerektiğini söyledi. Yetişkin sabun ve şampuanıyla banyo yaptırılmasının bebeğin cilt sağlığı için zararlı olduğunu belirten Kuru, ciltte tahriş, kızarıklık ve kaşıntının oluşmaması için organik ürünlerden yapılmış çocuk ürünlerinin kullanılmasının yararlı olacağını kaydetti. Bebeğin cildinin sıcak su temasıyla tahriş olmaması ve yanmaması için su sıcaklığının 36,5 derece olması gerektiğinin altını çizen Kuru, bebeğin kulaklarına su kaçmaması için pamuk ve kulak koruyucu kullanılmasının yararlı olacağını ifade etti. Kuru, "Doğru ürünlerle banyo yaptırmak bebeğin rahat bir şekilde uyumasını sağlar. Bebeğin rahat bir şekilde uyuması için cilt sağlığı çok önemli. Çocuklar kesinlikle yetişkinlere ait banyo malzemeleriyle banyo yaptırılmamalı. Bebeklerin ciltleri yumuşak ve hassas olduğu için özel bakıma ihtiyaçları var. Yetişkinlere ait banyo ürünleri bebeğin cildini tahriş eder ve alerji oluşturur. Bu da bebeğin uyku düzeninin bozar." dedi. Bazı ailelerin bebeklerinin güzel kokması için losyon kullandığını anlatan Kuru, bebeğin cildinin kuru olmadığı sürece losyon kullanımına gerek olmadığını söyledi. Annelerin bebeklerinin yıkadıktan sonra asla yetişkinlerin kullandığı gereçlerle kulaklarının temizlenmemesini tavsiye eden Kuru, bu tür temizleyicilerin yeni dünyaya gelen bebeklerin kulağın iç bölgesinde kalıcı rahatsızlık verdiğini ve bebeklerin sağlığı için kullanılmamasını istedi.

Türkiye'de ilk kez gerçekleştirilen bir yöntemle sağlığına kavuştu

Antalya'da böbrek damarındaki darlık nedeniyle 8 yaşında tansiyon hastası olan ve günde 4 farklı tansiyon ilacı kullanan Mustafa Tuncay Mete, Türkiye'de ilk kez gerçekleştirilen bir yöntemle sağlığına kavuştu. Akdeniz Üniversitesi Organ Nakli Merkezi'nde ameliyat edilen Mustafa Mete'nin böbreği çıkarıldıktan sonra atardamarının dar olan kısmı kesildi. Ardından böbrek tekrar nakledildi. Tansiyonu düzelen Mustafa, ilaçlardan ve bitmek bilmeyen baş ağrısından kurtuldu. 8 YAŞINDA TANSİYON HASTASI Antalya'da yaşayan lise öğrencisi 16 yaşındaki Mustafa Tuncay Mete, 8 yıl önce şiddetli baş ve karın ağrısı şikayetiyle hastaneye kaldırıldı. Yapılan tetkiklerde küçük çocuğun tansiyon hastası olduğu ve tansiyonun 200'lere çıktığı belirlendi. Tansiyonunun nedenini belirlemek için araştırma yapan doktorlar, yüksek tansiyonun sol böbrek atardamarının dar olmasından kaynaklandığını tespit etti. Bunun üzerine anjiyo yaparak damarın genişletilmesine karar verildi. Ancak 8 kez anjiyo yapılmasına rağmen başarılı olunamadı. SAĞLAM DAMARA BAĞLANDI Henüz 8 yaşında tansiyon ilacı kullanmaya başlayan Mustafa Tuncay Mete'nin baş ağrıları ve kullandığı ilaç sayısı her geçen gün artından dar olan atardamara cerrahi müdahale yapılmasına karar verildi. Akdeniz Üniversitesi Organ Nakli Enstitüsü Müdürü Doç. Dr. Ayhan Dinçkan ve Yrd. Doç. Dr. Ayhan Mesci tarafından ameliyata alınan Mustafa'nın böbreği, laparoskopik yöntemle çıkarıldı. Ardından damarın dar olan kısmı kesilip, böbrek aynı kesikten tekrar sağlam damarlara nakledildi. İLAÇLARDAN VE BAŞ AĞRISINDAN KURTULDU Operasyonun ardından sağlığına kavuşan Mustafa Mete, hem tansiyon ilaçlarından hem de şiddetli baş ağrılarından kurtuldu. Sağlığına kavuştuğu için çok mutlu olduğunu söyleyen Mete, "Hastalığım nedeniyle haftanın 5 günü hastaneye gidiyordum. Hiçbir sosyal aktiviteye katılamıyordum. Bisiklete bile binemiyordum. Çok istememe rağmen karete yapamıyordum ve futbol oynayamıyordum. Hocalarımdan da izin aldım, spor yapacak düzeye geldiğimde karete kursuna yazılacağım" dedi. ÇOK NADİR RASTLANAN BİR DURUM Mustafa Tuncay Mete'ye çok nadir görülen bir tansiyon hastası olduğunu belirten Doç. Dr. Ayhan Dinçkan ise, "Mustafa renovasküler hipertansiyon hastasıydı. Tansiyon sorununu düzeltmek için çeşitli müdahaleler yapılmış, ancak sonuç alınmayınca cerrahi müdahaleye karar verildi. Operasyonda böbreği laparoskopik yöntemle çıkardık. Atardamarın dar olan kısmını aldıktan sonra böbreği aynı kesikten naklettik. Bu çok nadir yapılan bir operasyon ve Türkiye'de ilk kez yapıldı. Ameliyattan önce tansiyonu 200'lere çıkıyordu, şimdi 120'lerde ve hiç ilaç kullanmıyor" diye konuştu.

kalp kapağının başarılı bir şekilde değiştirilmesiyle sağlığına yeniden kavuştu

ESKİŞEHİR’de, bitkinlik ve ani tansiyon değişimleri şikâyetiyle hastaneye başvuran Saadet Özkan’ın, yapılan test ve tetkiklerinin ardından, kalp kapağının işlevini yerine getiremediği belirlendi. Doç. Dr. Selami Doğan ve Op. Dr. Metehan Kılıç yönetimindeki bir ekip ile ameliyata alınan 86 yaşındaki Özkan, 4.5 saat süren zorlu operasyonun ardından kalp kapağının başarılı bir şekilde değiştirilmesiyle sağlığına yeniden kavuştu. Özkan’ın sağlık durumunun iyi olduğu belirtildi. Ameliyatı gerçekleştiren doktorlardan Doç. Dr. Selami Doğan, “Hastamızın ameliyatımızı daha da zorlaştıracak farklı hastalıkları olmaması bizim için olumlu bir gelişmeydi. Hastamızın durumu çok iyi” dedi.

yanlış algılar söz konusu olabiliyor

Uzmanlar, bir çocuğun kimlik gelişiminde anne ve babanın varlığı, onların bir konu hakkındaki bakış açıları ile duruş ve tepkilerinin büyük önem taşıdığını belirtiyor. Bir çocuğun doğru ve yanlışları, sınırlarını ve sınırlarını korumayı yine ailesinden öğreneceği belirtiliyor. Babaların kızlarını dudaklarından öpmelerinin yadırgandığı ve doğal kabul edildiği ülkeler bulunsa da, bizim kültürümüzde bunların tepki gördüğü ve doğru bulunmadığı belirtiliyor. Erişkin ve Çocuk Psikiyatrileri Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Nüket İşiten, “Böyle bir davranış çocuk küçükken fazla yadırganmasa da, bu durum belirli yaştan sonra tepki topluyor” diyor. Normal kavramının toplumdan topluma değiştiğine dikkat çeken İşiten, bazı toplumlarda küçük bir çocukta sevimli görülen davranışın büyüyünce tepki çektiğini söylüyor. CİNSEL KİMLİK 3-5 YAŞ Cinsel kimliğin kazanıldığı dönem; 3 5 yaş arası olup o dönemde cinsel kimlik, “Oedipus kompleksi” denilen süreç çözümlenerek yapılandırılıyor. Kız çocukların babaya, erkek çocuklarının ise anneye aktarımları olsa da, bu bilinen aşktan daha farklı değerlendiriliyor. Bunun, kişinin kendi cinsel kimliğinin karşı cinse, “aynalama” yapılarak kazanılma süreci olduğu belirtiliyor. Bu süreç sağlıklı atlatılamadığında, kişide bu döneme ilişkin takıntılar kalıyor. Psikolojik açıdan her gelişimsel dönemin kendine özgü ve çözümlenmesi gereken çatışmaları bulunuyor. Bireyin bunları sırasıyla ve aşamalı olarak yaşamasının, bir dönem yaşanan sorunun kendisinden sonra gelen dönemin daha rahat atlatılmasına neden olduğu belirtiliyor. ÇOCUK İSTİSMARA AÇIK OLMAMALI CİNSEL kimliğin kazanıldığı dönemde, bu kimliğe yönelik aşırı vurgulamaların yapılması doğru bulunmuyor. “Arslan oğlum göster bakalım pipini” türü cümleler kurmak ve bazı yörelerde çocuğu severken cinsel ima, şaka ya da korkutmalarda bulunmak gibi. Tamamen yok saymak ve inkâr etmek de yanlış görülüyor. Her çocuğu, yaşına ve cinsel kimliğine uygun giydirmek ve davranmak gerekiyor. Bunun yanında vücudun “özel bölgeleri” olduğunun vurgulanması da büyük önem taşıyor. Çocuğa; özel bölgelere bakmanın, dokunmanın ve öpmenin her yerde herkesle olamayacağının öğretilmesi ve özel kavramından anlaşılması gerekenin açıklanması gerekiyor. Böylece çocuk hem kendi bedenine ve kimliğine saygı duyup sahiplenmeyi hem de kendini korumayı öğreniyor. Aksi halde bu değerlerin oluşmadığı, oluşsa bile zedelenebileceği belirtiliyor. Dr. Nüket İşiten, bu eğitimi almayan çocukların istismara açık hale geleceklerini söylüyor. ‘BABALAR, KIZLARINI DUDAKTAN ÖPMEMELİ’ “Bir kız çocuğunun babasıyla öpüşmesi bu çocuğun kafasını karıştırır mı” sorusuna, “Evet” yanıtını veren Nüket İşiten, bunun uygun bir ilişki ya da sevgi gösterme biçimi olmadığını söylüyor ve “Anne babalara önerim, mevsimleri mevsiminde yaşadıkları gibi dönemleri de o dönemde yaşayıp bitirmeleridir” diyor. Davranışlarda uçlara kayılmamasının en önemli mesaj olduğu belirtiliyor. Çocuğu bir konuda aşırı derecede korkutmak kadar gereksiz cesaret vermekten de kaçınılması gerekiyor.

Ankara İdare Mahkemesi’nin iptal kararını onadı.

ÖSYM, kararı resmi internet sitesinde duyururken, soruları yanıtsız bırakan adaylara ek olarak 1 puan verilmesi tepki topladı. Yerleştirilen 400 adayın kazanılmış hakkının korunacağını belirten ÖSYM, yeni tercih hakkı kazananların başvurularının alınacağını bildirdi. Eylül 2010’da yapılması gereken Tıpta Uzmanlık Sınavı (TUS), Aralık 2010’da yapıldı. Diyarbakır’da görev yapan Dr. Muhammed Mustafa Aydınol, 9 sorunun yanlış olduğu iddiasıyla ÖSYM’ye başvurdu. Hatalı soruların olduğunu kabul etmeyen ÖSYM, aynı açıklamasında 9 sorudan 4’ünü iptal ettiğini açıkladı. Dr. Aydınol, yürütmeyi durdurma ve soruların iptali için, konuyu Ankara İdare Mahkemesi’ne taşıdı. Mahkeme, bilirkişi raporu doğrultusunda soruların iptali davasını açmaya karar verdi. Zamanaşımı endişesiyle Dr. Aydınol, dava sürerken TUS’tan aldığı 59.61 puanla tercih ettiği Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Plastik Cerrahi Kliniği’ne yerleştirildi. HABERTÜRK’ün ortaya çıkardığı skandalda, Ankara İdare Mahkemesi soruların 5’inin de yanlış olduğunu belirleyerek, iptali yönünde karar verdi. ÖSYM, soruların hatalı olmadığında ısrar ederek, dosyayı temyiz için Danıştay’a taşıdı. Danıştay 8. Ceza Dairesi, Ankara İdare Mahkemesi’nin kararını yerinde bularak onadı.

Profesör, Ceyda Erenoğlu’na konuştu

CEYDA ERENOĞLU - HT PAZAR Bu ülkede kadavralar ondan soruluyor. Hepsiyle ayrı bir duygusal bağ kurması ilk anda tuhaf gelse de Türkiye’de kadavra görmedenmezun olan tıp öğrencilerinin sayısı düşünüldüğünde, insan anatomi profesörü Yakup Tuna’ya saygı duyuyor. “Kadavra bağışı yapanları bir başka seviyorsunuzdur” dediğimde o ciddi görünüşün altındaki esprili ruh ortaya çıkıyor ve “Siz de yapın, sizi de ne kadar sevdiğimi göreceksiniz!” diyor. ‘VAZGEÇİRMEYE ÇALIŞTILAR’ “Neden kendinizi kadavra olarak bağışladınız” diyorum. “Örnek olmak için” diyor. Meslektaşlarının ve öğrencilerinin bu işe ne dediklerinimerak ediyorum, “Vazgeçirmeye çalıştıklarını” söylüyor. “Niye” diye soruyorum. Tebessümü yüzüne yayılırken “Benden sonra kendilerini baskı altında hissetmiş olabilirler” diye yanıt veriyor. Peki ya ailesi? Cevabı o kadar şaşırtıcı ki! Ailesinin bunu tıpkı sizin gibi bu satırları okuduklarında öğreneceklerini söylüyor. Bağışa ikna etmeye çalıştığı hiç kimsenin kendisine “Bizi iknaya çalışıyorsunuz ama acaba siz kendinizi kadavra olarak bağışladınızmı” diye sormadığını, hep bu soruyu duymaktan korktuğunu anlatarak “Artık sorabilirler” diyor. KADAVRA GÖRMEDEN MEZUN OLANLAR İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Anatomi Anabilim Dalı Başkanı kendisi. Temel Tıp Bilimleri’nde Bölüm Başkanı olarak görev yapıyor. Öğrenciliği ve öğretmenliği dahil tam 44 yılını Cerrahpaşa’da geçirmiş. 1970’lerde kadavra bağışı konusunda daha iyi durumda olduğumuzu söylüyor ve “O yıllarda 10 kişilik öğrenci grupları yılda 2 kez kadavra görüyordu” diyor. Peki ya şimdi? 50 kişilik 2 grupla yılda bir kez kadavra üzerinde çalışılması, bu alanda çekilen zorluğu gösteriyor. Üniversiteden kadavra görmeden mezun olan öğrencilerin durumu daha vahim. “Ne kaybederler” soruma çok net bir yanıt alıyorum: “Teorik olarak yapılanın yüzde 5’i, görülenin yüzde 20’si, kişinin kendi yaptığı uygulamanınsa yüzde 100’ü hatırlanır.” ‘BODYWORLDS SERGİSİ BAĞIŞLARI ARTIRDI’ Alman Doktor Gunther von Hagens’ın BodyWorlds sergisini hatırlarsınız. Hani hepimizin gözleri yuvalarından fırlamıştı. Prof. Dr. Yakup Tuna, bu sergiden sonra kadavra bağışlarının birmiktar da olsa hareketlendiğini ve özellikle kültür düzeyi yüksek kişilerin bedenlerini bağışlamaya başladıklarını söylüyor. Almanya’da çalıştığı dönemde koyacak yer bulamadıkları için kadavra bağışını kabul edemedikleri zamanlar olduğuna dikkat çeken Tuna, “Nedeni, bu ülkelerdeki cenazemasrafları çok yüksek olduğundan ailelerin ölülerine sahip çıkmak istememesi” diyor. Türkiye’deyse aileler dirilerine her zaman sahip çıkmasalar da ölülerine sahip çıkmada Almanya’dan daha iyi bir görüntü sergiliyor KADINLAR ALTIN DEĞERİNDE 10 erkek kadavrasına karşılık bir kadın kadavrası çıkması, kadınların altın değerinde olduğunu gösteriyor. Prof. Dr. Tuna “Türk toplumunda erkekler daha çok ortada kalıyor. Halbuki yıllardır yüzü görülmemiş bir akraba için bile ‘Yazıklar olsun! Bir kadına sahip çıkamadılar’ dedirtmek istenmediği için cenazeler zaman kaybetmeden toprağa veriliyor” diyor. KADAVRALAR ESKİSİ KADAR KOKMUYOR Peki bir kadavranın işleme hazır hale getirilmesi ne kadar zaman alıyor? Bu soruyu “24 saat” diye yanıtlıyor. Bir tank içinde ortalama 20 litrelik solüsyon hazırlanıyor. Kadavraya atardamardan girilerek serumveriliyor. Kullanılan ilaçlar; alkol, fenol, gliserin ve formaldehit gibi kimyasallardan oluşuyor. Bakterilerin oluşumuna engel olan formaldehitin keskin bir kokusu var. Ama “Şimdiki kadavralar eskiye göre daha az toksik etki ve koku yapıyor” diyen Tuna, bazı öğrencilerin bundan çok etkilendiğini, bazılarınınsa çok çabuk alıştıklarını söylüyor. EN BÜYÜK KAYNAK KİMSESİZLER Prof. Dr. Yakup Tuna, kadavra olarak önlerine en çok kimsesizlerin geldiğini söylüyor. Yasal olarak kimsesiz bir kadavranın, yakınının ortaya çıkma ihtimaline karşılık 6 ay bekletilmesi gerekiyor. Bu sürede birinci derece akrabasının almak istemesi halinde kadavra “üzülerek” geri veriliyor. “Tıbbın gelişmesine yardımcı olan birçok kadavranın ziyan oluşuna içimgidiyor” diyen ve bu noktada belediyelerlemeslektaşlarını daha dikkatli olmaya çağıran Tuna, kadavraları sadece öğrencilerin eğitimi için değil uzmanlık sonrası eğitimde de sık kullandıklarını söylüyor. Uzman hekimlere yönelik düzenlenen beyin cerrahisi ve ortopediyle ilgili kurslarda yeni teknolojiler önce kadavralar üzerinde gösteriliyor. Uygulamanın canlıda yapılması halindeyse cezayı vatandaş çekiyor. KADAVRA KAYNAĞIYIZ AMA GÖNDERİM YAPAMIYORUZ 1970’li yıllardan itibaren Türkiye’nin kadavra kaynağı Cerrahpaşa Tıp Fakültesi. Bu protokol şu an bile geçerli olsa da kadavra sayısı az olunca farklı yerlere kadavra göndermek pek mümkün olmuyor. Yıllar önce anatomi uzmanı olarak Trabzon’a gittiğini ve 7 kezmezun veren tıp fakültesine bir kadavra götürdüğünü söyleyen Tuna, bunun ilde çok ses getirdiğini ve haber olarak yayınlandığını anlatıyor. Tuna’ya, yurtdışından kadavra getirilmesine nasıl baktığını sorduğumda, “Bumümkündür ama yurtdışından ithal edilen bir kadavranın maliyeti 60 - 70 bin Euro’ya çıkıyor” diyor. Oysa kendilerinin yaptıkları kadavra dağıtımında sadece kullanılan ilaç ve solüsyonların parası alınıyor. ‘BAĞIŞ YAPTIRDIĞIM ÖĞRETMENİ İNCELEDİM’ Öğretimüyesi olduğunda, asistanken bağış yapmasını sağladığı bir öğretmenin kadavrasını incelediğini anlatıyor. Kendini bağışlayanlardan birinin de Adli Psikiyatri Uzmanı Doç Dr. Kriton Dinçmen olduğunu söyleyen Tuna, yaptığı bağış nedeniyle hocaya çok büyük saygı duyduklarını ve kadavrasını son derece özel durumlarda kullandıklarını anlatıyor. “Peki ya sizin aileniz, onları kadavra bağışı yapmaya teşvik ettinizmi” diye soruyorum. “Gönülden yapmak isterlerse yapabilirler. Ben kimseye bir şey empoze etmem” diyor. İNCELEME SÜRESİ SONRASINDA GÖMÜLÜYORSUNUZ Toplumda “Bu dünyadan nasıl gidersemöbür dünyada da öyle görünürüm” şeklinde bir düşüncenin hâkimolduğunu söyleyen Tuna, bu düşüncenin organ bağışı yapılmamasına neden olduğuna dikkat çekiyor. Trafik kazalarında her gün onlarca kişi ölürken ziyan olan organlar, ihtiyacı olanların hayatta kalma şansını yok ediyor. Bu tip kaygılara kapılmaya gerek olmadığını söyleyen Tuna, yıllarca tıp adına kadavra olarak kullanılan bir kişinin, inceleme süresi bittikten sonra istediğimezarlığa istediği şekilde girme şansı bulunduğuna dikkat çekiyor. Bütün bu maddelerin kadavra bağış tutanağında yer aldığını bilmeniz sizi kadavra bağışı yapmaya teşvik edermi bilinmez ama o bunu ümit ediyor. ‘Kadavra geldiğinde sevinci ve hüznü birlikte yaşarım’ Kadavra geldiğinde sevinir misiniz? Üzüntü ve sevinç duygularını bir arada yaşarız. Hiç çocuk kadavranız oldu mu? Bu zamana kadar hiç olmadı. Kadavranın parfüm kokması mümkün mü? Günümüzde her şey mümkün. Hiç kimse kötü koku bırakmak istemez. Fakat çok az kadavramız olduğu için öğrenciler buna da razı. Kadavra bağışı yapmak isteyen biri size ulaştığında ne yapıyorsunuz? Kararını değiştirmesin diye buraya kadar gelmelerini bile beklemeden evine kadar gidiyorum. Kendi bağışınızla ilgili ne düşünüyorsunuz? Öğrencilerim ben öldükten sonra bile benden kurtulamayacaklar ve bedenimden öğrenmeye devam edecekler diye seviniyorum. Kendinizi kadavra olarak bağışlamanızla ilgili espri yapıyor musunuz? Bu yıl öğrencilerime, “Eksik kalan bilgileriniz olursa ölümümden sonra benden öğrenebilirsiniz, o yüzden öğrenemedim diye üzülmeyin” demeyi düşünüyorum. Kendinizi ideal bir kadavra olarak görüyor musunuz? Kendine bakan bir insanım ama bağıştan sonra bedenime daha da dikkat eder oldum. Bence fena değilim. KADAVRADA OBEZİTE TEHLİKESİ Prof. Dr. Yakup Tuna, Cerrahpaşa’da şu an sadece 10 kadavra bulunduğunu, bunların en eskisinin 15 yıllık olduğunu söylüyor. Bilinçli bakılıp doğru ilaçlandığı sürece bu kadavralardan yararlanma konusunda zaman sınırlaması bulunmuyor. Ölümden sonra kendilerine geç ulaştırılan kadavraların kaybedilme riskiyse huzursuz ediyor. İnsan, “İdeal kadavra var mıdır” diye merak ediyor. Yanıt çok açık: “Genç ya da yaşlı olması fark etmiyor. Bizim için yağlı olup olmaması önemli.” Anlıyorum ki obezite, sadece yaşarken değil ölümden sonra da tehdit olmaya devam ediyor! ‘Dinen sakıncası yok’ Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bayraktar Bayraklı, “Vücudun tamamını veya bir bölümünü bilimsel araştırma için bağışlamak dinen caizdir” diyor. Beden bağışı yapmak için İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Anatomi Ana Bilim Dalı Başkanlığı’na 0212 414 30 57 veya 0212 414 30 62 numaralı telefonlardan ya da cftanatomi@istanbul.edu.tr mail adresinden ulaşılabilir.

15 Ağustos 2012 Çarşamba

Ramazan Bayramı ne zaman?


2012 Ramazan ayı bitmek üzere. İftar günleri son bulmak üzere. Her yıl olduğu gibi güzel geçen Ramazan ayı 2012 yılında da bereket ve güzelliklerle geçti. Birçok yerde çadırlar kuruldu ve ramazan ayı boyunca iftar yemekleri verildi. Sahurda gelen davulcular ise harçlıklarını toplamaya başladı. Ramazan bayramı alışveriş ve hazırlıklar ise şimdiden başladı. Ramazan ayı bu yıl pazar gününe denk geliyor. Pazartesi ve salı günüde tatil olmak üzere bayram 3 gün sürecek. Ramazan bayramı arefesi 18 ağustos 2012 cumartesi günü olacak ve pazar günü sabahı bayram namazı kılınacak. 19 ağustos 2012 pazar günü bayramın ilk günü olacak ve 2. 3. gün olarak devam edecek. Ramazan bayramı 2012 tarihleri 19-20-21 ağustos 2012 şeklindedir.  

Ramazan Bayramı Tarihleri

Devamı http://www.firsthaber.net/yasam/2012-ramazan-bayrami-ne-zaman.html

Best Online American Casinos

Best Online American Casinos: Never the less, a perfect online slots casino makes sure to have support ready also during the download procedure to make sure it moves as smooth as is ever possible. The casino is licensed in Curacao and under the regulatory authority of the Government of Curacao. You can do this several ways. From Chewing Gum to a Million Dollars That money is a huge part of slots gambling is obvious and it is amazing to see how gamblers win hundreds of thousands of dollars from a dollar bet. Novice blackjack players are bound to make mistakes initially while playing blackjack. The all slots wild icons consist of Mr. Today, a wide variety of different blackjack attractions are available at the blackjack casino online. They have a fantastic online player loyalty program that generously gives you $1000 real money for every hundred points you earn. In this bonus game for casino slots such as K Capers, in the second bonus round of this casino video slots game you get to pick a card.
Best Online American Casinos - Flash Casino Slots
The term near miss is also used to refer to a slightly different phenomenon. New Orleans Casino Las Vegas. As per the latest estimates there are over members spread over countries who are affiliates of SWIFT codes. This goes back to a rule of thumb. Winning and losing are the thrills that games are always designed for, and online slots machines are not exception. Successful gamblers always make sure that they bet their extra money because they always underscore the need to allocate their funds properly. In some instances serious gamers get upset with an USA casino online when they wouldnt give them dollars per hand Blackjack from the start. An online slot game called King Cashalot is one online slot game that reaches the low millions. The best thing that you can do is to ask your friends which casino online websites they play most frequently at. gamblers are slowly realizing how they are actually better in more ways than one in terms of finding a casino game alternative. The lowest you can bet on the slots machine is.
Best Online American Casinos - Best Casino Slot Online
This means you can play any of those denominations with the max bet and get differing payouts. With a little bit of diligence, you could avoid falling prey to an untrustworthy casino online. They use a combination of a large variety of the newest slots and the best customer service around. While RTG doesn't take U. Slots Of vegas casino online site offers a wide variety of cutting edge reel slots, video slots with multi-level bonus rounds, and games that meet the standards of even the most discerning players. More and more players are trying their luck over US casino online. RTG casino online pride themselves on a wide selection of varied slot attractions. Casino slots machine games like Farming Future are really simple. Rather than just being a game of chance the decisions that you make at the blackjack table make a significant difference to your odds for winning or losing. Funding charges of. This also led to penny slots games with more pay lines that comes with the possibility of bigger bets.
Best Online American Casinos - Us Accept Online Casinos
They have on offer an array of table and slot games. The slots machine is based on the wheel of fortune game. Hitting the bullseye or outer bull with one dart earns the player times the value of the jackpot bet. The Primo casino network is also famous for sponsoring the Monte Carlo Millions casino Tournament. Any new casino online will have many reviews written about them. Well then, let us stop bringing all those memory and get back into business. This new trend of online slots is a phenomenon that has exploded over the Internet within the past few years. The real money spins in Shiver My Feathers can be a total of as long as you get the chest on reel and. You use your RTG casino bonus and open an account with a reputable online site. Refer-a-Friend casino online Bonuses These casino online bonuses are pretty straight forward - recommend a friend to the site, and get rewarded for it.
Best Online American Casinos - Online Casino
The wheel is spun in one direction by a croupier and a little ball is thrown into the wheel to move in the opposite direction. New Orleans Casino Las Vegas. live help is also available at best casino online for US players sites and players may also choose to play at any time of the day or night. When this happens you will need to get a hold of Pure Vegas casino online support staff. Players can also try their luck to win big bucks at the remarkable progressive, Cleopatras Pyramid. One simply has to follow these links to learn more about these advanced game plays. Nickel slots: nickel slots and online nickel slots are slots machines you can play for a nickel a spin. Then compare them to other surrounding progressives slots on the casino floor, to see which one has the highest jackpot relative to their starting amounts.
Top Casinos Online
Top Casinos Online - There are plenty of ways to get in touch with the casino. It is interesting to note that todays best blackjack casino games are all based on the original basic game of blackjack.
Best Online American Casinos - Usa online casinos Bonus
Best Online Gambling Sites. Through sites such as CasinoGuide and Reputable casino online, one can easily decide which casino online works for each one. Why is this. Only adults are allowed to play the casino online games available at the casino. The casino software is real money to download and installs quickly on your PC. The variety of slots online casinos is great and a player can easily be attached to several of them at once. Playing at an Internet casino that has no waiting involved is definitely an advantage. If you are like me you probably don't like to download programs very often from the internet. Finally, the refer-a-friend casino online bonus at Paradise casino online rewards you with $1000 for every friend you bring to the site. However, while this meant the reach extended to global proportions, the US government had in place laws that prevented online gambling and deemed it illegal. In this kind of an casino online tournament, blinds are posted automatically and the response time also gets cut in half.
Best Online American Casinos - Casinos For Ipod
As soon as the buyer confirms a transaction an instant Email notification is sent to the seller to deliver the product or service to the buyer. New Orleans Casino Las Vegas. You can play their Video and Three Reel Slots, or take a crack at table games like Blackjack, Craps, Roulette. They provide a different look and feel than other software companies, and they are among the best you will find anywhere. Also, having Thor on a winning pay line will double your payout for that combination. There are many slots machine games to play; you can choose between slots machine tokens or slots machine cash games; nickel slots machines or penny slots machines; high slots machine payouts or low slots machine payouts. The best casino online for US players use bonuses to reel in new players and keep hold of the regulars. These games include blackjack, keno, baccarat, bingo, roulette, craps and slots. Tilt is easy to recognize.
Best Online American Casinos - Vip Online Casino Download
Yso.us provides information about best online american casinos. Welcome casino online bonuses usually come in the form of a cash deposit match, but in some cases, for example Paradise casino online, a casino may offer you real money credit just for signing up in addition to a deposit match. They also run Royal Vegas and Platinum Play casino online. The usual wild symbols and scatter symbols and progressive jackpots are present. A little celebration is fine, but remember how you feel when you lose, and how much a person celebrating right next to you is irritating. New Orleans Casino Las Vegas.














8 Ağustos 2012 Çarşamba

Altın Fiyatları Düşer mi?


2012 yılında altın fiyatları bir yukarı bir aşağı ivme kazanarak yükseldi ve düştü. Ancak son günlerde altında yükseliş devam ediyor. Ağustos ayının girmesiyle birlikte Hindistan ve Çin gibi ülkelerin evlilik ayları olması nedeniyle altında yükseliş yaşanmaya başladı. Altın fiyatları ekim aynın başına kadar yükselmeye devam edecek. 2012 altın fiyatları ağustos ayının başlamasıyla yükselmeye başladı. Eylül ayında devam edecek olan altın fiyatlarındaki yükseliş ekim ayının başına kadar sürmesi bekleniyor.

21 Temmuz 2012 Cumartesi

2012 Teravi Namazlarını Kaçırmayın

Ramazan ayı geldi çattı. Ancak, hala neler yapılması gerektiğini ve neler yapılmaması gerektiğini öğrenemedik. Dün gece ilk iftar açıldı. iftar saatlerinden sonra ise hastane kapıları yanlış iftar yapan ve ağırlaşan kişilerle doldu. Tabi bu yoğunluğun sebebi oruç tutmak değil, iftarda yanlış yiyecekler yemektir. Tüm bunlara rağmen sorun olmadığını söyleyip bu akşam iftar yine aynı şekilde yemek yiyeceklerde mevcut. Ramazan Bayramı öncesi büyük bir sağlık sıkıntısı yaşamamak için iftar saatinde az yemek yiyerek, hatta sadece çorba, su, meyve suyu tarzı sulu gıdalar yiyerek 45 dakika yada 1 saat kadar beklemek doğru olacaktır. Bir anda yemekleri miğdeye yüklemek çok ağır sağlık sorunlarına sebep olabilir. 1 saat sonrasında hafif yemeklerle devam edilmeli ve hafif yemeklerde de miğdenin dolduğunu hissettiğiniz anda yemeyi bırakarak 30 dakika beklemeli ve yürüyüşe çıkmalısınız. En az 10 dakikalık bir yürüyüşün ardından tekrar hafif yemekler yiyebilir veya sulu gıdalar örneğin meyve tarzı besinlerle beslenebilirsiniz. Ardından Sahura kadar birşey yemeden miğdenin yiyecekleri eritmesi için müsade edilmeli ve sahurda kahvaltı tarzı hafif ancak tok tutucu bir beslenme şekli gerçekleştirilmelidir. Sahurda yenilen yemekten hemen sonra uyumak yanlış olacaktır. Bunun yerine biraz beklemeli veya mümkünse kısa bir yürüyüş yapılmalıdır. Ayrıca sahurda çok fazla su içmek sabah kalktığınızda tüm suyun vücuttan atılmasına ve vücudun daha fazla su ihtiyacı olmasına sebep olacaktır.

6 Temmuz 2012 Cuma

Kürtajda her ilde başka durum

Yasaya göre isteğe bağlı kürtaj 10 haftaya kadar serbest. Ancak devlet hastanelerinde bu sürenin 6 ila 8 hafta arasında olduğunu ortaya koydu. Gebelik 9.5 hafta ise “Bize gelmeyin” diyorlar. Sağlık Bakanlığı’na bağlı devlet hastanelerinde uzun süredir tartışılan kürtajla ilgili birbirinden farklı sonuçlar ortaya çıktı. Mevcut yasaya göre isteğe bağlı kürtaj, 10 haftaya kadar olan gebeliklerde yapılabiliyor. Üstelik annenin evli olması şartı da aranmıyor. Ancak araştırmaya göre İstanbul’da kürtaj yapan hastane sayısı yok denecek kadar az. Aynı şey diğer iller için de geçerli. Aile Planlaması Merkezi olan hastanelerde ise kürtaj için gebeliğin 6 ile 8 hafta olması şartı aranıyor. Habertürk muhabirinin hastanelerle yaptığı telefon görüşmelerinde ortaya çıkan tablo şöyle: İSTANBUL KANUNİ SULTAN SÜLEYMAN EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ - Kürtaj prosedürü nedir acaba? Yasal sınır 9-10 haftaya kadar, randevunuz varsa veriyoruz. - Bizimkisi 9.5 hafta, olur mu acaba? 9.5 hafta mı? 9.5 haftaysa hiç gelmesin bize. HASEKİ HASTANESİ - Kürtaj yaptırmak istiyoruz, 9 haftalık mümkün mü? Yok almıyoruz. İZMİR DR. EKREM HAYRİ ÜSTÜNDAĞ KADIN HASTALIKLARI HASTANESİ - Kaç haftaya kadar kürtaj yapıyorsunuz? Biz 8 haftaya kadar alıyoruz. - Bu yeni bir uygulama mı? Hayır, yıllardan beri böyle. KONYA DR. FARUK SÜKAN DOĞUM VE ÇOCUK HASTANESİ - Prosedür nedir acaba? Resmi nikâhı varsa 6 haftayı geçmemek şartıyla eşiyle gelip imza veriyor. - Eşiyle mi? Evet resmi nikâh diyoruz ya, eşiyle beraber gelecek. Eşi imza verecek. - Bekârsa olmuyor mu? ALANYA DEVLET HASTANESİ - Kürtaj yaptırmak istiyoruz, prosedürü nedir? Sağlık nedeniyle mi yoksa isteğe bağlı mı? -İsteğe bağlı İsteğe bağlı kürtaj yapılmıyor. - Neden? Devlet hastanesinde yapılmıyor. Özel hastanelere sorun. ERZURUM NENEHATUN HASTANESİ - Kürtaj yapılıyor mu? Aile planlamasında yapılıyor, 8 haftaya kadar. - 10 hafta değil mi? Hayır 8, yıllardır böyle. VAN DEVLET HASTANESİ - Kürtaj yapılıyor mu? Yapılıyor - Prosedür nedir? Ultrasonla kalp atışlarına bakılıyor. Kalp atışları yoksa kürtaj oluyor, bebek yaşıyorsa olmuyor. - Siz hemşire misiniz? Hayır ben ebeyim. - Ama devlet hastanelerinde 10 haftaya kadar yapılıyor yasaya göre? Kesinlikle yasak, kanunen öyle bir şey yok. RİZE İL SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ ANA ÇOCUK SAĞLIĞI BİRİMİ - Kürtaj yapılabiliyor mu? Kürtaj yasaklandı. - Nasıl olur, serbest? Bakanlık genelgesine göre haftası uyumluysa alınır. Yani gebelik 10 haftaya kadarsa bütün hastanelerde yapılıyor.

Bakanlıktan fişleme iddialarına tepki

Sağlık Bakanlığı yetkilileri, “kısa mesaj ile hamilelik bildirimi” ve “fişleme” iddialarının aile hekimliği hizmetini aksatmasından endişeli. Aile hekimliğinde bu tür uygulamalar olmadığını bildiren Sağlık Bakanlığı Türkiye Halk Sağlığı Kurumu Başkanı Mustafa Aksoy, “Kısa mesajla aile hekimi doğum günü kutlayabilir, ama 'kızınız hamile tebrikler' demez” vurgusunu yaptı. Sağlık Bakanlığı Türkiye Halk Sağlığı Kurumu Başkanı Mustafa Aksoy, aile hekimliği sistemindeki uygulama ve yenilikleri anlattı. Aile hekimliği sayesinde birinci basamaktaki hekimlerin sisteme dahil edildiğini anlatan Aksoy, “Eğer aile hekimlerinin belirli bir sayıya ulaşmasını bekleseydik 2025 yılını beklememiz gerekirdi. Sevk zinciri uygulamasına daha bir süre geçmeyi planlamıyoruz. Eğer özel sağlık kuruluşları ve hastanelerdeki hasta karşılamaları olmasa aile hekimleri işin altından kalkamaz. Bu nedenle sevk zinciri devam etmeli” diye konuştu. Türkiye'de 20 bin aile hekiminin görev yaptığını, bir aile hekiminin ortalama 3 bin 650 kişiden sorumlu olduğunu ifade eden Aksoy, bu oranın kırsalda 3 bin 200, kentte ise 3 bin 800 olduğunu söyledi. Aksoy, “Biz bir aile hekimine 2 bin nüfus düşsün istiyoruz. Aksi takdirde sevk zinciri yürümez” dedi. SMS İDDİALARI Aile hekimlerinin bir sağlık danışmanı gibi görülmesi, sadece hastalıkta değil sağlıklıyken de aile hekimiyle irtibat halinde olunması gerektiğini belirten Aksoy, son zamanlarda gündeme gelen “Kısa mesajla hamilelik bildirimi” iddialarıyla ilgili şu değerlendirmelerde bulundu: “SMS diye bir uygulamamız yok. Aile hekimiyle aileyi birbirini tanıyan grup olarak görüyoruz. Sadece hastayken değil sağlıklıyken de görüşeceği bir danışman olarak görüyoruz. Sağlıklıyken görüşeceği birini vatandaşın kendisinin seçmesini istedik. Aile hekimine diyoruz ki, 'sizin hizmetinize ihtiyacı olan, koruyucu hekimlik hizmetine ihtiyacı olan vatandaşları bulacaksınız, takip edeceksiniz, tespit edeceksiniz. Aile hekimleri özürlüleri, bebekleri, gebeleri, kronik hastalığı olanları, hizmete ihtiyacı olanları sağlıkla ilgili beklentilerini yerine getirmekle görevliler. Biz, anneler ölmesin, bebekler ölmesin, gürbüz çocuklar yetişsin istiyoruz.” BİR KİŞİ BİLE İHMAL EDİLMEMELİ Aile hekiminin kendisine kayıtlı kişileri takip zorunluluğu bulunduğunu hatırlatan Aksoy, “Bir kişinin bile ihmal edilmemesini, aile hekimi ile vatandaşın senede en az bir kez bir araya gelmesini istiyoruz” dedi. Aile hekimlerinin kayıtlı kişilerin sağlık durumuyla ilgili her türlü bilgiye sahip olmasının büyük önem taşıdığına işaret eden Aksoy, “Kronik hastalık takip işini aile hekimleri üzerinden yapacağız önümüzdeki dönemlerde. Gebeyi fark ettiğinde de kaçırmaması lazım” diye konuştu. SAĞLIK BİLGİLERİNİN İZLENMESİ Kişilerin sağlık bilgilerinin izlenmesi için sağlık müdürlükleri aracılığıyla özel sağlık kuruluşlarının bilgilerinin aile hekimine bildirildiğini anlatan Aksoy, İstanbul'daki “Gebe Bebek Loğusa İzleme Sistemi”nin (Gebliz) de böyle bir sistem olduğunu söyledi. Aksoy, şunları belirtti: “Hamileliği aile hekimi öğrendiyse kişi izlendiğini bilmek zorunda. Özele de gitse aile hekimi sistemine kaydolmuşsa gebelikle ilgili bilgisi girilmişse biz aile hekiminden bunun takibini bekliyoruz. Aile hekiminin 6 ayda bir doğurganlık çağındaki kişileri takip görevi var. Gebliz projesiyle İstanbul'daki hem resmi hem de özel hastaneler sağlık müdürlüğüne 'şu kadar anne doğum yaptı, TC kimlik numaraları şunlar' deyip bilgi veriyor. Farklı şehirlerde de bunlar başka projeler altında yapılıyor. Bunların hepsini tek bir sisteme dahil etmeyi düşünüyoruz. Bilgiler online olarak aile hekimine aktarılacak. Böylece aile hekimlerinin işi de kolaylaşacak.” SİSTEMİ BİR KAÇ YERDEN BESLİYORUZ Aile hekimlerinin görevlerini daha iyi yerine getirebilmeleri için bakanlık olarak da destek verdiklerini anlatan Aksoy, sistemi birkaç yerden “beslediklerini” söyledi. Mustafa Aksoy, şöyle konuştu: “Hastanede yapılan doğumlardan, nüfus vatandaşlıktan, özel merkezlerden bilgi alıp besliyoruz. Bulduğumuzu sisteme giriyoruz, bilgiler örtüşüyor. Yüzde 94 hastanede, yüzde 6 hala evde doğruyor. Evde doğuranı tespit etmek için bu gerekiyor. Vatandaşa götürülecek hizmeti hızlı ve kolay hale getirmek için bu bilgilere ihtiyacımız var.” "FİŞLEME" İDDİALARI “Fişleme” iddiaları da sorulan Aksoy, şunlara dikkati çekti: “Fişlemede hakkın gasbı söz konusudur. Halbuki insanlara 'devlet olarak sana hizmet etmek istiyorum' diyorsunuz. Bir grup insanımız 'devletim beni soruyor, merak ediyor' diyor, bir de böyle yalan yanlış haberlerden yola çıkıp 'Beni mi fişleyeceksin?' diyen var. Fişlemeyle ilgili bize geri dönüşler olmaya başladı.” Bazı aile hekimlerinin çocuklarının aşısı için aradıkları ailelerden “fişleme” tepkisi görmeye başladıklarını ifade eden Aksoy, aşı yapılmayan çocuklarda ya da takip edilmeyen gebelerde ileride sağlık sorunları ortaya çıkabileceğinden endişe duyduklarını ifade etti. Aksoy, şöyle konuştu: “Biz tıp merkezleri, poliklinikler, özel hastanelerle çalışıyoruz. Bize belli platformlarda belli bilgileri girmeleri gerekiyor mevzuat gereği. Bu bilgileri girmezlerse farklı uygulamalar söz konusu oluyor o zaman. Antalya'ya gidiyorsunuz, otele yerleşeceksiniz, nüfus cüzdanınızın fotokopisini çekiyorlar, bilgileriniz yarım saat içinde emniyete gidiyor. Emniyet Müdürlüğü de bu ülkenin birimi, Sağlık Bakanlığı da. Bunu böyle algılamak lazım. Biz bu takipleri fark edip yapmazsak o zaman insanlar çok daha acil durumlarda bizim karşımıza yardım etme imkanımızın sınırlı olduğu hallerde geliyorlar. Amacımız bu. Niye şahsi olarak özelleriyle ilgilenelim yoksa?” BİLGİLERİN MAHREMİYETİ “Bu bilgilerin kötü amaçlarla başkaların eline geçmemesi açısından çalışmalarınız var mı?” sorusu üzerine ise devlet memurlarının kişisel bilgilerin mahremiyetini koruma görevi olduğunu anımsattı. Aksoy, “Bugün için teknolojinin izin verdiği her türlü tedbiri alıyoruz. Çalışanlar dışında bu bilgilerin paylaşılmasına izin vermiyoruz. Kısa mesajla aile hekimi doğum günü kutlayabilir, ama 'kızınız hamile tebrikler' demez. Böyle bir uygulama yok” şeklinde konuştu. Bu tür iddiaların aile hekimliği hizmetini aksatmasından duyduğu endişeyi dile getiren Aksoy, “(Benim de başıma gelir) diye düşünerek aile hekimine gitmeyenlerin sorumluluğu ne olacak?” diye konuştu.