31 Ocak 2013 Perşembe

Dünya Haberleri ve Gündemler

Dünyada hergün birbirinden ilginç gelişmeler yaşanmaktadır. 2013 yılında da dünya gündemini yakından takip etmekte yarar var. Özellikle bu yıl birçok beklenen önemli konuda dünya gündeminde gelişmeler yaşanması bekleniyor. ABD seçim sonrası yeni olaylar, krizler, Türkiye'de yaklaşan seçimler, Avrupa krizinde son durum dünyada yaşanabilecek gelişmeler ve dünyanın gidiş hatını değiştirebilecek gelişmeler arasında yer alıyor. Dünya haberleri arasında özellikle ülkemizide ilgilendiren ve ortadoğuyu etkileyebilecek birçok haber yer alabilir. Suriye iç savaşı, rusyanın bu konudaki tutumu, ABD'nin İsrail'in yaptırımlarına göz yumması ve ezilen Müslüman halkı, diğer ülkelerin bu konudaki görüşleri ve uygulayabilecekleri yaptırımlar, dünya gündemini etkileyebilecek konular arasında yer alıyor.

30 Ocak 2013 Çarşamba

Magazin

2013 yılında magazin olayları yine dopdolu geçeceğe benziyor. Özellikle 2012 yılında yaşanan magazinsel olayların 2013 yılında da devam etmesi ve gelişmelerin gündeme gelmesi bekleniyor. 2013 magazin olayları arasında ünlülerin yasak maddeler kullanarak göz altına alınması olaylarının artması ve bunların gazete ve haberlerde konuşulacak en ciddi konular olacağı düşünülüyor. Magazin gündemini etkileyecek bu konuların dışında ünlü isimlerin hayatlarında yaşanan özel gelişmelerinde 2013 yılında çok konuşulan konular arasında olması bekleniyor. Magazin haberleri 2013 gündemi etkileyecek konuları ve nefesleri kesecek gelişmeleriyle herkesi şok edecek gelişmelere sahne olacağa benziyor. 2013 magazin haberini takip etmeye devam etmekte yarar var.

29 Ocak 2013 Salı

2013 Altın Fiyatları

2013 yılında altın fiyatları en merak edilen konular arasında yer alıyor. Ekonomi haberleri 2013 yılı için yatırımcıları memnun edecek haberlerden oluşsada, altın fiyatları, dolar ve euro için kesin olmayan tahminler bulunuyor. 2013 yılında altın fiyatlarının 105 TL ve üstü olabileceği konuşulurken, dolarında 1,85 TL ve üstü olabileceği düşünülüyor. En çok merak konusu olan ve ekonomi uzmanlarını en fazla şaşırtan euro için ise kesin bir tahmin yapılamasada, euronunda ufak miktarda yükseleceği düşünülüyor. 2013 Ekonomi haberlerini dakikası dakikasına takip edebilirsiniz. 2013 ekonomi haberleri genel olarak döviz yükselişi ve altındaki iniş çıkışlardan oluşacak gibi dursada dünyada yaşanan galişmeler, krizlerde bunları etkileyen etmenler olacaktır.

28 Ocak 2013 Pazartesi

2013 Spor Haberleri

2013 yılında spor haberleride en çok konuşulan konular arasında yer alacak. Ara transfer dönemi bitmek üzere ve ikinci yarının ilk maçları yapıldı bile. Galatasaray, Fenerbahçe, Beşiktaş gibi büyük takımlar büyük transferler yaptı. Özellikle Galatasaray ara transfer dönemini iyi değerlendiren takımlar arasında yer alıyor. Wesley Sneijder transferiyle bombayı patlatan Galatasaray Drogba ve Toure'yide istiyor. Bu oyuncularla anlaşma sağlayan Galatasaray imzayı attırmak üzere. Fenerbahçe ve Beşiktaş ise transfer konusunda Galatasaray'ın gerisinde kalsada bu takımlarda uygun bölgelere uygun transfer yapma çabasında. Transferde önemli olan isimlerin büyüklüklerinden ziyade takımlara geldiklerinde yapabilecekleri işler ve kalitesini ortaya koyabilmesidir. Zira Türkiye'ye gelen birçok yabancı futbolcu dışarıda gösterdiği performansı Türkiye'de gösterememişti. Kısacası 2013 spor haberleri yine bomba gibi devam edecek.

27 Ocak 2013 Pazar

Sağlık bilgileri

İnsan hayatında en önemli şey sağlıktır. Sağlık olmadan gerçekten insan için herhangi birşeyin önemi kalmıyor. Sağlık sorunlarını önemseyerek en kısa sürede çözüm aramalı ve gerekli önlemleri almalıyız. Sağlık haberlerini takip ederek zaman zaman önemli salgın hastalıklardanda korunmak mümkün. Bu anlamda sağlık haberlerinin önemi büyük. 2013 yılında umuyoruz ki daha az kişi sağlık sorunu yaşasın ancak yinede sağlık sorunlarının önlemlerini erken almak için sağlık haberlerini takip ederek gerekli önlemleri almalıyız. Sağlık problemleriyle ilgili tüm bilgiler, ilaç bilgileri, ilaç fiyatları, sağlık bilgileri önemli bilgilerdir ve sağlık sorunları ihmale gelmeyecek önemli olaylardır.

26 Ocak 2013 Cumartesi

CRF hormonu normal seviyedeyse...

Her gün yapılan tempolu bir yürüyüş beyni Alzheimer'a karşı koruyan bir süreci başlatıyor. Yapılan yeni bir çalışmaya göre egzersiz, hafızayı hastalıklardan koruyan bir çeşit stres hormonu üretiyor. Alzheimer's Disease isimli dergide yayınlanan makalede bunama riski altındaki insanların strese karşı neden daha dayanıksız olduğu açıklandı. Son yıllarda yapılan araştırmalar fiziksel ve zihinsel aktivitenin Alzheimer riskini ortadan kaldırdığı ya da en azından süreci yavaşlattığını ortaya koyuyor. Ancak uzmanlar şimdiye kadar bu mekanizmanın işleyişini keşfedemedi. Nottingham Üniversitesi'nden Dr. Marie-Christine Pardon stres hormonu CRF'nin, hastalığın başlangıç dönemindeki rolü üzerinde çalıştı. Çalışmaya göre CRF hormonu normal seviyedeyse beyne faydalı ve hafızayı daha keskin bir hale getiriyor. Araştırmada Alzheimer hastalarının CRF hormonunun düşük olduğu görüldü. ALANINDA İLK ARAŞTIRMA Uzmanlar deneysel bir ilaç kullanarak Alzheimerlı farelerin beyninde CRF hormonunu engelledi. Farelerde anksiyete azaldı ancak stresli bir durumla karşılaşınca verdikleri tepkiler arttı. Dr. Pardon, bu araştırmanın egzersizin beyin üzerindeki etkisini gösteren ve Alzheimer'ın hafıza üzerindeki karakteristik bağlantılarını tespit edebilen ilk araştırma olduğunu belirtti. HALA HİÇBİR TEDAVİ BULUNAMADI Alzheimer İngiltere'de yaklaşık 500 bin insanı etkiliyor. Bugüne kadar hiçbir tedavisi bulunamayan hastalıkta sadece semptomlarını azaltmayı sağlayan birkaç ilaç mevcut.

17 Yaşında Ali oldu

Almanya’da yaşayan 27 yaşındaki Fatoş Badem tam 17 kez tüp bebek tedavisi gördü. Almanya ve tatillerde geldikleri Gaziantep’teki denemeler yüzünü güldüremedi. Yılmadı, devam etti. En son İstanbul’daki denemede tedavi başarıyla sonuçlandı. Yaklaşık bir ay önce Ali bebeğe kavuştu. Badem hikâyesini anlatıyor... “ERKEN yaşta evlendim ama hemen çocuk istedik. 1 yıl içinde olmayınca tedavilere başladık. 16 denemeden hiçbirinde hamilelik bile görmedim. Tedaviler, beklentiler, her seferinde sonuçsuz kaldı. Bazen umudum o kadar kırılıyor, o kadar güçsüz kalıyordum ki bir bardağı dahi yerinden kaldıramıyordum. Her seferinde son dakikaya kadar bir umut, bir sevinçle bekledim. Midem bulansa, başım dönde, ‘Bu kez tuttu hamileyim’ diye düşündüm. Eşim de ben de yıprandık. Yeri geldi pes ettik. Toparlanınca da yeniden denedik. Benim yumurtalarım azalmaya başlamıştı. Eşimin spermleriyse hareketsizdi. Bir kez daha Türkiye’de denemek istedik. Sperm seçimi, lenfosit aşısı derken çok şükür İstanbul’daki ilk denememizde hamile kaldım. Hamile kalmak inanılmaz bir şeydi. Gece yarısı kalkıp, karnıma bakıyordum. Karnım indi mi? Hâlâ şiş mi diye kontrol ediyordum... Yataktan kalkıp, baktığımı bile bilirim. Neyse ki bütün sıkıntılara değdi. Şimdi oğlum Ali’yi seyrediyorum ve hâlâ inanamıyorum. ‘Bu benim oğlum mu?’ diyorum. Bazen zor oluyor ama çocuk sahibi olmak isteyenlerin pes etmeden denemelerini öneriyorum. Stres yaşamasınlar, umutlarını yitirmesinler...” SiZ SORDUNUZ UZMANLAR YANITLADI 33 yaşındayım ve polikistik over hastalığım var. Kendimi bildim bileli şişmanım. Amerika’da hastanelerin obez hamileliği adı altında bölümleri varken, İstanbul’daki tüp bebek merkezleri, bu konuda kendini geliştirmiyor. Peki kilo veremiyor ve tüm tehlikelerini göze alarak çocuk istiyorsam? Türkiye’de hamile obezite merkezi adı altında bir merkez yok. 33 yaşınızdasınız ve polikistik over hastasısınız gebe kalabilmeniz için öncelikle kilo vermeniz şart. Kilo verdiğiniz takdirde hormonlarınız düzene girecek, yumurtlamanız daha düzgün hale gelecek, tüp bebek tedavisinde kullanılan ilaçlar daha etkili olacaktır. 46 yaşındayım. Almanya’da yaşıyorum. Şimdi 23 yaşında olan kızım kromozom bozukluğu nedeniyle ağır engelli. Doktorlar umut vermeyince, ikinci çocuktan vazgeçtim.Yavaş yavaş menopoza girdiğimi öğrendim. Doğurganlık testlerim iç açıcı değil. Ama hâlâ umudum var. Hem kromozom bozukluğu hem de doğurganlığı azalmış bir kadına ne önerirsiniz? Adetinin ikinci günündeki FSH, AMH, E2 değerleri yumurtalık rezervi hakkında bilgi verir. Bu değerlere göre nasıl çok yumurta elde edileceği planlanabilir. Eğer iyi embriyon elde edilir, PGD ya da CGH (genetik testler) yapılırsa Down sendromu riski yüzde 99 elenir. Ancak önemle hatırlatmakta yarar var, 46 yaşında bir kadının gebelik şansı yüzde 10’un altında. BABANIN KANINDAN GEBELİĞE DESTEK DAHA önceki gebeliği düşükle sonlanan kadınların sonraki gebeliklerinde de bu risk devam ediyor. İleri yaş en önemli düşük nedenlerinden biri. Zira en elverişli üreme çağı 20-34 yaş arası. Tüp bebek uygulamalarında kullanılacak yöntemler çiftin ihtiyaçlarına göre değişiyor. Bazen tek bir yardım yeterken, bazı sorunlarda birkaç yöntemden birden destek alınması gerekiyor. Fertijin Tüp Bebek Merkezi Direktörü Dr. Seval Taşdemir tüp bebek uygulamalarını destekleyen ve tamamlayan diğer yöntemleri şöyle anlattı: RAHMİN BEBEĞE ALERJİSİ Mİ VAR “Son dönemlere dek kromozomal bozukluk, hormonal problemler veya rahimdeki anomalilere bağlı olmayan düşüklere ‘nedeni izah edilemeyen düşükler’ diyorduk. İmmunoloji (bağışıklık bilimi) alanındaki gelişmelerden sonra yapılan araştırmalar, nedeni izah edilemeyen düşüklerin yüzde 80’inin bağışıklık sistemindeki bozukluklara bağlı olabileceği ve bunların birçoğuyla başedilebileceğini gösterdi. Art arda görülen üç düşükten sonra nedeni araştırılmalı. Bağışıklık sistemi, insan vücudunun dışarıdan gelen hastalık etkenlerine karşı savunma mekanizmasını oluşturan karmaşık bir sistem. Ancak bazı kadınlarda bu sistem asıl görevinin yanında, anne karnındaki bebeği de yabancı olarak görüp vücuttan atmak istiyor. Düşükler meydana geliyor. Aşı tedavisiyle hedeflenen baba adayının hücrelerini anne adayının bağışıklık sistemine önceden tanıtmak. Ayrıca embriyonun oluşmasıyla anne rahmine tutunmasında babadan gelen proteinlere karşı bağışıklık sisteminin harekete geçmesini önlemek.” ÖNCE VE SONRA YAPILIYOR “Bağışıklık aşı tedavisi tekrarlayan düşük veya tüp bebek tedavisi gören çiftlerin baba adayında hepatit ve HIV testleri yapıldıktan sonra alınan yaklaşık 100 ml taze kandan yapılıyor. Kandaki lenfosit hücreleri özel ayırma solüsyonları yardımıyla santrifüj edilerek bir tüp içerisinde toplanıyor. Anne adayına ön koldan aşı şeklinde verilmeden önce tekrar yıkama işlemi yapılıyor. Tüp bebek tedavisinden önce ayda bir kez olmak üzere üç kez, her iki kola enjekte ediliyor. Gebelik geliştiğinde aşı tekrarlanıyor. Bebeğin kalp atışlarının başladığı ultrasonografi yardımıyla tespit edildiği zaman da aşı yine tekrarlanıyor. Sonrasında gebelik normal seyrine bırakılıyor. Tüp bebek tedavisi dışında kendiliğinden gebe kalabilen ve düşük yapan hastalarda da bağışıklık aşı tedavisi uygulanıyor. Aşıların yapıldığı süre boyunca (3 ay) hastaların gebe kalmaması ve son aşıdan sonra 6 ay içerisinde gebe kalması isteniyor.”

YENİ HASTALAR ESKİLERİN ÇOCUKLARI

Eskiden toplum dışına itilen kurbanlarıyla korkunç ve çağ dışı bir hastalık olarak bilinen cüzzam, günümüzde ender görülen bir hastalık. Dünyada her yıl 200 bin civarında yeni lepra (cüzzam) hastası tedaviye alınırken, Türkiye'de ise yeni hastalar dışında kayıtlı lepralı sayısı 2 bin 500 civarında. Geçen yıl da 9 cüzzamlı hasta tespit edildi. Her yıl ocak ayının son pazar günü olarak ilan edilen “Dünya Cüzzam Günü” ve 25-31 Ocak tarihleri arasında kutlanan “Cüzzam Haftası” dolayısıyla, Lepra Deri ve Zührevi Hastalıkları Hastanesi Dermatoloji uzmanlarından Ümmühan Kaya, soruları yanıtladı. Kaya, damlacık yoluyla, ama zayıf derecede bulaşan cüzzamın 5-10 yıllık uzun süren kuluçka dönemi olduğunu anlattı. Hastalığın uzun zaman sonra klinik belirti verdiğini ve sinsi ilerlediğini ifade eden Kaya, ciltte döküntüler yapan rahatsızlık olarak bilinen cüzzamın, vücuda alındıktan sonra kollar ve bacaklardaki uyarıları beyne ilettiğini, sinirlerde yerleşip çoğaldığını söyledi. Hastalığın 1981 yılında Dünya Sağlık Örgütü'nün önerdiği 3'lü yöntemle artık başarılı bir şekilde tedavi edilebildiğini belirten Kaya, “Dünyada her yıl 200 bin civarında yeni cüzzam hastası tedaviye alınıyor. Türkiye'de yeni hastalar dışında kayıtlı lepralı 2 bin 500 civarında. Bu Dünya Sağlık Örgütü'nün ön gördüğü 10 binde binin altındaki rakamın çok daha altında” dedi. "2012'DE 6'SI YENİ TOPLAM 9 HASTAMIZ OLDU" Cüzzamın, temel sağlık hizmetlerinin yerinde ve doğru bir şekilde alınmasıyla dünyada ortadan kaldırılacağına inanılan bir rahatsızlık olduğunu vurgulayan Kaya, “Türkiye'de bununla ilgili saha çalışmaları 1983'lerde başladı. 1997'lere kadar saha çalışmaları başarıyla devam etti. 2008-2009-2010 yılında yeni hasta sayıları 3 ile 5 arasında. 2011'de 3 yeni hasta, 2012'de de 3 nüks, 6'sı yeni toplam 9 hastamız oldu. Bu hastalar düzgün bir şekilde 3'lü tedavilerine devam ediyorlar. Bu hastalarda bizim eski hastalardaki sakatlıklar yaşanmayacak. Son yıllarda yeni hasta sayılarında ufak bir değişiklik olsa da biz hala lepranın Türkiye'de azalacağına ve bittiğine inanıyoruz. Son yıldaki rakamlar artmış gibi gözükse de, çalışmalarımız devam ettiği sürece lepranın Türkiye'de biteceğine inanıyoruz” diye konuştu. YENİ HASTALAR ESKİLERİN ÇOCUKLARI Hastanede yatan 10 hastanın cüzzamdan kaynaklanan el ve ayaklarda oluşan sakatlıkları nedeniyle tedavi edildiğini ifade eden Kaya, “Biz toplam 12 hastanın takibini de yapıyoruz. Bunların yakınlarını da takip ediyoruz. Bizim eski hastalarımızda oluşan sorunlar oluşmayacak. Cüzzam, hastaların ailelerinde, yakın çevrelerinde, kişinin çocuklarında görülebiliyor. Aile hastalığı. Uzun süreli kuluçka dönemi olduğu için klinik belirtilerin ortaya çıkması 20-25 yılı bulabiliyor. Yeni vakaların erken yakalanması için, bu hastaların ailelerini, çocuklarını takip etmek durumundayız. Hastaların büyük çoğunluğu yine eski lepralı hastaların çocukları. 12 hastanın, çoğunluğu temas öyküsü olan hastalar” diye konuştu. Cüzzamlı biriyle uzun süreli yakın temas halinde, hastalığın geçmesi için bu konuda savaşacak olan bağışıklık sistemininde bir defektin (eksiklik) gerektiğini belirten Kaya, lepranın ürkülen çekinilen bir hastalık olduğu için, dünya lepra günüyle bu tür ön yargıların değiştirilmesinin amaçlandığını vurguladı. TEDAVİ EDİLEN CÜZZAM BULAŞMAZ Kaya, hastalığın doğru zamanda, uygun tedavi yapılmazsa kalıcı sakatlık bıraktığını belirterek, hastanedeki hastaların büyük çoğunluğunun da bu sakatlıkları nedeniyle yattıklarını söyledi. Sinirlerde kalıcı hasar geliştiğinde, bu hastaların ellerinde, ayaklarında, gözlerinde duyu kusurları ve buna bağlı his kaybı oluştuğunu, ayaklarda ellerde açılan yaralardan haberdar olunamadığını ifade eden Kaya, el ve ayaklardaki sakatlıkların kalıcı olmaları durumunda geri döndürülemediğini, hastaların fizik tedavi gibi uygun egzersizleri alması gerektiğini vurguladı. Bazen hastalıklarını saklayan lepralıların bunu doktora bile söylemediklerini belirten Kaya, şöyle devam etti: “Tedavi 2 yıl sürüyor. Tedavi aldıktan sonra desteğe ihtiyaç duyuyorlar. Bunun normalde çağ dışı bir hastalık olduğunu kabul etmemiz gerekiyor ve bununla ilgili gereken duyarlılığı teşhis ve tedavi konusunda göstermemiz gerekiyor. Sakatlıkları olan hastalar şu anda az sayıda ama bunun sayılarının artmaması gerekir. Lepra hastasının, toplumda, hayatın içinde yaşayabilmesi gerekiyor. Hastanın 2 yıl tedavisi sürdüğü düşünülürse, hastalık tedaviye başladıktan 4 hafta sonra bulaştırıcı özelliğini kaybeder. Geri kalan 19 ay sadece tedavinin tamamlanması süresidir. Aktif bir hasta, tedaviden 4-5 hafta sonra bulaşıcılığını kaybeder. Normal yaşantısına devam eder. 2 yıl sürecek tedavinin önemli bölümünü aldıktan sonra ayakta takip ettiğimiz hastalar toplum içinde bizlerle birlikte yaşayabilirler. Hastaların hiçbir şekilde dışlanması gerekmiyor. Tamamen bizimle iç içe yaşaması normal. Biz bu hastalardan hiçbir şekilde cüzzamlıdan korkar gibi korkmayacağız.” YARALAR NEDENİYLE TEDAVİ GÖRÜYORUM Lepra Deri ve Zührevi Hastalıkları Hastanesi'nde tedavi gören hastalardan biri, cüzzam tanısının 13 yaşındayken konulduğunu ve 20 yıldır cüzzamla yaşadığını söyledi. Ellerindeki sakatlıklar nedeniyle 2001'den beri tedavi edildiğini belirten hasta, ilk tanı sürecini “Ellerim su topladı yara çıktı. Doktorlar hastalığı çıkartamadılar. Cüzzamı bilmiyordum. Beni buraya gönderdiler. Tedavi için 10 yıldır buraya gidip geliyorum. Ellerimi düzeltmek için ameliyat oldum” şeklinde ifade etti. Hasta, 13 yaşında tanı konulduğu için de kendini şanslı hissettiğini söyledi. 40 yıldan beri hastalıkla mücadele eden diğer hasta da, “20'li yaşlarımda tanı konuldu. 10 seneden beri de ayaklarım bozuldu. Yara oluştu, şekil bozuldu. Yaralar çok büyük. Hastanede ayağımdaki yaradan dolayı yatıyorum. Yaralarım kapanmadığı için özel bir cihazla ayaklarım tedavi ediliyor. Şekil bozukluğu nedeniyle de özel ayakkabı giyiyorum. Ölçülerimize göre, isteyince ayakkabı gönderiyorlar” diye konuştu. Ailesinde kimsede cüzzam olmadığını, hasta olduğu için de kimsenin kendisinden kaçmadığını belirten hasta, yaşantısına normal bir şekilde devam ettiğini söyledi.

15 Ocak 2013 Salı

Full HD Doğa Resimleri

Bilgisayar ekranlarını süsleyen birçok manzara fotoğrafı artık yerini HD masaüstü resimlere, bazıları ise Full hd resimlere bıraktı. 2013 yılında 1080p resimlerin moda olacağı gerçeğini hemen herkes kabul ediyor. 2013 doğa resimlerininde yılı olacak. Full HD doğa fotoğrafları ise en fazla arananlar arasında girmeye başladı bile.

14 Ocak 2013 Pazartesi

Güncel Burç Yorumları

2012 yılı kimi için iyi kimi için kötü geçsede 2013 yılı için herkese mutluluklar temenni ediyoruz. 2013 burç yorumları çoğu kişi için yeni umutlara, yeniliklere yelken açmak üzere başlangıç yaptı. Burç Yorumları özellikle aşk hayatında yeniliklerin geleceği müjdelerken, iş hayatında da birçok kişi için yenilikler içermektedir.

13 Ocak 2013 Pazar

2013 Pastane Poğaçası

Yemekler insan yaşamı için oldukça önemlidir. Özellikle yemeklerin lezzetli olması Türk erkeklerin en çok önem verdiği konular arasında yer alıyor. Yemek tarifleri doğru oranlar kullanıldığı sürece lezzetli tariflerden oluşabilmektedir. Son dönemlerde en çok merak edilen ise Pastane Poğaçası tarifi oldu. Pastane poğaçası hem lezzetli hemde doyurucu olabilmektedir. Evlerde yapılan poğaçalar bu lezzetle olamamaktaydı. Ancak, pastane poğaçası tarifiyle artık bu mümkün. Sizde evlerinizde pastane poğaçası tadında poğaça yapıp yiyebilirsiniz.

12 Ocak 2013 Cumartesi

2013 magazin

2013 yılında 2012 yılında olduğu gibi magazin haberleri ve medya haberlerinde dopdolu bir dönem bekleniyor. 2013 magazin gündemi, en son gerçekleşen magazinsel olaylar ve daha birçok haberin geerçekleşmesi bekleniyor. Milliyetet, posta gibi önemli haber kanallarının magazin haberleride her zamanki gibi nefes kesiyor.

11 Ocak 2013 Cuma

2013 emekli intibak zamları

2013 emekli intibak zamları açıklandı. Ancak, SGK'nın açıkladığı intibak zamları büyük umutlar besleyen birçok emekliye hayal kırıklığına uğrattı. Bunun üzerine Sosyal Güvenlik Kurumu SGK emekliler için bir duyuru yayınladı.

10 Ocak 2013 Perşembe

2013 transfer haberleri

Futbolda ara döneme gelindi. 2012-2013 futbol döneminde lidge bulunan tüm takımlar transfer yapabilmenin peşinde. Bildiğiniz gibi ara dönemde transfer yapmak oldukça zor. Ancak, takımlara değer katabilecek birkaç oyuncu transfer etmek takımlara büyük güç katacaktır.

1 Ocak 2013 Salı

Bele ve bileğe destek şartı

İşyerlerine önemli ayarlamalar Hazırlanan yönetmelik taslağına göre 2013 yılında Türkiye’deki tüm işyerlerine ısı, ışık, gürültü ve karakter ayarı geliyor. Taslaktaki yenilikler arasında çalışanın bileklerini dayayabileceği özel desteklerden, sırt ve bel ağrılarına karşı çeşitli önlemler yer alıyor. Yeni yılda uygulamaya girmesi planlanan yönetmelik taslağı çalışanın oturduğu yerden, bilgisayardaki yazı karakterine kadar şu yenilikleri getiriyor: GÖZ MUAYENESİ ZORUNLU · Ekranlı araçlarla çalışmaya başlamadan önce, yapılan risk değerlendirmesi sonuçlarına göre işyeri hekimince belirlenecek düzenli aralıklarla ve en fazla 2 yılda bir, ekranlı araçlarla çalışmadan kaynaklanabilecek görme zorlukları yaşandığında çalışanın göz muayenesi yapılacak. BÜYÜK PUNTOLU KARAKTER DÖNEMİ · Bilgisayar ekranında görünen karakterler, kolayca seçilir şekil ve formda, uygun büyüklükte olacak. Satır ve karakterler arasında yeterli boşluk bulunacak. · Ekran görüntüsü titremeyecek. Parlaklık ve karakterlerle arka plan arasındaki kontrast, çalışan tarafından kolaylıkla ayarlanabilecek. · Ekranda kullanıcıyı rahatsız edebilecek yansıma ve parlamalar olmayacak. Klavyenin çalışanın el ve kollarının yorulmaması ve rahatça çalışabilmesi için ekrandan ayrı ve hareketli olması sağlanacak. Klavyenin ön tarafına, çalışanın bileklerini dayayabileceği özel destek konulacak. KLAVYE SEMBOLÜ OKUNUR OLACAK · Klavye yüzeyi ışığı yansıtmayacak şekilde mat olacak. Klavye tuşları üzerindeki semboller, çalışma pozisyonuna göre kolaylıkla okunabilir ve seçilebilir nitelikte olması zorunlu tutulacak. · Sandalyelerde dayama yeri öne, arkaya ve yukarı, aşağı ayarlanabilir, sırt desteği bele uygun ve esnek olacak. İstendiğinde çalışana uygun bir ayak desteği verilebilecek. Çalışanın gereksinimleri ve yapılan işin türü dikkate alınarak uygun aydınlatma şartları sağlanacak. Çalışma merkezlerinde yansımalara ve parlamalara neden olabilecek ışık gelmesini önlemek amacıyla tedbirler alınacak. · Ekrana gelen gün ışığının kontrol edilebilmesi için yatay ve dikey ayarlanabilir perdeler kullanılacak. Çalışma merkezlerinde kullanılan ekipmanın gürültüsü çalışanların dikkatini dağıtmayacak ve karşılıklı konuşmayı engellemeyecek düzeyde olacak. · Ortamdaki nemin uygun düzeyde tutulması ve bu düzeyde korunması gerekecek. Kullanılan programların kolay kullanılabilir ve eğer uygunsa operatörün bilgi düzeyine ve deneyimine göre ayarlanabilecek.