30 Nisan 2012 Pazartesi
4 milyon kişiyi tehdit ediyor
Nefes daralması ile kendini gösteren ve ciddi bir kronik hastalık olan astım, Türkiye'de yaklaşık 4 milyon kişiyi etkiliyor.
1-3 Mayıs Dünya Astım Günü dolayısıyla Sağlık Bakanlığı'ndan aldığı bilgiye göre astım, Türkiye'de hem çocukluk döneminde hem de yetişkin yaş grubunda sık rastlanan kronik hastalıklardan birisi olarak gösteriliyor ve Türkiye'de yaklaşık 3-4 milyon astımlı olduğu tahmin ediliyor. Astım görülme sıklığının, çocuklukta yüzde 5-10, erişkinde yüzde 2-6 arasında değiştiği öngörülüyor.
BÖLGELERE GÖRE ASTIM SIKLIĞI DEĞİŞİYOR
Astım, ulusal düzeyde hastalık yüküne neden olan ilk 20 hastalık içerisinde yüzde 1,2 olarak gösteriliyor. Kentsel alanda hastalık yüküne neden olan ilk 20 hastalık sıralamasında astım, yüzde 1,3 ile 14'üncü; kırsal alanda yüzde 1,1 ile 19'uncu sırada yer alıyor.
Türkiye'de bölgesel düzeyde hastalık yüküne neden olan hastalıklar arasında astım batı, güney ve orta bölgesinde yüzde 1,2, kuzey bölgesinde yüzde 1,1 ve doğu bölgemizde yüzde 1,3 oranı ile ilk 20 hastalık içerisinde bulunuyor.
"DÜŞÜK SOSYOEKONOMİK DÜZEYDE DAHA SIK GÖRÜLÜYOR"
Astım 0-14 yaş grubunda, en yüksek toplamda yüzde 1,8, erkeklerde yüzde 1,6 ve kadınlarda yüzde 2'lik oranı ile kentsel alanda ve toplamda yüzde 1,7, erkeklerde yüzde 1,6 ve kadınlarda yüzde 1,9'luk oranı ile batı bölgesinde hastalık yükü oluşturuyor.
Genellikle sahil bölgelerinde, büyük şehirlerde ve düşük sosyoekonomik düzeyde daha sık görülüyor. Çocukluk enfeksiyonları, pasif sigara içimi, ailede astım, atopi öyküsü, prematüre doğum, düşük rakım ve yüksek atmosferik basınçta yaşamak astım riskini artırabiliyor. Türkiye'deki veriler, astımın çocuklukta erkeklerde, adolesandan sonra kızlarda daha sık olduğunu gösteriyor.
ÖKSÜRÜK KESİCİ VEYA BALGAM SÖKTÜRÜCÜDEN KAÇINILMALI
Astım, hava yollarının daralması ve artan duyarlılığı ile karakterize tekrarlayan nefes darlığı, öksürük, göğüste sıkışma hissi ve hışıltı ile kendini gösteriyor.
Uzmanlara göre, her geçen gün hızla artan sanayileşme, steril yaşam, aşırı kimyasal kullanımı ve doğal olmayan gıda tüketimi astımı tetikliyor.
Astım bebeklerde nefes alıp verirken hışıltı diye adlandırılan ses çıkması, hızlı nefes alıp verme, öksürük, nefes darlığı ve büyük çocuklarda ise göğüs ağrısı ile kendini gösteriyor.
Astım zamanla geçebilirken, hala hastalığı tamamen ortadan kaldıran bir tedavi yöntemi bulunmuyor. Tedavide astımı kontrol edici ilaçlar ve bronş genişleticiler, nefes yoluyla veya ağızdan alınan haplar kullanılıyor.
Öksürük kesici veya balgam söktürücü şurupların astımlı çocuklar için kullanılmaması gerekiyor. Sigara, solunum sistemini etkilediği için evde asla içilmemesi isteniyor. Ev tozu alerjisine karşı, çocuğun vakit geçirdiği yerlerin tozdan arındırılması, ev içinde az eşya bulundurulması, yünlü yerine pamuklu ya da elyaflı ürünler kullanılması, tüylü oyuncakların bulundurulmaması gerekiyor.
Performansı düşürüyor
Performansı düşürüyor
Celal Bayar Üniversitesi (CBÜ) Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hasan Yüksel, bahar alerjisinin, çocuklarda okul, erişkinlerde iş performansı düşüklüğüne yol açtığını ayrıca astım hastalığına sebep olabildiğini bildirdi.
Yüksel, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ilkbahar mevsimiyle birlikte bahar alerjisi vakalarının görülmeye başlandığını söyledi.
Çiçek ve ağaçların polenlerinin yüze ve burna değmesiyle bahar alerjisi ya da saman nezlesi denilen hastalığın bulgularının ortaya çıktığını, hapşırma, öksürük, burun akıntısı, gece burun tıkanıklığı nedeniyle uykusuzluğun, alerjinin klasik bulguları olduğunu anlatan Prof. Dr. Yüksel, şunları kaydetti:
“Bahar alerjisi uykusuzluk nedeniyle çocuklarda okul, erişkinlerde iş performansı düşüklüğüne yol açıyor. Biz buna bahar alerjisinin görülmeyen yüzü diyoruz. Bu yıl baharın erken gelmesinden dolayı alerji bulguları arttı. Bahar alerjisi alerjik bronşitten de öte alerjik astıma neden olur. Bahar alerjisi olan çocuklarda ve erişkinlerde astım hastalığı oranı 4 ile 8 kat arası yüksektir.”
Bahar alerjisi olanların gözlerinde yanma ve sulanma şikayetlerinin meydana geldiğini belirten Prof. Dr. Yüksel, şu bilgileri verdi:
“Bu hastalar sürekli göz doktorlarına giderler, görme bozukluğu veya benzeri bulgulardan yakınırlar. Bu bulgular bazen o kadar gözün beyaz noktasını etkiler ki, bu ağır bir hastalık gibi görünebilir.
Bahar alerjisinin bir yüzü de kronik sinüzit halidir. Kronik sinüzit olan her hasta mutlaka bahar alerjisi açısından gözden geçirilmelidir. Ancak bahar alerjisinin en önemli yönü bahar astımına yol açmasıdır. Bu hastalar sadece üst solunum yolları bulgularıyla bilinmektedir. Yani burun tıkanıklığı, burunda kaşınma, gözlerde yanma, kızarıklık ve kaşıntı vardır. Ama bronşları görmediğimiz için, bronşlara giden polenleri görmüyoruz, bunların yaptığı etkiden dolayı çocuklarda ve erişkinlerde zaman zaman nefes darlığı, hırıltı, uzun süreli öksürük, spor yaparken erken yorulma ve sık nefes alma ve hırıltı karşımıza çıkar.”
Depresyona elektroşok
Sağlık Bakanlığı, intihar meyilli, psikolojik ya da ilaç tedavisine yanıt vermeyen “dirençli depresyona” giren kişilerin tedavilerinde elektroşok yönteminin kullanılabileceğini açıkladı.
Anestezi altında uygulanan bu yöntemin yan etkilerinin oldukça az olduğuna yer veren bakanlık, internet sitesine koyduğu spot filmde, kısa süreli hafıza kaybına neden olabilse de, uygulama sonucu kalıcı hafıza kaybına nadiren rastlandığına değinildi. Spotta, uygulamanın gebelerde güvenli, tam tedavi alanlarda da yüzde 80 etkili olduğu vurgulandı.
'KONTROLLÜ NÖBET'
Türkiye Psikiyatri Derneği Üyesi Doç Dr. Burhanettin Kaya, bakanlığın bu yaklaşımını Hürriyet’e şöyle değerlendirdi: “Elektroşok 115 yıllık bir tedavi yöntemidir. Şakaklara takılan elektrotlar ile bir miktar elektrik verilerek hastanın epilepsi nöbeti geçirmesi sağlanıyor. Bu işlem hastalar uyurken yapılıyor. O nedenle kişi hiçbir şey hissetmiyor. Özellikle intihar riski, tedavi reddi olan, saldırgan hastalarda, taşkınlık nöbetlerinde kullanılıyor. Tedaviye yanıt oldukça yüksek.”
Sıcaktan bunlana klimaya sarılmasın
Son günlerde hava bir güneşli bir yağmurlu bir rüzgarlı. Mevsim geçişlerinde yaşanan ani ısı değişiklikleri, vücudun savunma mekanizmasını zayıflatarak; soğuk algınlığı, nezle ve grip gibi solunum yolu enfeksiyonlarına davetiye çıkarabiliyor.
Mevsim geçişlerindeki ısı değişikliklerinden etkilenip hasta olmamanın yolu bilinçli olmaktan geçiyor. Memorial Ataşehir Hastanesi Dahiliye Bölümü’nde Prof. Dr. Birsel Kavaklı, hava değişikliklerinin insan sağlığı üzerindeki etkisi hakkında bilgi verdi.
VÜCUDUN SAVUNMA MEKANİZMASI ŞAŞIRIYOR
Mevsim geçişlerinin yaşandığı bu zamanlarda ani hava değişiklikleri grip ve soğuk algınlığının yayılmasında önemli bir faktör oluşturuyor. Sıcaklıkların bir gün yüksek bir gün düşük olması hazırlıksız yakalanan kişilerin sağlığını tehlikeye atıyor. Ani hava değişimleri insan bünyesinin adaptasyon ve savunma mekanizmasını bozduğundan hastalıklara da davetiye çıkarıyor.
NEDEN HASTALANIYORUZ?
Hava koşullarının değişmesi ısı düzenleme mekanizmalarını hazırlıksız yakalayarak hastalık nedeni olabilirler. Bağışıklık sistemi de bu mekanizmalarla beraber çalıştığından vücut direnci düşebilir. Yaşamın devamı için insan bedeninin 36,5-37 derece olması gerekmektedir. Özellikle mevsim geçişleri ani hava değişiklerinin yaşandığı dönemlerdir. Gece gündüz ısı farkı, nem ve basınç farkları havada dolaşan partikül miktarlarında değişimler yaratır. Dolaşan partiküllerin enfeksiyon etkeni olabilmesi partikül sayısının yükü, hastalık yapma gücü, konakçının savunmasının direncine bağlıdır.
SICAKTAN BUNALAN KLİMAYA SARILMASIN
Sokakta sıcaktan bunalarak kapalı ortamlarda klimalara yüklenmek de sağlığı tehdit eden bir diğer durumdur. Bu ısı değişiklikleri de kişiyi hasta edebilir. Bunun için klimaların sıcaklığını birden düşürmemek ve kademeli olarak azaltmak gerekir. Bu durum, vücudun ısı değişikliklerine adaptasyonunu kolaylaştırır. Klima açıkken uyumak da tavsiye edilmemektedir. Odayı serinletip gece yatmadan önce klimayı kapatmak en doğrusudur.
KENDİMİZİ NASIL KORUYALIM?
• Bol su tüketin.
• Sigara ve alkolden uzak durun.
• Düzenli ve kaliteli uyku çok önemlidir.
• İyi bir vitamin ve mineral desteği sağlayın, besin çeşitliliği ile beslenin.
• Yazın açık renkli, kışları ise koyu renkli ve hava dolaşımına izin veren giyeceklerin giyilmesi gerekir. Soğuk bölgelerde uç bölgelerin korunmasına yönelik eldiven, şapka, atkı, içlik kullanılması önemlidir.
• Kapalı ortamları iyi havalandırın ve temizleyin
• Kış geçişleri enfeksiyonlar açısından riskli dönemler olduğundan pnömokok (zatürre) ve influenza (grip) aşılarını yaptırmak ek fayda sağlar.
• Bağışıklık sistemi güçlendirici takviyeler alabilirsiniz. Arı poleni, B- karoten, vitamin kompleksleri, koenzim, yeşil çay, bunlar arasında sayılabilir.
• Enfeksiyon belirtileri varsa mutlaka bir uzmana muayene olun.
• Düzenli spor yaparak bağışıklık sisteminizi güçlendirin.
İstanbul Tabip Odası: 'Peki bu hastalığı kim tedavi edecek'
Birbiri ardına gelen ve gittikçe artan sağlık çalışanlarına yönelik şiddete bir yenisi daha eklendi. Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde acil tıp uzmanı olarak görev yapan Doktor Gökçe Akgül Karadana, karın ve bel ağrısı şikayetiyle hastaneye gelen K.Y. tarafından darp edildiğini öne sürürek şikayetçi oldu. İstanbul Tabip Odası Genel Sekreteri Dr. Ali Çerkezoğlu olayları hurriyet.com.tr'ye değerlendirdi, hasta-hekim ilişkisinin de acilen tedavi edilmesi gerektiğini belirtti.
Son olay, dün saat 11.30 sıralarında meydana geldi. Doktor Gökçe Akgül Karadana’nın iddiasına göre, karın ve bel ağrısı şikayetiyle acil servisi gelen K.Y. önce hakaret etti. Karadana, K.Y.’nin daha sonra kendisini darp ettiğini öne sürerek şikayetçi oldu.
HASEKİ'DE KADIN DOKTORA DAYAK / WEB TV
SAĞLIK ÇALIŞANLARI ARTIK YALNIZ KALMAYACAK
Doktor Gökçe Akgül Karadana, "Hayatımdan endişe ediyorum. 3 yaşında çocuğum var. Şikayetçi oldum ancak bu kişinin serbest bırakıldığını öğrendim" dedi. Bu arada olay anı güvenlik kamerasına yansıdı. Görüntülerde tekerlekli sandalyede acı içinde kıvranan K.Y.’nın doktor Karadana ile yaşadığı tartışma yeralıyor. K.Y.’nın kimlik isteyen Karadana’nın karnına vurduğu görülüyor.
"SİZ ÖLMEYİ HAK EDİYORSUNUZ"
Hastanın odasının önüne getiriliğinde, işi gecikmesin diye hemen şikayetini sorguladığını anlatan Karadana, şunları kaydetti:
“Hasta kum döküyor ya da taş düşürüyor olabilir diye düşünerek üroloji kaydı çıkarttırmaya çalıştım. Hastadan kimlik istedim, hasta da bunun üzerine, 'kimliğimi ne yapacaksın, sigortamı ne yapacaksın' dedi ve kimliğini fırlatırken karnıma bir yumruk indirdi. 'Karnıma neden vuruyorsunuz' dediğimde ise 'siz ölmeyi hak ediyorsunuz sizi boşuna vurmuyorlar, ağrımı dindirsene' diye bağırmaya başladı. Daha sonra hakaretlerine devam ederek, 'Doktor sizi asmalı, sizi öldürmeli ağrımı dindirin' şeklinde hakaretlerini sürdürdü.”
Karadana, karnına aldığı yumruğun çok ciddi bir şey olmadığını anlatarak, “Ciddi bir hayati tehlikem oluşmadı ama oluşa bilirdi. Elinde bıçak veya silah da olabilirdi. Yakın zaman önce Ersin Arslan arkadaşımızın ölümü bizi ve bütün tıp camiasını, sağlık camiasını derinden etkiledi. Buna rağmen, halkın, kamuoyunun bizi umursamaması, 'sizi boşuna öldürmüyorlar' denilmesi ciddi anlamda bizleri kaygılandırıyor” dedi.
"HAYATTA KALMAK İSTİYORUZ"
Halkın kendilerini umursamadığını savunan Karadana, “Halbuki biz sağlık personeli ve doktorlar olarak çocukluğumuzdan itibaren insanlara yardım edelim diye sınıfın en çok çalışanı, oyunlardan en çok geri kalanlarıyız. Okul ve meslek hayatı boyunca en çok fedakarlık yapan, bizim camiamızı tercih eden insanlardır. Geçekten bu işe gönül vererek başladık öyle de devam etmek istiyoruz. İnsanlardan şiddet görmek istemiyoruz. İnsanlardan teşekkür beklemiyoruz ama en azından şiddet görmek de istemiyoruz. Kısacası hayatta kalmak istiyoruz. Ölenlerimize saygı istiyoruz” şeklinde konuştu.
Karadana, 2004 yılında mezun olduktan sonra insanlara hizmet vermeye başladığını dile getirerek, mesleğe ilk başladığım zamanlardaki aşkı, şevki ve hastaya yardım etme duygularını kaybetmek üzere olduğunu kaydetti.
Güvenli ortamlarda çalışmak istediklerini belirten Karadana, çalıştıkları yere bıçak ve silahla girilmesini istemediklerin kaydetti.
"HASTA HEKİM İLİŞKİSİ TEDAVİ EDİLMELİ"
Hurriyet.com.tr'ye konuşan İstanbul Tabip Odası Genel Sekreteri Ali Çerkezoğlu da bir an önce en yetkili makamlardan kararlı adımlar beklediklerini belirterek şunları söyledi:
"Bu olay bir kez daha göstermektedir ki sağlık ortamında şiddet artık tahammül edilemez bir noktaya varmış durumda. Bunun için en yetkili makamlardan; Cumhurbaşkanı, Başbakan ve Sağlık Bakanı başta olmak üzere çok net, kararlılık ifade eden ve hekıimleri koruyan, itibarlarını iade eden bir tutum olmak zorundadır. Yoksa bugün Haseki'de yaşanan olay İstanbul'un herhangi bir hastanesinde yaşanabilir demiyorum yaşanacaktır.
Hemen her gün bir sağlık kurumunda defalarca tekrarlandığını bilyioruz. Bunun ufak tefek vakalar olmadığının farkına varılması gerekiyor. Hasta hekim ilişkisinde yerleşik bir durum ortaya çıkmıştır. Hasta-hekim ilişkisini tedavi etmek gerekiyor.
Bu ülkeyi yönetenlerin kamu spotalarıyla, yaygın kampanyalarla bu konuya eğilmeleri ve Tabipler Birliği'nin somut isteklerini yaşama geçirmelerini bekliyoruz."
Geçtiğimiz hafta Sağlık Bakanlığı tarafından yayınlanan ve şiddet olaylarının önüne geçilmesi için hazırlanan genelge ile ilgili Dr. Ali Çerkezoğlu:
"Bu genelge için hiç yoktan iyidir diyebiliriz, bu adımın atılmasını önemsiyoruz fakat sorunun büyüklüğü yanında çok küçük bir adım. Sanki sorunu çözüyormuş gibi yansıtılması durumunda genelege büyük bir hata yapılmış olacak. Oysa bu genelgenin arkasından diğer önerilere ilişkin peşi sıra adımların atılması önlemlerin alınması ve hekimlere yönelşik değersizleştirilmenin başka bir biçime dönüştürülerek iyileştirilmesi gerekiyor." dedi.
ADANA'DA DA DAYAK KAMERALARA YANSIDI / WEB TV
VAN'DA DOKTORA MİLLETVEKİLİ DAYAĞI
Van'da BDP'li milletvekili Özdal Üçer'in doktor Oğuz Eroğlu'na dayak atması da kameralara yansımış ve büyük tepki çekmişti. Trafik kazası geçiren eşini ve oğlunu hastaneye getiren Özdal Üçer, iddialara göre doktora tekme tokat saldırdı.
SAĞLIK MEMURUNA NAMAHREM DAYAĞI
Erzurum'un Horasan İlçesi'nde de, Devlet Hastanesi Acil Servis sorumlusu Dr. Cemil Kürkçü, kadın hastaya iğne yapması için erkek sağlıkçıyı görevlendirdiği gerekçesiyle hasta yakınları tarafından tekme- tokat dövüldü. Doktorun ve oradaki bir hemşirenin dövülmesi güvenlik kamerasına saniye saniye yansıdı.
Horasan Devlet Hastanesinde Acil Servis sorumlusu 27 yaşındaki Dr. Cemil Kürkçü, 15 Nisan günü oğulları tarafından hastaneye getirilen H.K. adlı kadına ağrı kesici iğne yapılması gerektiğini söyledi. O sırada hemşireler yemekte olduğu için Dr. Cemil Kürkçü, hastaya o an acilde bulunan erkek sağlık görevlisinin iğne yapmasını istedi.
BİR PROFESÖR İKİ SAĞLIK EKİBİ DAYAK YEDİ
GÜVENLİK GÖREVLİSİNE DAYAK / WEB TV
Hasta yakınları ise erkek sağlık görevlisinin 'namahrem' olduğu için iğne yapamayacağını, serviste kayıt yapan kadın görevlinin iğne yapmasını istedi. Bunun üzerine Dr. Cemil Kürkçü "O hemşire değil. İğne yapma yetkisi yok. 10 dakika beklersiniz hemşireler gelir" dedi.
Bu sırada kadın hasta H.K.'nın oğulları Cevdet, Serkan ve Erdal K., hemşirelerin hemen gelmesini isteyip Dr. Cemil Kürkçü'yle tartışmaya başladı. Tartışma büyüyünce Acil Servis'te bulunan H.K.'nın diğer yakınlarının da katıldığı grup, Dr. Celim Kürkçü'yü aralarına alıp tekme tokat dövdü. Dr. Kürkçü'yü kurtarmak için koşup gelen hemşire de saldırganlar tarafından dövüldü.
Acil serviste ilk müdahale yapılan Dr. Cemil Kürkçü'ye, 7 gün 'iş göremez' raporu verildi. Raporda, doktorun aldığı darbeler sonrası, yüzünde ve vücudunun çeşitli yerlerinde ezikler olduğu belirtildi.
Konya Selçuk Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi mezunu olan ve 3 yıldır Horasan Devlet Hastanesi'nde görev yapan Dr. Kürkçü'nün dövülmesi, güvenlik kamerasına saniye saniye yansıdı. Şikayet üzerine gözaltına alınan Cevdet, Serkan ve Erdal K. kardeşler 'memura görevi başında saldırı' suçundan gözaltına alındı. Sorgularının ardından adliyeye sevk edilen 3 kişi, savcılıkta ifadeleri alındıktan sonra tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. Şiddet mağduru Dr. Cemil Kürkçü ise memleketi Yozgat'a giderken meslektaşlarına bir daha Horasan'a dönmek istemediğini söyledi.
29 Nisan 2012 Pazar
At Yarışı Yorumları - 1080p izle
At yarışı yıllardır Türkiye oynanan ve oldukça sevilen bir spor karşılaşmasıdır. At yarışı 2012 yılında kişisel olarak kazandırdığı kadar devlete ve sosyal yardımlaşma kurumlarınada yardım sağlamaktadır. Birçok kişi boş vakitlerinde eğlenceli olduğu için gününü sadece At yarışı yorumlayarak ayırabilmektedir. At yarışı konusunda herkesin bir yorumu olabilir ancak At yarışı yorumlamak profosyonellerin işidir. Bu sayede büyük miktarlar kazanabilir, eğlendiğiniz kadar para sahibide olabilirsiniz.
Günümüzde altın fiyatları eski oranla daha değişken olmaktadır. 6 ay önce altın fiyatlarına baktığımızda sürekli yükselen az azda olsa artarak yatırımcısının parasal olarak değerini korumasına yardım eden bir yatırım aracıydı. Bugün altın fiyatlarına baktığımızda altının zaman zaman yükselirken ani düşüşler yaşadığını görebiliyoruz. Bununla birlikte altın fiyatlarındaki düşüş sırasında aniden büyük yükselişlerde olabilmektedir. Altın'a yatırım yapan herkes altın fiyatları ne olacak, altının durumu ne olacak gibi düşüncelere kapılabilmektedir. Bu günümüzde olabilecek olağan bir durumdur.
1080p film izlemek günümüzde imkansız değil. Teknoloji o kadar geliştiki artık yapılan filmleri full hd olarak bulabilir ve 1080p film izleyebilirsiniz. Tabi ki 1080p film izlemek ve filmin gerçek tadını yaşamak için 1080p filmleri kaldırabilecek bir ekrana yada Televizyona sahip olmalısınız. 1080p film izleyerek filmi adeta sinemada izlercesine tüm ayrıtılarıyla görebilirsiniz. Full HD film izlemek için sizde full hd ve 1080p filmleri çalıştırabilecek bir LCD, LED yada Plazma TV sahibi olmalısınız.
Hisse Önerileri ve KOSGEB kredisi
En riskli ve en çok kazandıran yatırım araçlarından hisse senetleri 2012 yılında yine en çok tercih edilen yatırımlardan oldu. Hisse senedi alarak yatırım yapanları bu sene durgun bir sene bekledi. Ancak Nisan ayında borsa yükselişe geçerek piyasalar normale döndü ve yükselebilecek birçok hisse yükselerek yatırımcılarına kazandırdı. Hisse senedi alarak kısa sürede büyük paralar kazanmak için dikkat edilmesi gereken bazı hususlar vardır. Bunlardan en önemlisi Hisse senedi alacağınız şirketin temmetü vermesidir. Temettü verecek hisseler her zaman ekstra olarak hisse sahibine para kazandırabiliyor. Temettü verecek hisse senedi aynı zamanda büyük şirketler olduğundan hisse senedinizin değer kaybetmeside düşük bir ihtimal oluyor. Hisse Seneti alacaklar için Temettü Verecek Hisseler 2012 listesini takip etmenizi tavsiye ederim. 2012 Hisse Önerileri yine diğer önemli konulardan biri. Hisse senedi almadan önce kimlerden öneri aldığınız çok önemli çünkü, hisse senedi önerisi verecek olanlar sizi yönlendirerek kendi kazanma çabasında olabilir. Bu yüzden hisse önerisi alacağın kişilere dikkat edip aldığını önerileri tartıp sonra karar vermelisiniz.
2012 yılında iş kurmak herkesin hayali, özellikle KOSGEB 'in yeni başlattığı ve tüm iş kurmak isteyenlere verdiği hibe krediden sonra iş kurmak isteyen kişi sayısı arttı. Nasıl kredi alırım? 2012 yılında iş kurmak isteyenler KOSGEB'ten nasıl kredi alır? gibi sorular kafanıza takılıyor olabilir. Öncelikle şunu belirtmeliyim ki iş kurmak için bankaların verdiği kredilerdende alabilir işinizi kurabilirsiniz. Ancak bunu geri ödemek ve faizleri ayrıca ödemediğinzde başınıza açılacak işleri düşündüğümüzde büyük risk diyebilirim. Ancak durum KOSGEB 'te çok farklı. İş Kurmak için Kredi 2012 – KOSGEB kredisi alacaklar uygun ödeme koşulları ve nerdeyse 0 faizle geri ödeyebileceğiniz aynı zamanda iflas etmeniz durumunda birçok kolaylıkda çabası. Bu yüzden KOSGEB kredisi almak banka kredisine oranla ölçülmeyecek kadar avantajlıdır.
Zayıflama
Son zamanlarda sıkça duyduğumuz 1 ayda 8 kilo vermek cümlesini uygulamak ve kısa sürede 8 kilo vermek isteyenlerdenseniz bu yazımızı takip edin. Öncelikle şunu belirtmekte yarar var ki, kilo vermek zor bir iş ve kilo verme şeklinize göre tekrar alma olasılığınız olduğu kadar, sağlıksız kilo vermek ilerleyen zamanlarda başınızı dert olabileceğini unutmayın. Uzman hekimler ve diyetisyenler tarafından tavsiye edilen kilo verme şekli yavaş ve sağlıklı şekilde kilo vermektir.
Yaz aylarının gelmesiyle kışın alınan kiloları vermek isteyen ve hızlı bir şekilde kilo vermek bikini, mayo vb. giyebilmek isteyen kişi sayısı oldukça fazla. 1 ayda 8 kilo verebilir miyim? Diye soruyorsanız. Tabi ki verebilirsiniz. Aslında bunun için diyet programlarına vs. ihtiyacınız yok. Yapmanız gereken az uyumak, bol su içmek, spor yapmak ve yediğiniz yiyeceklere dikkat etmektir. Bu şekilde 1 ayda 8 kilo verebilirsiniz ve bu en sağlıklı bu şekilde olabilir. Şunu unutmayın ki yemeden yada ilaçlarla verilen kilo sağlıksız ve diyet bırakıldığında tekrar alınacak kilolardan ibarettir. Daha önce saydığımı 4 maddeyi tek tek açıklayalım.
Godaddy İndirimli Domain Almak
2012 yılında domain satışı yapan birçok firma ve resmi sitelerinde kampanyalar yapılmaya başlandı. Godaddy gibi büyük bir domain sitesi her hafta mutlaka bir kampanya yapıyor. Domain alacaklar için bu kampanyalar ucuz domain almak ve özellikle 1 den fazla domain alacaklar için oldukça yararlı oluyor.
Tabiki birçok domain satışı yapan site mevcut ancak bunlar arasında dünyanın en büyük ve en ünlü sitelerinden Godaddy'nin kampanyalarını takip etmek çok daha mantıklı olacaktır.
2012 Mayıs ayı Godaddy promosyon kodları
7.99$ a .Com Domain kaydedin
cjc799chp
Tüm domain ve hosting alımlarında , her türlü alımlarda %10 indirim
cjcchp10
Hosting alımlarınızda %20 indirim
cjcchp20
30$ ve üzeri alımlarınızda 5$ indirim
cjcchp30
50$ ve üzeri alımlarınızda 10$ indirim
cjcchp50
75$ ve üzeri alımlarınızda %15 indirim
cjcchp75
Godaddy hosting kampanyası , ilk 3 ay sadece 1.99$ a
cjc199hstg
Godaddy promosyon kodu'nu domain alırken kullanarak büyük indirimler kazanabilirsiniz. Domain satın almak için bilmediğiniz sitelere yüksek miktarlar ödemeyin, uygun ödeme koşullarıyla Godaddy indirim kuponu bularak ucuz fiyatlarda domain satın alın. Godaddy promo code olarak aradığınızda birçok yabancı forum ve benzeri yardım platformlarında karşınıza çıkabilecek olan Godaddy promosyon kodlarını biz bizzat ayağınıza getiriyoruz. Godaddy promosyon kodu paylaşarak tüm indirim kodlarını takip eden domainpromocodes.com 'da bu konuda bilgi paylaşan nadir sitelerdendir. Godaddy hakkında herşeyi bulabileceğiniz bu sitede aynı zamanda Godaddy promosyon kodlarından, Godaddy indirim kuponlarına kadar domain almak isteyenler için tüm indirim kodları mevcut. Eğer domain alacaksanız mutlaka uğramanız gereken bir bilgi kaynağı ve domainlerinizi ileride sorun yaşamamak için Godaddy promosyon kodlarınıda kullanarak Godaddy gibi büyük bir şirketten almalısınız.
28 Nisan 2012 Cumartesi
Sağlık Bakanlığı şiddete uğrayan doktoru artık yalnız bırakmayacak
Sağlık Bakanlığı, bünyesindeki personele karşı işlenen suçlarla mücadelede, mağdur personel ve ailesine hukuki yardım sağlayacak. Sağlık çalışanı suç duyurusunda bulunmasa bile işlem başlatılacak. Hukuki yardım, şiddete maruz kalan personelin veya kanuni mirasçılarının talepte bulunması halinde alınabilecek, vekalete gerek olmayacak. Personelin bir olayda hem mağdur hem de şüpheli veya sanık olması halinde ise mağdur sıfatıyla hukuki yardım verilecek.
Sağlık Bakanlığı, sağlık hizmeti sunumu sırasında veya bu görevlerinden dolayı personele karşı işlenen fiillerin bildiriminin yapılacağı ve kayıtlarının tutulacağı bir sistem kuracak. Bu sistemde kişisel verilere ilişkin bilgilere yer verilmeyecek. Yönetmelik kapsamında işlenen fiilleri, ilgili sağlık kurum ve kuruluşunun yöneticisi, adli mercilere ve Bakanlıkça kurulan sisteme bildirecek. Mağdur personel de bu bildirimi yapabilecek.
Dr. Ersin Arslan’ın hasta yakını tarafından bıçaklanarak öldürülmesinin ardından gündeme gelen sağlık çalışanlarına yönelik şiddet olaylarıyla ilgili Sağlık Bakanlığı, yeni bir adım attı. Sağlık Bakanlığı Personeline Karşı İşlenen Suçlar Nedeniyle Yapılacak Hukuki Yardımın Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik, Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.
Sağlık Bakanlığı'ndan yayınlanan genelgede alınan tedbirler şu şekilde;
- Sağlık kurumlarının çevre, bina giriş ve çıkış güvenliği gözden geçirilecek, özel güvenlik görevlilerinin sağlık kurumları içerisinde özellikle sağlık çalışanlarının görev yaptığı muayene, müdahale ve gözetim alanlarında güvenlik önlemlerini artırmaları temin edilecek.
- Sağlık kurumlarında suça zemin oluşturabilecek ve sağlık çalışanlarına yönelebilecek olumsuz tavır, davranış ve fiillere ortam hazırlanmasına ve bu eylemlerin fiili saldırılara dönüşmesine kesinlikle izin verilmeyecek.
- Söz konusu nitelikteki olaylara derhal müdahale edilmesi için hastane polisi, diğer kolluk birimleri ile özel güvenlik ve sağlık kurumları personelinin işbirliği ve koordinasyon içerisinde hareket etmeleri sağlanacak.
- Yerine getirdikleri kamu görevi nedeniyle sağlık çalışanlarına karşı TCK'nın ilgili maddeleri çerçevesinde ''yaralama'', ''tehdit'', ''hakaret'' fiillerinin işlenmesi halinde ''mağdur kişinin şikayeti aranmaksızın'' sağlık kurumlarında görevli hastane polisleri başta olmak üzere yetkili kolluk kuvvetlerince doğrudan işlem tesis edilecek.
- İlgili Cumhuriyet Savcısına bilgi verilerek, talimatları doğrultusunda gerekli soruşturma işlemlerine başlanacak.
- Suça el koyma ve soruşturma işlemleri, sağlık kuruluşlarında yürütülen muayene, müdahale ve hasta bakım hizmetlerini aksatmayacak ve bu hizmetlerde herhangi bir zaafiyete neden olmayacak şekilde titizlikle yürütülecek.
- Görevli sağlık çalışanlarının bilgisine başvurulması gibi soruşturmanın parçası olan işlemlerin tamamlanması konusunda Cumhuriyet savcısının talimatına göre hareket edilecek.
Ayrıca konu ile ilgili olarak bakanlık tarafından hazırlanan “Sağlık Bakanlığı Personeline Karşı İşlenen Suçlar Nedeniyle Yapılacak Hukuki Yardımın Usul Ve Esasları Hakkında Yönetmelik” 28 Nisan 2012 tarihinde Resmi Gazetede yayınlanan yönetmelikte de; sağlık hizmeti sunumu sırasında şiddete uğrayan sağlık personeline Bakanlığımız tarafından verilecek hukuki desteğin usul ve esasları belirlenmiştir.
Hukuki desteğin verilebilmesi için, ilgilinin veya vefatı halinde kanuni mirasçılarının talepte bulunması yeterli olacak ayrıca vekâlet vermeye gerek olmayacaktır.
Personele karşı kanunlarda suç olarak tanımlanan bir fiil işlendiğinde Bakanlık taşra teşkilatı için İl Sağlık Müdürlerince, bağlı kuruluş taşra teşkilatı için ise bu kuruluşların taşra teşkilatı birim amirleri tarafından bu yönetmelik hükümleri kendiliğinden yerine getirilir.
Suç kapsamındaki fiilleri, ilgili sağlık kurumlarının yöneticisi veya mağdur personel, adli mercilere ve Bakanlığa bildirecek, Bakanlık ta bu bildirimleri kayıt altına alacaktır.
Ayrıca, Bakanlığımız yaşanan şiddet olaylarının önlenmesi için, idari ve adli makamların sorumluluk ve yetkileri, hasta ve yakınlarının bilgilendirilmesi, çalışan güvenliği vb. konularda somut tedbirler içeren bir genelgeyi önümüzdeki günlerde 81 İl Valiliğine gönderecektir.
VAN'A DOKTOR DESTEĞİ
Van'da iş yavaşlatma ve poliklinik kapatma eylemi yapan doktorların sorunlarını dinlemek üzere Sağlık Bakanlığı Hastaneler Birliği Genel Müdürü Hasan Çağlı uçakla Van'a geldi. Van Bölge Eğitim ve Araştırma Hastanesi konferans salonunda doktorlarla bir araya gelen Çağlı, doktorların sorunlarını dinledi. Basına kapalı yapılan toplantının ardından açıklama yapan Çağlı, Van'daki doktor açığını kapatmak için gecici görevle Van'a doktor atayacaklarını söyledi. Çağlı "Bugün Van'a arkadaşlarımızın haklı taleplerini dinlemek için geldim. Hastanemizde hizmetlerin daha rahat ilerlemesi için onların önerilerini dinledik. Buradaki arkadaşlarımız bizden daha çok hekim ve sağlık çalışanı atamamızı istediler. Bu da onların iyi hizmet edebilmesi için haklı gerekçeleridir. Önümüzdeki hafta içersinde gecici görevle buradaki arkadaşlarımıza destek olması için hekim göndereceğiz. Daha sonra da bu sorunları tamamen çözeceğiz" dedi.
Zehirlenirseniz bu numarayı arayın
Dalaman'da siyanür zehirlenmesi şüphesiyle tedavi altına alınan kuyumcu, Sağlık Bakanlığına ait helikopterle 45 dakikada İzmir'den Muğla'ya ulaştırılan panzehirle hayata döndürüldü. Ayrıca zehirlendiğinden şüphelenenler için kurulan Ulusal Zehir Danışma Merkezi 114 de bu konuda acil yardım ve danışmanlık hizmeti veriyor.
Muğla Sağlık Müdürü Cihan Tekin, Dalaman'da kuyumculuk yapan 56 yaşındaki Türk vatandaşı Ohannes Gül'ün ilçedeki sağlık kuruluşuna siyanür zehirlenmesi şüphesiyle başvurduğunu belirtti.
Tekin, “Hastada, siyanür zehirlenmesi belirtileri görülmesi üzerine bakanlığımızın zehir danışma merkezi ile irtibata geçildi, hastaya acilen panzehir uygulanması gerektiğine karar verildi. Bu süreçten sonra ise hastaya panzehirin en hızlı şekilde ulaştırılmasını amaçlayan, acil müdahale operasyonu hayata geçirildi” dedi.
Planlanan acil müdahale operasyonu kapsamında hastanın 112 Acil Servis ekipleri tarafından Muğla Eğitim Araştırma ve Uygulama Hastanesine doğru yola çıkartıldığı sırada, İzmir'deki Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesinden aldığı panzehiri taşıyan ambulans helikopterinde yola çıktığına belirten Tekin, “Hasta, Muğla Eğitim Araştırma ve Uygulama Hastanesi'nin yoğun bakım ünitesine alındıktan kısa bir süre sonra helikopterde panzehiri yaklaşık 45 dakika içinde Muğla'ya ulaştırdı. Panzehir, süratle hastaya verildi. Sağlık Bakanlığımızın, hava ambulansı sayesinde bir hayat daha kurtarıldı” diye konuştu.
5 DAKİKADA PANZEHİR YETİŞTİRİLDİ
Siyanür zehirlenmelerinde hastaların 48 saat gözetim altında tutulması gerektiğini anlatan Dr.Tekin, “Hastamız yoğun bakım servisinde ve yapılan panzehir uygulaması sonrasında genel durumu normale döndü. Hastanın takibini yapmaya devam edeceğiz. Panzehirin en kısa süre içinde hastanemize ulaştırılması sürecinde emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.” diye ifade etti.
Muğla Sağlık Müdürlüğü 112 Acil Servis ekipleri, İzmir'den 45 dakika içinde gelen ve Düğerek Mahallesinden stada inen Sağlık Bakanlığına ait ambulans helikopterden aldıkları panzehiri 5 dakikada Muğla Eğitim Araştırma ve Uygulama Hastanesi'nin yoğun bakım ünitesine ulaştırdı.
Ohannes Gül'ün nasıl zehirlendiği konusunda herhangi bir açıklama yapılmazken, Dalaman Emniyet Müdürlüğü konuyla ilgili soruşturma başlattı.
'Hastalık değil ilaçla çözüm aramayın'
Adana Çukurova Üniversitesi Felsefe Grubu Bölümü Öğretim Üyesi Sosyal Psikolog Yrd. Doç Dr. Üstün Öngel, ’hiperaktivite’ diye bir hastalık olmadığını, her yıl binlerce çocuğun eksik bırakılan gelişim becerilerinin ilaçla çözülmeye çalışıldığını iddia etti.
Çukurova Düşünce Çeşnisi Günleri’nde konuşan Yrd. Doç. Dr. Üstün Öngel, bazı çocukların eksik bırakılan gelişim becerileri ile ilgili sorunlarının olduğunu, bunun denetim ve sorumluluk verilerek çözülebileceğini söyledi. Yrd. Doç. Dr. Öngel, Psikiyatri Derneği’nin, hiperaktivitenin hastalık olmadığını 2006 yılında gazetelere verdiği ilanla duyurduğunu belirtti. Yrd. Doç. Dr. Öngel, "Hiperaktivite diye bir hastalık yok. Ancak çocuklara birçok tetkik yapıyorlar. Böyle bir hastalık yok. Çocuk psikiyatri servisinden hiperaktiviteyi kaldırın, hepsi işsiz kalır. Oraya başvuran çocukların yüzde 90’ını hiperaktiviteyle alakalandırıyorlar" dedi. Yrd. Doç. Dr. Öngel, çocuklardaki dikkat eksikliği ve eksik gelişim becerilerinin ailenin desteği ile çözülebileceğini kaydetti. Yrd. Doç. Dr. Öngel, "Çocuklardaki bazı sorunlar, anne ve babanın yetiştirme biçimini değiştirmesiyle çözülebilecek bir şeydir. Bu davranışlar çocuğun yapısında olan bir şey değildir. Disiplini, sorumluluğu öğretmemiz gerekiyor. Böyle bir durumda ilaç kullanmak tamamen gereksizdir. Ancak Türkiye’de 2002’de hiperaktivite ve dikkat eksikliği adı altında ilaçla tedavi edilmeye çalışılan çocuk sayısı 10 bin dolayında iken, 2011’de bu sayı 90 bine çıkmıştır. İlacı kullanan çocukların sayısı 3- 4 yaşına kadar inmiştir"diye konuştu.
Kullanılan ilaçların çocukların gelişimini etkilediğini ve uyuşturucu bağımlılığına kadar götürdüğünü savunan Yrd. Doç. Dr. Öngel, şöyle devam etti:
"Hiperaktivite ve dikkat eksikliği iddiasıyla verilen ilaçlar, büyüme hormonuna olumsuz etki ediyor. Yoğun tikler oluşmasına neden oluyor. Yarattığı en önemli sorunlardan biri de ileriki yaşlarda uyuşturucu madde bağımlılığına kadar götürebiliyor. 4- 5 yıl boyunca ilaç kullanan çocuklar bulunuyor. Hormonlara etki eden bu ilaçlar nedeniyle birçok çocuğun boyu kısa kalıyor. Birçok çocuk madde bağımlısı oluyor. Hiperaktivite teşhisi konulan çocukların 9’da 1’i kız çocuğudur. Bunun nedeni ise erkek çocuğu ailede daha rahat hareket ettiği için ona daha çabuk hiperaktivite teşhisi koyuyorlar. Kızlar rahat hareket edemediği, daha uslu durduğu için onlara bu teşhisi koyamıyorlar."
Dünyada maalesef birinciyiz
Türkiye, Dünya Tütün Atlası'nda yüzde 38 oranıyla erkekler arasında sigaraya bağlı ölümlerin en çok görüldüğü ülke olarak gösterildi.
Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Tütün Kullanımı ile Mücadele Programı Türkiye Sorumlusu Dr. Toker Ergüder, Singapur'da geçen ay düzenlenen tütüne karşı mücadele toplantısında açıklanan Dünya Tütün Atlası ile ilgili değerlendirmelerde bulundu.
Dünya Tütün Atlası'na göre geçen yıl dünyada sigara kullanımına bağlı 6 milyon kişinin hayatını kaybettiğini belirten Ergüder, bunların yüzde 80'inin düşük ya da orta gelirli ülkelerde görüldüğünü söyledi.
Dünya Tütün Atlası'nda sigara kullanımının kalp krizi ve inmenin en büyük nedeni olarak gösterildiğini ifade eden Ergüder, sigaranın erkeklerde akciğer kanserinden ölümlerin yüzde 80, kadınlarda ise yüzde 50'sinden sorumlu tutulduğuna dikkati çekti.
Dünya Tütün Atlası'nda, sigara kullanımının erkeklerde tüm ölümlerin yüzde 15'inden, kadınlarda ise yüzde 7'sinden fazlasına sebep olduğunun belirtildiğini vurgulayan Ergüder, söz konusu atlasta, Türkiye'nin yüzde 38 ile erkekler arasında sigaraya bağlı ölümlerin en çok görüldüğü ülke olarak yer aldığını bildirdi.
"YANLIŞ POLİTİKALAR SORUMLU"
Ergüder, 80'li ve 90'lı yıllarda uygulanan sigarayla ilgili politikaları eleştirerek, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Türkiye'de sigara kaynaklı ölümler 80'li ve 90'lı yıllardaki hükümetlerin yanlış politikalarından kaynaklanıyor. Bu yanlış politikalar sonucunda yabancı sigara firmaları tarafından Türkiye'ye getirilen ve üretilmeye başlayan yüksek bağımlılık yapıcı yabancı sigaralar ve yine o yıllarda yabancı sigara firmaları tarafından yürütülen vahşi ve saldırgan reklam kampanyaları sonucunda milyonlarca vatandaşımız bağımlı hale getirildi. O yıllarda bağımlı duruma getirilen kişilerde şimdi salgın halinde sigara nedenli ölümler başladı.”
Son yıllarda Sağlık Bakanlığı ve hükümet tarafından alınan çok sıkı önlemler sayesinde bu ölümlerin önüne geçilmeye çalışıldığını kaydeden Ergüder, “Ancak o yıllardaki yanlış politikaların bedeli şimdi ödeniyor. Yüz binlerce kişinin ölümüne yol açan o kararlar TBMM'de kurulacak bir araştırma komisyonunca mutlaka detaylı olarak incelenmeli ve sorumlular ortaya çıkarılmalıdır” diye konuştu.
Tüm dünyada DSÖ desteği ile yeni önlemler alınmaya başladığını belirten Ergüder, sigaranın kirli sarı renkli düz paketlerde satılması, nikotin miktarının en alt düzeye indirilerek zamanla sıfırlanması ve tütün ürünlerinin yeşil veya kırmızı reçeteyle alınabilmesinin bu önlemler arasında bulunduğunu anlattı.
Ergüder, sigara firmalarının ise bunlara karşı bazı girişimlerde bulunduğunu, konuyu Dünya Ticaret Örgütü'ne taşıyarak sağlık boyutundan uzaklaştırmaya çalıştığını anlattı.
TÜRKİYE SİYAH BÖLGEDE
Amerikan Kanser Derneği ve Dünya Akciğer Vakfı tarafından güncellenen Dünya Tütün Atlası'na göre sigara kullanımı verem hastaları için de büyük risk taşıyor.
Atlasa göre, 2010-2050 yılları arasında dünya genelinde 40 milyon tüberkülozlunun sigaraya bağlı hayatını kaybetmesi bekleniyor.
Sigara kullanımının özellikle genç kadınlar arasında arttığına işaret edilen atlasta, kadınlar pasif içiciliğe maruz kalan kurbanların başında geliyor.
Geçen yıl dünyada 600 bin kişinin sigara dumanına maruz kalmaktan kaynaklanan hastalıklardan hayatını kaybettiği tahmin ediliyor.
Atlasa göre ayrıca sigaradan bu yüzyıl içinde 1 milyar kişinin hayatını kaybetmesi bekleniyor. Dünya Tütün Atlası'nda sigaraya bağlı ölümlerin yüksek olduğu ülkeler siyah renkle yer aldı.
Yüzde 38 oranıyla erkeklerde sigaraya bağlı ölümlerin en yüksek olduğu ülke olan Türkiye de atlasta siyah renkte gösterildi.
Erkeklerde sigaraya bağlı ölümler Kazakistan'da yüzde 35, Belçika ve Polonya'da 31, Bosna-Hersek'te 30, Rusya, Hırvatistan ve Hollanda'da 28, Moğolistan ve Letonya'da 27, Çek Cumhuriyeti, Estonya ve Güney Kore'de yüzde 26, Yunanistan, Arnavutluk Ukrayna ve Litvanya'da 25 olarak gerçekleşti.
Atlasta, Türkiye'de kadınlarda sigaraya bağlı ölümler ise yüzde 6 oranında gösterildi. Bu oran ABD'de yüzde 23, Kanada'da ise yüzde 20 olarak yer aldı.
İstanbul'da pazar günü 36 bin kişi sandık başına gidiyor
Türkiye'nin en büyük tabip odası olan İstanbul Tabip Odası ve yine Diş Hekimleri Birliği'ne bağlı en kalabalık oda olan, İstanbul Diş Hekimleri Odası üyeleri bu pazar İstanbul'da seçime gidiyor. İki odanın toplam 36 bin üyesi bulunuyor.
30 bin üyesi ile en kalabalık tabip odası olan ve ülkedeki hekimlerin yüzde 25’i ile sunulan sağlık hizmetinin önemli bir bölümünü gerçekleştiren İstanbul Tabip Odası seçimleri pazar günü gerçekleşecek. 28 Nisan’da Genel Kurul toplanacak ve 29 Nisan Pazar günü yapılacak seçimlerle sona erecek.
/_np/9026/16469026.jpgGenel Kurul İstanbul Tabip Odası Cağaloğlu binasında, seçim ise Sultanahmet Endüstri Meslek Lisesi ile Sultanahmet Ticaret Meslek Lisesi'nde yapılacak.
Seçimlerde şu an oda yönetiminde olan "Demokratik Katılım Grubu" ile "Sağlıkta Birlik Grubu" ve "Özgür Hekim Grubu" yarışacak.
DİŞ HEKİMLERİ DE SEÇİMDE
İstanbul Tabip Odası ile aynı gün İstanbul Diş Hekimleri Odası (İDO) da seçime gidiyor. İDO Diş hekimlerine bağlı 33 odanın içinde en 6564 üyesi ile en kalabalık oda durumunda.
28 Nisan Cumartesi günü İstanbul Teknik Üniversitesi Vakfı Sosyal Tesisleri'nde yapılacak Genel Kurul toplantısının ardından, 29 Nisan 2012'de yine İstanbul Teknik Üniversitesi'nde seçimler gerçekleştirilecek. İDO'da ise "Birlik Grubu", "Demokratik Katılım Grubu", "Önceki Hekim Grubu" ile "İdealist Grup" yarışacak.
Seçim sonrası 13. dönem yönetimi belirlenecek.
İSTANBUL TABİP ODASI'NDAN AÇIKLAMALAR
İstanbul Tabip Odası'nda seçime gidecek gruplarda hekimlere yönelik açıklamalarda bulunuyor.
Özgür Hekimler Platformu:
Özgür Hekimler Platformu Yönetim Kurulu Üyesi ve Platformun sözcüsü Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. İbrahim Sözen, seçilmeleri halinde odaya farklılıklar katacaklarını belirtti: “Hekimlerin sosyal şartlarını geliştireceğiz. İstanbul Tabip Odasını İstanbul’a ve Hekimlere layık bir hale getireceğiz. İstanbul Tabip Odası Üyelik Kartı Her Hekimin Gururla ve kolaylıklar için taşıyacağı bir hale getireceğiz. Tabip Odası Hekimin Önümüzdeki 2 yıl tüm hekimler tek vücut olacağız. Tabip Odasını ‘‘Çağdaş’’ hale getirip,oda ve hekimlerin hak ettiği imajını yeniden yakalayacağız. Belki de bu değişim için son şansımız. Bu şansı hekimler olarak iyi değerlendirmeliyiz. Bunu yapabilecek keyifli, kaliteli, istekli, deneyimli bir kadroya sahibiz. Bize güvenenlerin yüzünü kara çıkarmayacağız.’’ dedi.
Sağlıkta Birlik Grubu:
İstanbul Tabip Odası seçimlerine Sağlıkta Birlik Grubu'nun adayı olarak katılan Bakırköy Eğitim Araştırma Hastanesi Üroloji Kliniği Eğitim Sorumlusu Prof. Dr. Ali İhsan Taşçı, seçilmeleri halinde odayı hantal yapısından kurtararak, hekimlerin haklarını savunan bir kurum haline getireceklerini söyledi.
İstanbul Tabip Odası Başkan adayı Prof. Dr. Ali İhsan Taşçı: "Tabip Odaları'nın kamu görevi gören kurumlar olduğunu ve öncelikli görevleri arasında hekimlerin hak ve menfaatlerini korumak, halk sağlığı ile ilgili fedakarca çalışmak olduğunu vurgulayan Sağlıkta Birlik Grubu adayı Prof. Taşçı, 'Mevcut yönetimler hekimlerin sıkıntıları ve sağlıkla ilgili düzenlemeler yapılırken taraf olamadılar. Odayı yıllardır siyasi parti organı gibi yönettiler." dedi.
Sağlıkta Birlik Grubu olarak, odayı hantal yapısından kurtarıp, hekimlerin haklarını koruyup gözetecek bir örgüt haline getirmeye talip olduklarını vurgulayan Prof. Taşçı, son yıllarda Türkiye'de sağlık alanında yaşanan gelişmelerinin beraberinde bazı sıkıntıları da doğurduğunu kaydetti. Prof. Ali İhsan Taşçı: 'Halkın sağlık alanındaki beklentilerinde değişiklikler oldu. Tıp Fakültesi öğrencilerinin TUS dersanelerinin kapılarında beklemesi, pratisyen hekimlerin ucuz işgücü olarak görülmesi, mecburi hizmetlerde yaşanan sıkıntılar hekimlerin çözüm bekleyen yüzlerce sorunundan biridir. Seçilmemiz halinde hastaya müşteri gözüyle değil, hasta gözüyle bakılmasını sağlayacağız.' dedi.
Demokratik Katılım Grubu:
İstanbul Tabip Odası Başkanı ve Demokratik Katılım Grubu adayı Taner Gören, İstanbul Tabip Odası Olağan Genel Kurulu'nun 28-29 Nisan tarihlerinde gerçekleştirileceğini belirterek, ''Bundan sonraki süreçte sağlıkta dönüşüm bu şekilde devam ederse, Türkiye'de gerçek sağlık hizmeti ortadan kalkacak, hekimlik bağımsız bir meslek olmaktan çıkıp bir teknisyenlik haline dönüşecek. Onun için bu seçimler çok önemli'' dedi.
İstanbul Tabip Odası'nın Cağaloğlu'ndaki merkezinde düzenlenen basın toplantısında konuşan Taner Gören, görevde bulundukları 2 yıllık dönemde, hükümetin sağlıkta dönüşüm projesinin son adımlarının birbiri ardına atıldığını belirterek, ''Bu seçim gerçekten Türkiye'nin en önemli oda seçimleri olarak tarihe geçecek. Çünkü, Tabip Odası olarak misyonumuz hekimlerin haklarını korumak iken şimdi hekimliğin geleceğini kurtarmak gibi önemli bir misyon yüklenmiş bulunuyoruz'' dedi.
Sağlıkta dönüşüm programı çerçevesinde, Türkiye'de sağlık alanında vatandaşın memnuniyetinin yüzde 39'dan yüzde 76'ya çıktığının söylendiğini belirten Gören, vatandaşın sağlık alanında memnuniyetinin arttığını doğruladı.
Gören, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Evet vatandaşlar hekime artık çok kolay ulaşabiliyor. Büyük hastaneler yapıldı, aile hekimliği başladı ve vatandaşın hekime ulaşımı bu alanlarda çok kolaylaştırıldı. Özel hastane sektörü hızla gelişti. Bu kolaylaştırılan hizmeti verecek olan hekimlerde ise tam tersi bir durum ortaya çıktı. Bu mesleği özgürce uygulayabilecek ortamı yok eden, hekimlerin tamamen mutsuz olduğu bir gelişme sağlandı.
Vatandaş hekime çok kolay ulaşıyor ama vatandaşın hangi sağlık alanı olursa olsun doktora ulaştıklarında aldığı hizmete baktığınız zaman hastaya yeterli süreyi ayıramadığı, böyle bir durumda da vatandaşa nitelikli hizmeti sunamadığı bir durum ortaya çıktı. Bu durum, vatandaşta, 'yeterince hizmet alamadım' duygusu üretmeye başladı ve bir süre sonra bu doktora karşı şiddete dönüştü. Özellikle vatandaşların acil servislere ulaşımı çok kolay sağlandı ama bu değişiklikle acil servise başvuru hızla arttı ve yüzde 80'in aslında acil hastalar olmadığı ve acil üniteler de yetersiz kaldığı için gerçek acil hastalar da hizmet alamaz duruma geldi. Bu da acil servislerde şiddet ortamının oluşması için uygun hale geldi.''
Gelinen noktada, kendilerini mesleğin bağımsızlığını savunmak zorunda hissettiklerini ifade eden Gören, gerçek sağlık hizmeti üretemez hale geldiklerini savundu.
"İYİ ONURLU HEKİMLİĞİ KORUMAK MİSYONUMUZ VAR"
Taner Gören, ''Bundan sonraki süreçte bu dönüşüm bu şekilde devam ederse, Türkiye'de gerçek sağlık hizmeti ortadan kalkacak, hekimlik bağımsız bir meslek olmaktan çıkıp bir teknisyenlik haline dönüşecek. Onun için bu seçimler çok önemli'' diye konuştu.
Şu andaki sağlık sisteminin Türkiye'deki 70 milyon insanı birer müşteri haline getiren bir sağlık sistemi olduğunu savunan Gören, şunları kaydetti:
''Bu sağlık sisteminin durdurulması ve sağlığın alınıp satılan bir mal haline dönüştürülmekte kurtarılması gibi bir ciddi misyonu da üzerimizde taşıyoruz. Hiçbir politik düşünceyi ön plana geçirmeden sadece mesleki bağımsızlığımızı, iyi ve onurlu hekimliği korumak ve sağlık hizmetinin gerçek niteliğini korumak gibi bir misyonumuz var. Bu misyon hangi siyasi görüşe sahip olursa olsun bütün hekimlerin misyonudur. Bu düşünceyle seçimlere gidiyoruz. Hükümetle bir anlaşmaya vararak bu işin gerçekleşmeyeceğini görüp biz ciddi ve etkili bir muhalefet olarak hükümeti gittiği yoldan geri döndürmek için etkin bir mücadele verme düşüncesiyle bu seçimlere giriyoruz.''
Toplantıda diğer adaylar da söz alarak, sağlık alanında yaşanan sorunları dile getirdiler.
Ağrıya göre su içi egzersizi
Faydaları saymakla bitmeyen suyun, kaldırma kuvveti de aqua terapi – su içi egzersizlerinde fizik tedavide çok önemli rol oynuyor.
Suyun ve havuz bazlı egzersizlerin karada yapılan egzersizlere göre birçok avantajı bulunuyor. Anadolu Sağlık Merkezi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Elçin Aykutoğlu, su içi egzersizleri ve yararlarını anlatıyor.
Su içi egzersizler günümüzde fizik tedavinin önemli bir parçası haline gelmiş durumda. Su, derinliğine göre artan oranda hastanın ağırlığını azaltıyor. Suyun kaldırma kuvveti ekleme yük binmesini önlüyor ve eklemi zorlamadan aktif egzersiz yapmayı kolaylaştırıyor. Su içi basınç, ödemi azaltıyor ve toplardamarlardan kanın kalbe dönüşüne yardımcı oluyor. Suyun viskozitesi tüm aktif hareketlerde direnç sağlıyor ve kasları güçlendirmeye yardımcı oluyor.
Suyun rehabilitasyon programı sırasındaki yaralanma riskini azalttığını, kasları gevşettiğini ve hastayı rahatlattığını belirten Anadolu Sağlık Merkezi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Elçin Aykutoğlu, “Su içi egzersizlerinde hastalara farklı pozisyonlarda egzersiz yaptırılabiliyor. Ayrıca su içi egzersizler, kardiyak kapasiteyi ve denge ve koordinasyonu artırır. Tüm bu avantajları nedeniyle birçok durumda tercih edilen bir egzersiz şeklidir” diyor.
EGZERSİZ YAPARKEN SUYUN GÜCÜNDEN YARARLANIN
Su içi egzersizler özellikle bel ağrıları, ankilozan spondilit, fibromiyalji, spor yaralanmaları, kalça-diz protez ameliyatı sonrası, kalça ve diz eklem kireçlenmesi, omuzda hareket kısıtlılığı, eklem ve yumuşak doku zorlanmaları, ve felç geçiren hastalarda tavsiye ediliyor. Su korkusu bulunanlar, kontrol altına alınmamış kalp ve solunum yetmezliği, böbrek yetmezliği, kontrol altına alınamayan epilepsi, enfeksiyon ve yüksek ateş, mesane ve barsak fonksiyon bozukluğu ve açık yarası bulunan hastalara ise önerilmiyor.
SU İÇİ EGZERSİZLERİ İLE RAHATLAYIN
Su içinde; germe egzersizleri, kuvvetlendirme egzersizleri, denge ve yürüme egzersizleri ve dayanıklılık egzersizleri yapılabiliyor. Egzersizler sırasında suyun sıcaklığının 26-33 derece olması gerekiyor. Su içinde ayakta kalmayı ve yürümeyi kolaylaştırıcı ve egzersiz yapmaya yardımcı simit- boyunluk- kemer–yüzme barları- özel eldivenler ve hidro ton botlar gibi yardımcı ekipman kullanılabiliyor.
SU İÇİ EGZERSİZLERİ NELER?
Anadolu Sağlık Merkezi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Elçin Aykutoğlu, su içi egzersizlerini şöyle anlatıyor:
1. Su içinde yürüme: Öne- arkaya – yanlara yürüyüş yapılır. Bacakları karına çekerek yüksek adımla yürüyüş yapılır. Kollar ve bacaklar çapraz yapılarak ve öne arkaya açılarak yürüyüş yapılır. Su içinde dik durabilmek için özel bel kemeri kullanılır, hafif geriye eğilinir, baş dik, çene yukarıda, omuzlar kalçaların tam üstünde, karın sıkı (ancak nefes tutulmaz) ve kalçalar sıkı tutulur.
2. Su içinde bisiklet çevirme: Havuzun köşesine yaslanılır ve yarı yatay pozisyonda su içinde bisiklet çevrilir.
3. Su içinde oturma: Sandalyede oturuyormuş gibi oturulur ve diz bükülüp topuk kalçaya doğru çekilir.
4. Eklemler için: Kolları çalıştırmak için su omuz seviyesinde, bacakları çalıştırmak içinse gövde seviyesinde olmalı.
Omuz için: Omuzlar su içinde sırayla öne- arkaya- yana kaldırılır, içe ve dışa döndürülür.
Dirsek için: Dirsekler su için açılıp kapatılır, itilip çekilir.
Kalça için: Elle havuz kenarından destek alınarak su içinde ayakta durulur. Kalçalar sırayla öne- arkaya- yana kaldırılır, içe ve dışa döndürülür. Havuzun köşesine yaslanılıp su içinde bisiklet çevrilir.
Diz için: Elle havuz kenarından destek alınarak su içinde ayakta durulur. Su içinde mini çömelme yapılır. Sonra diz bükülür ve topuk kalça arkasına yaklaştırılır.
Ayak bilek için: Elle havuz kenarından destek alınarak su içinde ayakta durulur. Sırayla topuk üstünde ve parmak ucunda durulur ve ayak bilekleri döndürülür.
5. Karın ve gövde için: Sırt arkasındaki kasları güçlendirmek için yüzüstü yüzülür. Su içinde ayakta durulurken karın kasları kasılı tutulur ve bırakılır. Bu sırada nefes tutulmaz. Aynı egzersiz kol ve bacak hareketleriyle birleştirilir.
Performansı düşürüyor
Celal Bayar Üniversitesi (CBÜ) Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hasan Yüksel, bahar alerjisinin, çocuklarda okul, erişkinlerde iş performansı düşüklüğüne yol açtığını ayrıca astım hastalığına sebep olabildiğini bildirdi.
Yüksel, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ilkbahar mevsimiyle birlikte bahar alerjisi vakalarının görülmeye başlandığını söyledi.
Çiçek ve ağaçların polenlerinin yüze ve burna değmesiyle bahar alerjisi ya da saman nezlesi denilen hastalığın bulgularının ortaya çıktığını, hapşırma, öksürük, burun akıntısı, gece burun tıkanıklığı nedeniyle uykusuzluğun, alerjinin klasik bulguları olduğunu anlatan Prof. Dr. Yüksel, şunları kaydetti:
“Bahar alerjisi uykusuzluk nedeniyle çocuklarda okul, erişkinlerde iş performansı düşüklüğüne yol açıyor. Biz buna bahar alerjisinin görülmeyen yüzü diyoruz. Bu yıl baharın erken gelmesinden dolayı alerji bulguları arttı. Bahar alerjisi alerjik bronşitten de öte alerjik astıma neden olur. Bahar alerjisi olan çocuklarda ve erişkinlerde astım hastalığı oranı 4 ile 8 kat arası yüksektir.”
Bahar alerjisi olanların gözlerinde yanma ve sulanma şikayetlerinin meydana geldiğini belirten Prof. Dr. Yüksel, şu bilgileri verdi:
“Bu hastalar sürekli göz doktorlarına giderler, görme bozukluğu veya benzeri bulgulardan yakınırlar. Bu bulgular bazen o kadar gözün beyaz noktasını etkiler ki, bu ağır bir hastalık gibi görünebilir.
Bahar alerjisinin bir yüzü de kronik sinüzit halidir. Kronik sinüzit olan her hasta mutlaka bahar alerjisi açısından gözden geçirilmelidir. Ancak bahar alerjisinin en önemli yönü bahar astımına yol açmasıdır. Bu hastalar sadece üst solunum yolları bulgularıyla bilinmektedir. Yani burun tıkanıklığı, burunda kaşınma, gözlerde yanma, kızarıklık ve kaşıntı vardır. Ama bronşları görmediğimiz için, bronşlara giden polenleri görmüyoruz, bunların yaptığı etkiden dolayı çocuklarda ve erişkinlerde zaman zaman nefes darlığı, hırıltı, uzun süreli öksürük, spor yaparken erken yorulma ve sık nefes alma ve hırıltı karşımıza çıkar.”
Kaydol:
Yorumlar (Atom)